Ukrayna ordusu, Azak Denizi'nde ve Rusya'nın işgali altındaki toprakların kıyı sularında yasadışı kargo taşıdığı belirtilen beş gemiyi hedef aldı. Saldırı, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in önemli bir konuşma yapmaya hazırlandığı sırada gerçekleşti. Ukrayna yönetimi, gemilerin işgal altındaki bölgelere askeri malzeme taşıdığını ve uluslararası hukuka aykırı olarak faaliyet gösterdiğini öne sürdü. Kiev'den yapılan açıklamada, söz konusu gemilerin Ukrayna'nın egemenlik haklarını ihlal ettiği ve bu nedenle meşru askeri hedef haline geldiği vurgulandı. Saldırının ayrıntılarına ilişkin henüz bağımsız bir doğrulama yapılamazken, bölgedeki gerginliğin yeni bir boyuta taşındığı ifade ediliyor.
Gelişmenin arka planı: Azak Denizi'ndeki stratejik mücadele
Azak Denizi, Ukrayna ve Rusya arasındaki çatışmanın en sıcak noktalarından biri haline gelmiş durumda. 2014'te Kırım'ın ilhakının ardından Rusya, Azak Denizi'ndeki kontrolünü önemli ölçüde artırdı. Kerç Boğazı'na inşa edilen köprü, Rusya'ya bölgedeki deniz trafiği üzerinde fiili bir denetim sağlarken, Ukrayna'nın Mariupol ve Berdyansk gibi liman kentlerine erişimini kısıtlıyor. Ukrayna yönetimi, Rusya'nın bu rotayı kullanarak işgal altındaki Donbas bölgesine ve Kırım'a askeri malzeme sevk ettiğini iddia ediyor. Son saldırı, bu iddiaların bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Ukrayna Genelkurmay Başkanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, vurulan gemilerin 'yasadışı kargo' taşıdığı ve 'işgalcilerin lojistik desteğini sağladığı' belirtildi. Açıklamada ayrıca, operasyonun Ukrayna Deniz Kuvvetleri ve Güvenlik Servisi'nin (SBU) ortak çalışmasıyla gerçekleştirildiği kaydedildi. Saldırıda kullanılan silah sistemlerine ilişkin bilgi verilmezken, Ukrayna'nın son dönemde deniz insansız hava araçları (İHA) ve füzelerle Rus hedeflerine yönelik saldırılarını artırdığı biliniyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Putin'in konuşması öncesi mesaj mı?
Saldırının zamanlaması dikkat çekiyor. Putin, bugün (18 Mart) Kırım'ın ilhakının 10. yıl dönümünde büyük bir konuşma yapacak. Analistler, Ukrayna'nın bu hamlesiyle Putin'e sembolik bir mesaj göndermeyi hedeflediğini düşünüyor. Kremlin sözcüsü Dmitri Peskov, saldırıyı kınayarak 'Ukrayna'nın provokasyonlarının karşılıksız kalmayacağını' söyledi. Rusya Savunma Bakanlığı ise konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapmadı.
Uluslararası toplum, gelişmeyi yakından takip ediyor. AB Dış İlişkiler Sözcüsü, saldırının tırmanış riskini artırdığı uyarısında bulundu ve taraflara itidal çağrısı yaptı. ABD Dışişleri Bakanlığı ise Ukrayna'nın meşru müdafaa hakkına saygı duyduğunu ancak sivil gemilerin hedef alınmasının endişe verici olduğunu belirtti. Bu arada, Birleşmiş Milletler (BM) yetkilileri, uluslararası deniz hukuku kurallarının hatırlatılması gerektiğini vurguladı.
Sivillerin durumu da merak konusu. Ukrayna, saldırı sırasında sivil can kaybı yaşanmadığını iddia ederken, Rusya yanlısı kaynaklar en az iki denizcinin yaralandığını öne sürdü. Bölgedeki ticari gemicilik faaliyetleri, savaş nedeniyle zaten ciddi darbe almış durumda. Azak Denizi'ndeki bu son olay, Karadeniz'deki tahıl koridoru anlaşmasının geleceğini de etkileyebilir. Ankara'nın arabuluculuk girişimleri, taraflar arasındaki güvensizlik nedeniyle şu ana kadar sınırlı sonuç verdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Azak Denizi'ndeki bu gelişme, Türkiye'yi Karadeniz güvenliği ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi açısından yakından ilgilendiriyor. Türkiye, savaş gemilerinin boğazlardan geçişini sınırlayan Montrö rejimini titizlikle uygularken, ticari gemilere yönelik bu tür saldırılar bölgedeki deniz ticaretini doğrudan tehdit ediyor. Ayrıca, Rusya ve Ukrayna arasındaki gerilim, Türkiye'nin arabuluculuk rolünü zorlaştırabilir. Ankara, her iki tarafın da tırmanıştan kaçınması gerektiğini vurguluyor. Tahıl koridoru anlaşmasının sürdürülebilirliği de Türkiye'nin Gıda ve enerji güvenliği için kritik. Bu nedenle, Azak Denizi'ndeki istikrarsızlık, Türk dış politikasının öncelikli gündem maddelerinden biri olmaya devam ediyor.