Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) bazı üyeleri, İsrail ile Lübnan Hizbullah'ı arasındaki çatışmaların kontrolden çıkarak Orta Doğu'da geniş çaplı bir bölgesel savaşa yol açabileceği uyarısında bulundu. ABD ise perşembe günü yapılan oturumda İran'ı bölgedeki gerilimi artırmakla suçladı. New York'ta gerçekleşen toplantıya BM üyesi devletlerin temsilcileri katılırken, ABD'nin BM Daimi Temsilcisi Linda Thomas-Greenfield yaptığı konuşmada, 'Bölge, geri dönüştürülmüş başarısız yaklaşımları değil, gerçek çözümleri ve siyasi sermayeyi hak ediyor' ifadelerini kullandı. Thomas-Greenfield, İran'ın bölgedeki vekil güçler aracılığıyla çatışmayı körüklediğini ve bu durumun tüm bölgeyi tehlikeye attığını savundu.
Güvenlik Konseyi'nde tansiyon yükseliyor
BMGK'daki acil toplantı, İsrail'in Lübnan'a yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırması ve Hizbullah'ın roket atışlarını artırmasının ardından talep edildi. Fransa, Çin ve Rusya gibi daimi üyelerin yanı sıra Cezayir, Slovenya ve İsviçre gibi geçici üyeler, taraflara itidal çağrısında bulundu. Çin'in BM Daimi Temsilcisi Fu Cong, 'Ateşkes sağlanmazsa bölge felakete sürüklenecek' diyerek uluslararası topluma daha fazla çaba çağrısı yaptı. Rusya'nın temsilcisi ise İsrail'in operasyonlarının uluslararası hukuku ihlal ettiğini belirterek, 'Bu saldırılar durdurulmalı' dedi.
Fransa, Lübnan'da sivil kayıpların arttığına dikkat çekerken, ABD'nin İran'a yönelik suçlamalarına karşı çıkan ülkeler de oldu. Özellikle Çin ve Rusya, bölgedeki krizin temel nedeninin İsrail-Filistin meselesinin çözümsüzlüğü olduğunu vurguladı. Diplomatik kaynaklar, BMGK'nın ortak bir bildiri yayınlamak için müzakereleri sürdürdüğünü ancak ABD'nin İran'a yönelik sert dilinin bu süreci zorlaştırdığını aktardı.
Bölgesel boyut: İran ve vekil güçler
Uzmanlar, İsrail'in Gazze'deki Hamas'a karşı operasyonlarının ardından kuzey cephesinde Hizbullah'la yaşadığı çatışmaların bölgesel bir yangına dönüşme potansiyelinin yüksek olduğunu belirtiyor. ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, İran'ın Hizbullah, Hamas ve Yemen'deki Husilere verdiği desteğin çatışmayı derinleştirdiğini savunuyor. Thomas-Greenfield, 'İran'ın provokasyonları olmasa, bu kriz bu noktaya gelmezdi' diyerek Tahran'ı doğrudan suçladı. Öte yandan İran, BM nezdindeki temsilcisi aracılığıyla suçlamaları reddetti ve 'bölgedeki istikrarsızlığın sorumlusunun İsrail ve ABD olduğunu' ileri sürdü.
Bölgesel güçler arasında endişe büyüyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) gibi Körfez ülkeleri, İran-İsrail savaşının petrol fiyatlarını ve küresel ticareti olumsuz etkileyeceğini düşünerek tansiyonun düşürülmesi çağrısı yaptı. Mısır ve Ürdün ise savaşın kendi sınırlarına sıçramasından kaygılı. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, 'Orta Doğu toz duman içinde' başlıklı açıklamasında, 'Bir yanlış hesaplama tüm bölgeyi uçuruma sürükleyebilir' uyarısını yineledi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Orta Doğu'da olası bir geniş çaplı savaş, Türkiye için güvenlik, ekonomi ve diplomasi alanlarında kritik riskler taşıyor. Türkiye'nin Suriye sınırı ve deniz yetki alanları, İsrail-İran çatışmasının doğrudan etkisine açık. Ayrıca, enerji fiyatlarındaki artış Türkiye'nin cari açığını büyütebilir ve yüksek enflasyonla mücadeleyi zorlaştırabilir. Ankara, hem İsrail'le hem de İran'la dengeli ilişkiler yürütmeye çalışırken, bölgede artan gerilim bu dengeyi sarsabilir. Türkiye, BM ve diğer platformlarda itidal çağrıları yaparak ve insani yardım kanallarını açık tutarak bölgesel kriz yönetiminde aktif rol oynayabilir. Ancak, çatışma bir sıcak savaşa dönüşürse Türkiye'nin NATO yükümlülükleri ve kendi sınır güvenliği arasında zorlu bir tercih yapmak zorunda kalması olasıdır.