Uganda'nın ordu komutanı ve Devlet Başkanı Yoweri Museveni'nin oğlu General Muhoozi Kainerugaba, ülkenin en köklü bağımsız medya gruplarından Daily Monitor'ün kapatılması emrini verdi. Askeri yetkililer, gazetenin "ulusal güvenliği tehdit eden yayınlar yaptığı" gerekçesiyle operasyon düzenledi ve matbaasını mühürledi. Bu hamle, Kainerugaba'nın son aylarda muhalif politikacıları ve aktivistleri tutuklamasının ardından geldi. Uganda'da ifade özgürlüğü ve demokrasi açısından endişe yaratan bu gelişme, uluslararası toplumun tepkisini çekti.
Artan Otoriterleşme ve Ordu-Gazete Çatışması
Daily Monitor, yıllardır Uganda yönetimini eleştiren haberleriyle biliniyor. Özellikle yolsuzluk, insan hakları ihlalleri ve seçim usulsüzlükleri konularında yaptığı araştırmacı gazetecilikle dikkat çekiyordu. General Kainerugaba, kapatma kararını açıklarken gazetenin "ordunun itibarını zedelediğini" ve "ülkeyi iç savaşa sürükleyecek yayınlar yaptığını" iddia etti. Ancak basın özgürlüğü örgütleri, bu hamlenin kendisine yönelik artan muhalefeti bastırmayı amaçladığını belirtiyor. Kainerugaba, babasının 1986'dan bu yana süren iktidarını devralmaya hazırlanırken, medya üzerindeki baskıyı da artırıyor. Geçen ay muhalefet lideri Bobi Wine'ın partisinin üyeleri tutuklanmış, ardından Wine'ın destekçilerine yönelik polis şiddeti görüntüleri uluslararası medyada yankı uyandırmıştı. Daily Monitor, bu olayları geniş bir şekilde haber yapmıştı.
Kapatma operasyonu sabah saatlerinde askeri birlikler tarafından gerçekleştirildi. Gazetenin başyazarı Barbara Among, gazetecilerin gözaltına alındığını ve ofislerin arandığını duyurdu. Uganda'da benzer bir durum daha önce 2020'de başka bir bağımsız yayın olan Daily Monitor'ün kardeş gazetesi The Observer'ın başına gelmişti. Hükümet, o dönem de gazeteyi "isyanı kışkırttığı" gerekçesiyle kapatmıştı. Bu kez doğrudan ordunun müdahalesi, sivil otoritenin giderek zayıfladığını gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Uganda, Doğu Afrika bölgesinde stratejik bir konuma sahip. Özellikle Somali'deki El-Şebab militanlarına karşı yürütülen barış gücü operasyonlarında önemli rol oynuyor. ABD ve İngiltere gibi Batılı ülkeler, Uganda'yı terörle mücadelede kilit müttefik olarak görüyor. Ancak son dönemde artan otoriterleşme, bu ülkelerle Uganda arasında gerilime neden oluyor. Avrupa Birliği, basın özgürlüğünü kısıtlayan yasa ve uygulamaları gerekçe göstererek Uganda'ya yönelik bazı yardımları dondurmayı değerlendiriyor. Öte yandan Çin ve Rusya, Uganda'ya yatırım yaparak nüfuzlarını artırıyor. Çin, Uganda'nın altyapı projelerine büyük krediler sağlarken, Rusya ise askeri iş birliği anlaşmaları imzalıyor. Bu durum, Uganda'nın dış politikada çok yönlü bir denge kurmasına yol açıyor. Kainerugaba'nın medyayı hedef alması, bölgedeki diğer otoriter liderlere de cesaret verebilir. Ruanda, Kenya ve Tanzanya'da basın özgürlüğü benzer şekilde baskı altında. Afrika Birliği ve BM İnsan Hakları Konseyi, Uganda'daki gelişmeleri endişeyle izliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Doğu Afrika'da özellikle Somali başta olmak üzere barış ve istikrarı sağlama çabalarında aktif rol oynuyor. Uganda ile ikili ilişkiler sınırlı olmakla birlikte, Türkiye'nin Afrika açılımı kapsamında ticari ve diplomatik temaslar artıyor. Ancak Uganda'daki otoriterleşme eğilimi, Türkiye'nin bölgedeki demokrasi ve ifade özgürlüğü vurgusuyla çelişiyor. Türkiye'nin medya özgürlüğü konusundaki hassasiyeti biliniyor; bu tür bir kapatma kararı, Ankara'nın uluslararası platformlarda Uganda'ya yönelik eleştirilerini artırmasına neden olabilir. Ayrıca, bölgedeki istikrarsızlık Türkiye'nin Somali'deki askeri varlığını ve kalkınma projelerini dolaylı olarak etkileyebilir. Stratejik açıdan Türkiye, Uganda'nın terörle mücadeledeki rolünü önemserken, basın özgürlüğü ihlallerinin bölgesel istikrara zarar vermesinden endişe duymaktadır.