Ugandalı çiftçiler, Doğu Afrika'nın en büyük altyapı projelerinden biri olan ve ülkeden geçmesi planlanan 5,6 milyar dolarlık Ham petrol boru hattına karşı dava açmaya hazırlanıyor. Doğu Afrika Ham Petrol Boru Hattı (EACOP) olarak bilinen proje, Uganda'nın batısındaki petrol sahalarından Tanzanya'nın Tanga limanına 1.443 kilometrelik bir hat çekilmesini öngörüyor. Ancak projenin, özellikle tarım arazileri ve su kaynakları üzerinde yaratacağı olumsuz etkiler nedeniyle çiftçiler ve çevre örgütleri büyük tepki gösteriyor.
Projenin Arka Planı ve Çiftçilerin Kaygıları
EACOP, Uganda'da 2006 yılında keşfedilen petrol rezervlerini dünya pazarına ulaştırmayı amaçlıyor. Proje, TotalEnergies ve China National Offshore Oil Corporation (CNOOC) gibi uluslararası şirketler tarafından yürütülüyor. Ancak boru hattının geçeceği güzergah, Uganda'nın en verimli tarım bölgelerinden bazılarını etkiliyor. Çiftçiler, topraklarının kamulaştırılması, su kaynaklarının kirlenmesi ve geçim kaynaklarının yok olmasından endişe ediyor. Ayrıca, projenin sera gazı emisyonlarını artırarak iklim krizine katkıda bulunacağı da eleştiriliyor.
Yerel halk, hükümetin proje için gerekli arazi kamulaştırmalarını yaparken yeterli tazminat ödemediğini savunuyor. Uganda hükümeti ise projenin ülkeye büyük ekonomik faydalar sağlayacağını, binlerce istihdam yaratacağını ve enerji bağımsızlığını artıracağını belirtiyor. Ancak çiftçiler, bu iddiaları gerçekçi bulmuyor ve projenin daha çok yabancı şirketlere yarayacağını düşünüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
EACOP projesi yalnızca Uganda için değil, tüm Doğu Afrika bölgesi için stratejik öneme sahip. Boru hattının tamamlanmasıyla Uganda, petrol ihracatçısı konumuna gelecek ve bölgesel enerji ticaretinde söz sahibi olacak. Ancak proje, uluslararası çevre örgütlerinin ve insan hakları gruplarının da hedefinde. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, projenin yerel toplulukların rızası olmadan ilerletilmemesi gerektiğini vurguluyor. Avrupa Birliği ise, iklim hedefleriyle çeliştiği gerekçesiyle projeye finansman sağlamama kararı aldı. TotalEnergies ise projeyi savunurken, karbon nötr hedeflerine uyumlu olduğunu ileri sürüyor.
Bu dava, gelişmekte olan ülkelerdeki doğal kaynak projelerinin çevresel ve sosyal maliyetlerine karşı artan direncin bir parçası olarak görülüyor. Uganda'da yaşanacak gelişmeler, benzer projelerin geleceği için de emsal teşkil edebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Doğu Afrika bölgesinde artan ekonomik ve diplomatik varlığıyla dikkat çekiyor. Uganda ile ikili ticaret hacmi sınırlı olsa da, Türk şirketleri bölgede altyapı projelerinde yer alıyor. EACOP gibi büyük enerji projelerinin yarattığı hukuki ve sosyal riskler, Türkiye'nin Afrika'daki yatırımları için bir uyarı niteliği taşıyabilir. Ayrıca, projeye karşı çıkan çevreci hareketler, Türkiye'deki benzer enerji projelerine karşı da bir model oluşturabilir. Bu bağlamda, Türkiye'nin Afrika'da yürüttüğü kalkınma işbirliğinde çevresel ve sosyal sürdürülebilirliği önceliklendirmesi önem kazanıyor.