Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Yönetim Kurulu, İran'ın uranyum stoklarına ilişkin kapsamlı bilgi talep eden bir kararı 21 lehte, 3 aleyhte ve 10 çekimser oyla kabul etti. Karar, İran'ın nükleer programının şeffaflığına yönelik artan endişeleri yansıtırken, Tahran yönetiminin uluslararası topluma karşı taahhütlerini yerine getirip getirmediğinin sorgulanmasına neden oldu. UAEA Başkanı Rafael Grossi, kararın ardından yaptığı açıklamada, İran'ın işbirliği yapmamasının ajansın denetim kapasitesini sınırladığını ve bunun küresel nükleer güvenlik açısından risk oluşturduğunu vurguladı.
Kararın Arka Planı: İran'ın Nükleer Programı ve UAEA Denetimleri
UAEA Yönetim Kurulu'nun bu kararı, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerine ilişkin son raporların ardından geldi. Ajans, İran'ın %60 saflıkta uranyum zenginleştirmeye devam ettiğini ve bu oranın Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması (NPT) kapsamındaki taahhütlerle çeliştiğini belirtiyor. İran, uranyum zenginleştirme programının barışçıl amaçlı olduğunu savunurken, uluslararası toplum özellikle son yıllarda stok miktarı ve askeri boyutlara dair endişelerini dile getirmektedir. Karar, İran'ın geçmişteki işbirlikçi tutumunun aksine, son dönemde UAEA denetçilerine erişim kısıtlamaları getirmesi ve DARIO olarak bilinen uranyum parçacıklarına ilişkin soruları yanıtlamaması üzerine alındı. ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya'nın öncülüğünde hazırlanan tasarı, İran'ın yasal yükümlülüklerini yerine getirmesini talep ederken, aksi takdirde Yönetim Kurulu'nun daha ileri adımlar atabileceği sinyalini veriyor.
Karar metninde, İran'dan UAEA'ya eksiksiz ve doğrulanabilir bilgi sunması, geçmişteki tutarsızlıkları açıklaması ve tüm nükleer materyallerin barışçıl faaliyetlerde kullanıldığını kanıtlaması isteniyor. Ayrıca, İran'ın uranyum stoklarının miktarı, zenginleştirme seviyeleri ve olası askeri boyutlarına dair net bir raporlama yapması gerektiği vurgulanıyor. Rusya ve Çin ise karara karşı çıkarak, UAEA'nın siyasi baskı aracı haline getirilmemesi gerektiğini savundu. Çin'in UAEA Büyükelçisi Li Song, "Bu karar yapıcı değil, diyalog ve işbirliği ruhuna aykırı" ifadelerini kullanırken, Rusya temsilcisi ise benzer gerekçelerle kararı eleştirdi.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Nükleer Anlaşma'nın Geleceği ve Ortadoğu Dengeleri
UAEA'nın bu kararı, 2015 tarihli Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) olarak bilinen nükleer anlaşmanın akıbeti açısından kritik bir dönemeçte alınıyor. ABD'nin 2018'de anlaşmadan tek taraflı çekilmesi ve yeniden yaptırım uygulamaya başlamasıyla İran, anlaşma kapsamındaki taahhütlerini kademeli olarak terk etmiş, uranyum zenginleştirme seviyesini %60'a çıkarmıştı. 2022'den bu yana Viyana'da yürütülen müzakerelerde bir ilerleme kaydedilemezken, İran'ın UAEA ile işbirliğini sınırlandırması, diplomasi yoluyla çözüm umutlarını zayıflatıyor. Karar, İran'ın uluslararası toplumdan giderek daha fazla tecrit edilmesine yol açarken, İsrail ve Suudi Arabistan gibi bölgesel aktörlerin endişelerini artırıyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, kararı memnuniyetle karşıladığını belirtirken, "İran'ın nükleer silah elde etmesine asla izin vermeyeceğiz" dedi. Suudi Arabistan ise yaptığı açıklamada, kararın nükleer silahsızlanma çabalarına katkı sağlamasını umduğunu ifade etti.
Öte yandan, kararın yaptırım mekanizmalarıyla desteklenmemesi, etkisini sınırlayabilir. UAEA Yönetim Kurulu, kararı BM Güvenlik Konseyi'ne sevk edebilir, ancak Rusya ve Çin'in veto gücü, olası bir yaptırım kararını engelleyebilir. İran, karara tepki olarak yeni uranyum zenginleştirme santrifüjlerini devreye sokacağını duyururken, Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, "Bu tür kararlar İran'ın nükleer programını durdurmayacak" açıklamasını yaptı. Uzmanlar, kararın İran'ı müzakere masasına dönmeye zorlamak yerine, nükleer programını daha da ilerletmeye teşvik edebileceği uyarısında bulunuyor. Bu durum, Ortadoğu'da bir silahlanma yarışını tetikleyebilir ve bölgesel güvenlik dengelerini ciddi şekilde bozabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
UAEA'nın İran'a yönelik bu kararı, Türkiye'nin komşusu İran'la olan ilişkileri ve bölgesel güvenlik politikaları açısından önem taşıyor. Türkiye, İran'ın nükleer programı konusunda barışçıl çözümden yana bir tutum sergilerken, UAEA kararlarını destekleyen bir pozisyonda olmuştur. Ancak Ankara, İran'a yönelik aşırı yaptırımların bölgede istikrarsızlığı artırabileceği endişesini taşımaktadır. Türkiye, enerji ihtiyacının bir kısmını İran'dan karşılamakta ve iki ülke arasında ekonomik işbirliği bulunmaktadır. Bu nedenle, İran'a yönelik olası bir yaptırım rejimi Türkiye'nin enerji güvenliğini ve ticaretini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, İran'ın nükleer silah geliştirmesi halinde, bu durum Ortadoğu'da Türkiye'nin de içinde bulunduğu güç dengesini değiştirecek ve Ankara'yı yeni güvenlik önlemleri almaya zorlayacaktır. Türkiye, bu süreçte hem UAEA ile işbirliğini sürdürecek hem de İran'la diyaloğu kesmeyerek bölgesel istikrarın korunmasına katkı sağlamaya çalışacaktır.