ABD Başkanı Donald Trump, İran İslam Cumhuriyeti ile imzalanan mutabakat zaptının (MoU) 'kötü niyetli ve şiddet yanlısı' rejimle artık geçerli olmadığını açıkladı. Beyaz Saray'da düzenlenen basın toplantısında konuşan Trump, İran'ın bölgesel faaliyetleri ve nükleer programına yönelik sert ifadeler kullanarak, anlaşmanın 'tamamen feshedildiğini' ilan etti. Bu açıklama, iki ülke arasında yıllardır süren gergin ilişkilerde yeni bir kırılma noktası olarak yorumlanıyor.
Mutabakat zaptının arka planı ve Trump'ın gerekçeleri
Söz konusu mutabakat zaptı, 2015 yılında imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (JCPOA) ardından gelen süreçte, Trump yönetiminin 2018'de anlaşmadan tek taraflı çekilmesiyle başlayan diplomatik boşluğu doldurmak amacıyla hazırlanmıştı. Trump, İran'ı 'bölgedeki en büyük tehdit' olarak niteleyerek, mutabakatın İran'ın balistik füze programını ve bölgesel milisler aracılığıyla yürüttüğü vekalet savaşlarını durdurmada yetersiz kaldığını savundu. Ayrıca, İran'ın Yemen'deki Husilere, Lübnan'daki Hizbullah'a ve Suriye'deki rejim güçlerine verdiği desteğin 'kabul edilemez' olduğunu belirtti. Trump, 'İran'la yapılan hiçbir anlaşma, onların şiddet eğilimini durduramaz. Bu rejim ancak baskıyla dizginlenebilir' dedi.
Uzmanlar, Trump'ın bu hamlesinin İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırmasına ve bölgedeki istikrarsızlığın artmasına yol açabileceği uyarısında bulunuyor. İran Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada ise ABD'nin 'güvenilmez bir müzakereci' olduğu vurgulanarak, uluslararası toplumun Washington'u sorumluluğa çağırması gerektiği ifade edildi.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Trump'ın bu açıklaması, Ortadoğu'da tansiyonu yeniden yükseltti. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, ABD'nin İran'a karşı sert tutumunu memnuniyetle karşılarken, Rusya ve Çin, diyalog çağrısı yaptı. Avrupa Birliği ise JCPOA'nın korunması için çaba harcadıklarını ancak ABD'nin son adımının bu çabaları baltaladığını belirtti. Fransa, Almanya ve İngiltere, nükleer anlaşmanın tamamen çökmesini önlemek için Tahran'la dolaylı müzakerelere devam ediyor. Bu gelişme, aynı zamanda İran'ın petrol ihracatını ve bölgesel ticaret yollarını da etkileyebilir. Analistler, Trump'ın bu söyleminin İran'ı daha agresif bir tutuma itebileceğini ve bunun da Basra Körfezi'ndeki deniz güvenliğini tehlikeye atabileceğini öngörüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la kara sınırı olan ve enerji ihtiyacının önemli bir kısmını komşusundan karşılayan bir ülke olarak, bu gelişmeden doğrudan etkileniyor. Trump'ın mutabakattan çekilme kararı, İran-Türkiye arasındaki ticari ilişkileri zorlaştırabilir ve ABD yaptırımlarının yeniden devreye girmesiyle Türkiye'nin enerji maliyetleri artabilir. Ayrıca, İran'la yaşanacak bir askeri gerilim, sınır güvenliğini tehdit edebilir ve bölgesel istikrarsızlık Türkiye'nin göç ve terör gibi mevcut sorunlarını derinleştirebilir. Ankara, bu krizde diplomatik çözümden yana tavır alırken, ABD-İran arasındaki tırmanışı dikkatle izlemekte ve kendi çıkarlarını korumak için dengeli bir politika izlemeye çalışmaktadır.