İngiltere'de kamu harcamalarının önemli bir bölümü, özel sermaye (private equity) fonlarının kontrolündeki şirketlere yöneliyor. Guardian gazetesinin yaptığı kapsamlı bir analize göre, Nisan 2025'e kadar olan 12 aylık dönemde kamuya ait ihale sözleşmeleri kapsamında harcanan her 11 sterlinden yaklaşık 1'i, yani yüzde 9'u, özel sermaye fonlarının yönettiği firmalara gitti. Bu rakam, toplam 24,4 milyar sterline (yaklaşık 31 milyar dolar) ulaşıyor. Söz konusu paranın büyük kısmı bakım evleri, çocuk hizmetleri ve sağlık gibi kritik kamu hizmetlerine ayrılan bütçelerden karşılanıyor. Uzmanlar, bu durumu 'mali pandemi' olarak tanımlayarak özel sermayenin kamu kaynakları üzerindeki artan etkisine dikkat çekiyor.
Özel sermayenin kamu hizmetlerindeki yükselişi
Guardian'ın analizi, özel sermaye fonlarının İngiltere'deki kamu sözleşmelerindeki payının son yıllarda hızla arttığını ortaya koyuyor. Özellikle sosyal bakım, çocuk koruma ve sağlık hizmetleri gibi alanlarda faaliyet gösteren özel sermaye destekli şirketler, devlet ihalelerinde domine eder hale geldi. Örneğin, bakım evleri sektöründe en büyük operatörlerin çoğu özel sermaye fonlarının portföyünde yer alıyor. Bu şirketler, kâr odaklı yapıları nedeniyle hizmet kalitesi ve çalışan koşulları konusunda sık sık eleştiriliyor. Analiz, bu eğilimin sadece İngiltere ile sınırlı olmadığını, benzer modellerin diğer gelişmiş ülkelerde de yaygınlaştığını gösteriyor. Özel sermaye fonları, yüksek getiri vaadiyle yatırımcı çekerken, kamu hizmetlerinin özelleştirilmesi yoluyla devlet bütçelerinden önemli paylar alıyor.
Küresel boyut ve benzer eğilimler
Bu durum, küresel çapta özel sermayenin kamu hizmetlerine nüfuz etmesinin bir örneği olarak değerlendiriliyor. ABD, Kanada ve Avustralya gibi ülkelerde de özel sermaye fonlarının sağlık, eğitim ve altyapı projelerindeki payı giderek artıyor. Ekonomik belirsizlik dönemlerinde, hükümetler bütçe açıklarını kapatmak için özel sektör ortaklıklarına daha fazla yöneliyor. Ancak bu ortaklıklar genellikle kamu yararından çok özel kârı önceliyor. Guardian'ın 'mali pandemi' olarak adlandırdığı bu olgu, kamu kaynaklarının özel ellere geçişini ve bunun yol açtığı hesap verebilirlik sorunlarını gündeme getiriyor. Uzmanlar, özellikle COVID-19 salgını sonrası artan kamu borçlarıyla birlikte bu eğilimin daha da belirginleştiğini belirtiyor. Sendikalar ve sivil toplum kuruluşları, kamu hizmetlerinin özelleştirilmesinin kâr hırsına kurban gittiğini ve kalite düşüşüne neden olduğunu savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de benzer bir eğilim gözlemleniyor. Kamu-özel işbirliği (KÖİ) projeleri ve özelleştirmeler yoluyla özel sermaye, sağlık, eğitim ve altyapı gibi alanlarda önemli bir aktör haline geldi. İngiltere'deki bu gelişme, Türkiye için de bir uyarı niteliği taşıyor. Özel sermaye fonlarının kâr odaklı yapısı, kamu hizmetlerinin kalitesini ve erişilebilirliğini olumsuz etkileyebilir. Türkiye'de henüz İngiltere'deki kadar yüksek bir oran olmasa da, şehir hastaneleri ve köprüler gibi büyük KÖİ projelerinde benzer riskler bulunuyor. Bu projelerin mali yükü ve denetim mekanizmalarındaki zafiyetler, ileride benzer 'mali pandemi' tartışmalarına yol açabilir. Türkiye'nin kamu hizmetlerinde özel sermaye katılımını sıkı düzenlemelerle dengelemesi ve hesap verebilirliği artırması kritik önem taşıyor.