İsrail Savunma Kuvvetleri, İran'ın 13 Nisan 2024 gecesi düzenlediği geniş çaplı füze ve insansız hava aracı saldırıları sırasında güneydeki Nevatim Hava Üssü'nde sınırlı hasar meydana geldiğini doğruladı. Açıklamada, saldırıda kullanılan 300'den fazla füzelerin ve kamikaze droneların büyük çoğunluğunun hava savunma sistemleri tarafından imha edildiği belirtilirken, bazı parçaların üsse düşerek hafif yapısal zarara yol açtığı ifade edildi. Olayda can kaybı yaşanmazken, üssün operasyonel kabiliyetinin tamamen korunduğu vurgulandı. İsrail, saldırıya misilleme yapacağını duyururken, uluslararası toplum tansiyonun düşürülmesi çağrısında bulunuyor.
Gelişmenin arka planı
İran'ın bu saldırısı, 1 Nisan'da İsrail'in Şam'daki İran konsolosluğuna düzenlediği ve İran Devrim Muhafızları'nın üst düzey komutanlarından Tuğgeneral Muhammed Rıza Zahidi'nin de aralarında bulunduğu 13 kişinin öldüğü hava saldırısına misilleme olarak gerçekleştirildi. İran daha önce bu tür bir saldırıya doğrudan yanıt vereceğini açıklamış, İsrail ise saldırıyı üstlenmemiş ancak uluslararası hukuk çerçevesinde meşru müdafaa hakkını kullandığını savunmuştu. İki ülke arasında yıllardır süren gölge savaşın açık çatışmaya dönüşme riski, bölgede büyük endişe yaratıyor.
Saldırıda İran, Şahab-3 ve Emad balistik füzelerinin yanı sıra Şahid-136 kamikaze droneları kullandı. İsrail, ABD, İngiltere ve Ürdün'ün de desteğiyle hava savunma kalkanını devreye soktu. İsrail yetkilileri, saldırıların yüzde 99'unun başarıyla engellendiğini açıklarken, bağımsız analistler Nevatim Üssü'ndeki hasarın sınırlı olduğunu ancak İran'ın teknolojik kabiliyetinin ciddiye alınması gerektiğini vurguluyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İran'ın doğrudan İsrail topraklarını hedef alan bu saldırısı, iki ülke arasındaki çatışmanın yeni bir aşamaya geçtiğine işaret ediyor. Daha önce İran, İsrail'e yönelik saldırılarını vekil güçler aracılığıyla gerçekleştiriyordu. Bu gelişme, İsrail'in Gazze'de devam eden askeri operasyonları ve Lübnan Hizbullah'ı ile artan gerginliklerle birleşince, bölgesel bir savaş endişesini artırıyor. ABD Başkanı Joe Biden, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptığı telefon görüşmesinde, İsrail'in meşru müdafaa hakkını desteklediğini ancak itidalli olunması gerektiğini belirtti. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, tarafları gerilimi düşürmeye çağıran bir bildiri yayımladı.
Rusya ve Çin, tansiyonun yatıştırılması için arabuluculuk tekliflerinde bulunurken, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri endişelerini dile getirdi. İran, saldırının amacının caydırıcılık sağlamak olduğunu ve misillemenin bu aşamada sona erdiğini duyurdu. Ancak İsrail'in olası yanıtının boyutu belirsizliğini koruyor. Analistler, iki ülkenin de tam ölçekli bir savaş istemediğini ancak küçük bir yanlış hesaplamanın bölgeyi ateşe atabileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran-İsrail gerginliğinin tırmanması, Türkiye'nin yakından izlediği bir gelişmedir. Türkiye, bölgesel istikrarın bozulmasını istememekte ve iki ülkeyle de dengeli ilişkiler yürütmeye çalışmaktadır. Enerji fiyatlarının artma riski, Türkiye ekonomisini doğrudan etkileyebilir. Ayrıca, gerginliğin Suriye ve Irak'a sıçraması, Türkiye'nin terörle mücadele operasyonlarını ve sınır güvenliğini olumsuz etkileyebilir. Ankara, hem İran hem de İsrail'e itidal çağrısı yaparken, krizin diplomasi yoluyla çözülmesi gerektiğini vurgulamaktadır.