Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Başsavcı Yardımcısı, mahkemenin ABD'nin olası yaptırımlarına karşı kendisini kurumsal olarak yalıttığını ve soruşturmalarını kesintisiz sürdüreceğini bildirdi. Middle East Eye'ın haberine göre, UCM yetkilisi, Lahey merkezli mahkemenin İsrail ve Rusya dahil olmak üzere yürüttüğü soruşturmalarda herhangi bir yavaşlama olmayacağını vurguladı. Bu açıklama, ABD Kongresi'nde UCM yetkililerine yönelik yaptırım uygulanmasını öngören yasa tasarısının gündemde olduğu bir dönemde geldi.
Yaptırım Tehdidine Karşı Kurumsal Dayanıklılık
UCM Başsavcı Yardımcısı, mahkemenin son yıllarda artan siyasi baskılara karşı idari ve mali yapısını güçlendirdiğini belirtti. Özellikle 2020 yılında dönemin ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin UCM Başsavcısı Fatou Bensouda ve diğer üst düzey yetkililere yönelik yaptırım kararı almasının ardından mahkeme, personel güvenliği ve finansal sürdürülebilirlik konusunda yeni önlemler geliştirdi. Bu kapsamda, üye ülkelerle yapılan iş birlikleri genişletildi ve alternatif finansman kanalları oluşturuldu.
Yetkili, "Mahkeme olarak kendimizi bu tür dış müdahalelere karşı yalıttık. Soruşturmalarımız hukuki temellere dayanıyor ve siyasi baskılar çalışmalarımızı etkilemeyecek" ifadelerini kullandı. UCM'nin İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarındaki olası savaş suçlarına ilişkin soruşturması, ABD ve İsrail tarafından sert şekilde eleştiriliyor. Benzer şekilde, Rusya'nın Ukrayna işgali sırasında işlenen savaş suçlarına yönelik soruşturma da Moskova'nın tepkisini çekmiş durumda.
Bölgesel ve Küresel Boyut
UCM'nin bu açıklaması, uluslararası hukuk düzeninin karşı karşıya olduğu meydan okumaları gözler önüne seriyor. ABD, UCM'nin kendi vatandaşları ve müttefikleri üzerinde yargı yetkisi iddia etmesine karşı çıkıyor ve mahkemeyi siyasi amaçlı hareket etmekle suçluyor. Öte yandan, UCM'nin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Hamas liderleri hakkında tutuklama emri çıkarma süreci, Orta Doğu'daki gerilimi daha da artırmış durumda.
Uluslararası Ceza Mahkemesi, 2002 yılında Roma Statüsü ile kuruldu ve soykırım, insanlığa karşı suçlar, savaş suçları ve saldırı suçları üzerinde yargı yetkisine sahip. Ancak ABD, İsrail, Rusya ve Çin gibi önemli aktörler Roma Statüsü'ne taraf değil. UCM'nin kararları, taraf olmayan ülkeler üzerinde bağlayıcılık taşımıyor ve bu durum mahkemenin etkinliğini sınırlıyor. Son dönemde UCM'ye yönelik baskılar, mahkemenin bağımsızlığı ve uluslararası hukukun üstünlüğü açısından ciddi endişeler yaratıyor.
Başsavcı Yardımcısı'nın açıklamaları, UCM'nin özellikle Batılı ülkelerden gelen eleştirilere rağmen görevini sürdürme kararlılığını gösteriyor. Mahkeme, soruşturmalarını yürütürken tanık koruma programları, delil toplama ve uluslararası iş birliği mekanizmalarını güçlendirmeye devam ediyor. Ayrıca, UCM'nin kararlarına uymayan ülkelere yönelik yaptırım uygulama yetkisi bulunuyor ancak bu yetkinin kullanımı da siyasi dengelere bağlı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Roma Statüsü'ne taraf olmamakla birlikte, UCM'nin İsrail aleyhindeki soruşturmalarını yakından takip ediyor ve Filistin'in yanında duran bir dış politika izliyor. ABD'nin UCM'ye yönelik yaptırım tehditleri, Türkiye'nin uluslararası hukuk ve adalet sistemine verdiği önemi artırıyor. Ankara, İsrail'in Gazze'deki eylemlerinin hesap verebilirliği için UCM'nin rolünü destekliyor. Öte yandan, Türkiye'nin kendi sınır güvenliği ve terörle mücadele konularında UCM'nin yetkisini tanımaması, mahkemeyle ilişkilerinde temkinli bir tutum izlemesine neden oluyor. ABD yaptırımları, Türkiye'nin Batı ile ilişkilerinde yeni bir denge unsuru olabilir.