Uganda'da Devlet Başkanı Yoweri Museveni'nin oğlu ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Muhoozi Kainerugaba, 'özgür basına inanmadığını' ifade ederek ülkedeki dört bağımsız medya kuruluşunun kapatılması emrini verdi. Bu karar, Kainerugaba'nın bir gün önce sosyal medya hesabından yaptığı açıklamanın ardından geldi. Orgeneral, dört televizyon ve radyo kanalının yayın lisanslarını askıya almaları için Uganda İletişim Komisyonu'na (UCC) talimat verdiğini duyurdu. Kapatılan kuruluşlar arasında, muhalif gazetecilere ait olduğu bilinen ve hükümete eleştirel yayınlarıyla tanınan kanallar bulunuyor.
Gelişmenin arka planı
Kainerugaba, Pazartesi günü X hesabından yaptığı paylaşımda, 'Özgür basına inanmıyorum. Bugün dört radyo ve televizyon kanalını kapatma emri verdim. Bunlar sadece yalan yayın yapıyorlar' ifadelerini kullandı. Orgeneral, kapatılan medya organlarının 'ulusal güvenliği tehdit ettiğini' ve 'etnik nefreti körüklediğini' iddia etti. Ancak bu iddialar, muhalif gruplar ve sivil toplum örgütleri tarafından 'hükümeti eleştiren sesleri susturmak için bir bahane' olarak nitelendirildi. Kapatma kararı, Uganda'nın 2026 yılında yapılması planlanan genel seçimleri öncesinde siyasi baskının arttığı bir dönemde geldi. Kainerugaba, babasından sonra devlet başkanlığına aday olabileceği spekülasyonlarıyla da sık sık gündeme geliyor.
Uganda'da basın özgürlüğü, son yıllarda giderek artan bir baskı altında. Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütünün 2024 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi'nde 180 ülke arasında 112. sırada yer alan Uganda'da, gazeteciler sık sık gözaltına alınıyor, polis şiddetine maruz kalıyor ve medya kuruluşları kapatılıyor. Kainerugaba'nın bu son hamlesi, ülkede ifade özgürlüğüne yönelik en sert müdahalelerden biri olarak kayıtlara geçti.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu olay, Doğu Afrika bölgesinde demokrasi ve insan hakları konusunda endişeleri artırıyor. Uganda, 1986'dan bu yana Yoweri Museveni'nin otoriter yönetimi altında. Museveni, 2021'deki seçimleri tartışmalı bir şekilde kazanmış ve muhalif adaylara yönelik baskılar uluslararası kamuoyunda tepki çekmişti. Oğlu Kainerugaba'nın basına yönelik bu hamlesi, ülkedeki demokratik kurumların zayıflığını bir kez daha ortaya koyuyor. Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve ABD, Uganda yönetimini basın özgürlüğüne saygı göstermeye çağırırken, bu çağrıların sonuçsuz kaldığı görülüyor. Bölgede Etiyopya, Kenya ve Tanzanya gibi ülkelerde de basın özgürlüğü benzer tehditler altında. Uganda'daki bu gelişmenin, Doğu Afrika'da otoriterleşme eğilimlerini güçlendirebileceği endişesi var.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye-Uganda ilişkileri son yıllarda ticaret ve savunma alanında gelişse de, Uganda'daki basın özgürlüğü ihlalleri Türkiye'nin Afrika politikası açısından hassas bir konu. Türkiye, Afrika'da 'kazan-kazan' ilkesine dayalı işbirlikleri geliştirirken, demokratik değerler konusunda tutarlı bir duruş sergilemekte zorlanıyor. Bu olay, Türkiye'nin Uganda'daki otoriter eğilimleri görmezden gelmesi durumunda, uluslararası alanda eleştirilebileceğine işaret ediyor. Öte yandan, Uganda'daki gelişmeler, Doğu Afrika'nın istikrarını etkileyebileceğinden, bu bölgede ekonomik çıkarları bulunan Türkiye için dolaylı sonuçlar doğurabilir. Türkiye'nin, BM ve diğer platformlarda Uganda'daki basın özgürlüğü ihlallerine ilişkin net bir tavır alması beklenir.