Uganda'nın kuzeyindeki savanalarda, kömür üretimi için yerli shea ağaçlarının kontrolsüz kesimi, hem biyolojik çeşitliliği hem de kadınların geçim kaynağını tehdit ediyor. Ancak girişimci Sarah Nakalanda, shea meyvesinin kabuk ve çekirdek atıklarını işleyerek odun kömürüne alternatif, çevre dostu briketler üretiyor. Bu girişim, hem ormansızlaşmayı yavaşlatıyor hem de düşük gelirli hanelere ucuz ve temiz enerji sunuyor.
Shea ağaçları ve kömür krizi
Uganda'da hanelerin yüzde 90'ından fazlası yemek pişirmek için odun kömürüne bağımlı. Talep arttıkça, shea ağaçları (Vitellaria paradoxa) hızla kesiliyor. Oysa shea ağaçları, meyvelerinden elde edilen shea yağı sayesinde bölge kadınları için önemli bir gelir kaynağı. Nakalanda'nın kurduğu kooperatif, kadınların shea meyvelerini toplamasını ve atıkları teslim etmesini sağlıyor. Atıklar, özel bir makinede sıkıştırılarak briket haline getiriliyor. Briketler, geleneksel kömüre göre daha uzun süre yanıyor, daha az duman çıkarıyor ve aynı maliyette. Nakalanda, “Kadınlar artık ağaç kesmek zorunda kalmadan para kazanıyor” diyor.
Bölgesel etki ve sürdürülebilir model
Benzer girişimler Batı Afrika'da da yaygınlaşıyor. Shea ağaçlarının korunması, aynı zamanda karbon emisyonlarını azaltıyor ve çölleşmeyle mücadeleye katkı sağlıyor. Nakalanda'nın modeli, Uganda Enerji Bakanlığı tarafından destekleniyor. Briketlerin başkent Kampala'da satışına başlandı. Uzmanlar, bu tür yerel çözümlerin iklim değişikliğiyle mücadelede büyük potansiyel taşıdığını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ithalatını azaltmak ve karbon nötr hedeflerine ulaşmak için benzer atık-enerji dönüşüm projelerini tarım atıklarıyla uygulayabilir. Özellikle zeytin, fındık ve pamuk atıklarından biyokömür ve briket üretimi, kırsal kalkınmaya katkı sağlayabilir. Türkiye'nin Afrika'da artan diplomatik ve ekonomik varlığı, bu tür yerel girişimleri destekleyerek hem çevresel hem de ticari iş birliğini güçlendirebilir.