Kuzey İrlanda'nın Belfast kentinde bu ayın başlarında patlak veren ve günlerce süren ırkçı, sokak şiddeti olayları, ülkede göçmen karşıtı gerilimi yeniden alevlendirdi. Polis ve gözlemciler, saldırıların arkasında yalnızca yerel aşırı sağcı grupların değil, aynı zamanda uluslararası bir neo-Nazi gençlik ağı olan “aktif kulüpler”in (active clubs) de etkili olabileceğine dikkat çekiyor. Dövüş sporları, özellikle karma dövüş sanatları (MMA) etrafında örgütlenen bu yapılanma, son yıllarda Avrupa ve ABD'de hızla büyüyor.
Gelişmenin arka planı: ‘Aktif kulüpler’ nedir?
“Aktif kulüpler”, beyaz milliyetçi ve neo-Nazi ideolojisini benimseyen genç erkeklerden oluşan, merkeziyetsiz bir ağdır. Faaliyetlerini genellikle spor salonları, MMA antrenmanları ve sosyal medya üzerinden yürüten bu gruplar, fiziksel güç ve savaşçı ethosu yücelten bir alt kültür yaratmayı hedefliyor. Grup, 2020'lerin başında ABD'de ortaya çıktı ve kısa sürede İngiltere, Almanya, İskandinav ülkeleri ve Kanada'ya yayıldı.
Kuzey İrlanda'daki son olaylarda, polis kaynakları, isyancılar arasında bu tür kulüplerle bağlantılı kişilerin bulunduğunu ancak doğrudan bir komuta zincirinin kanıtlanamadığını belirtiyor. Belfast'taki hedefler arasında göçmenlerin yaşadığı evler ve işyerleri yer alırken, bazı protestocuların “Aktif Kulüp” logolu tişörtler giydiği görüldü. Güvenlik güçleri, bu tür sembollerin varlığının grubun ideolojik etkisinin bir işareti olduğunu ancak olayların doğrudan örgütlü bir eylem olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguluyor.
Irkçı şiddet dalgası, Kuzey İrlanda'nın zaten kırılgan olan toplumsal barışını tehdit ediyor. 1998'deki Hayırlı Cuma Anlaşması'ndan bu yana bölge, Katolik milliyetçiler ile Protestan birlikçiler arasındaki mezhepsel çatışmaların yerini yavaş yavaş ırkçı gerilimlere bıraktı. Son yıllarda artan göç, özellikle Suriye ve Afganistan'dan gelen sığınmacılar, aşırı sağcı grupların hedefi haline geldi.
Bölgesel ve küresel boyut: Neo-Nazi ağlarının yükselişi
“Aktif kulüpler” olgusu, yalnızca Kuzey İrlanda'yla sınırlı değil. Avrupa genelinde aşırı sağcı gruplar, gençleri radikalleştirmek için spor ve sosyal aktiviteleri kullanıyor. İngiltere'de, “Active Club” adı altında faaliyet gösteren en az 15 farklı grup tespit edildi. Almanya'da ise “Neue Stärke” (Yeni Güç) gibi oluşumlar, MMA salonlarını birer reklam alanına dönüştürüyor.
Uzmanlar, bu grupların geleneksel neo-Nazi örgütlerinden farklı olarak hiyerarşik olmayan, esnek bir yapıya sahip olduğunu belirtiyor. Sosyal medya ve şifreli mesajlaşma uygulamaları sayesinde hızla örgütlenebilen bu ağlar, polis takibinden kaçmakta daha başarılı. Ayrıca MMA kültürünün saldırgan maskülenlik vurgusu, genç erkekler arasında aidiyet ve güç duygusu yaratarak radikalleşmeyi kolaylaştırıyor.
Küresel ölçekte, neo-Nazi gençlik hareketlerinin yükselişi, Batı ülkelerinde artan siyasi kutuplaşma, ekonomik belirsizlik ve kimlik kriziyle ilişkilendiriliyor. Bu gruplar, göçmen karşıtı söylemleri ve “beyaz soykırımı” komplo teorilerini yayarak toplumsal huzursuzluğu körüklüyor. Kuzey İrlanda'daki olaylar, bu küresel eğilimin Avrupa'nın bir başka çatışma bölgesinde nasıl somut şiddete dönüşebileceğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kuzey İrlanda’daki neo-Nazi bağlantılı şiddet olayları, Avrupa’da yükselen aşırı sağ ve ırkçı hareketlerin bir yansımasıdır. Türkiye, Avrupa’da yaşayan vatandaşları ve göçmen toplulukları nedeniyle bu tür gelişmelere karşı hassastır. Artan İslamofobi ve yabancı düşmanlığı, Türk toplumunun güvenliğini tehdit edebilir. Ayrıca, bu tür grupların küresel bağlantıları Türkiye’nin terörle mücadele stratejileri açısından dikkatle izlenmelidir. Avrupa ülkelerinin bu tür yapılanmalarla etkin mücadele edememesi, Türkiye’nin uluslararası güvenlik iş birliğinde daha proaktif rol almasını gerektirebilir.