Türkiye ve İsrail arasındaki siyasi gerginliklere rağmen, her iki ülkenin de enerji ticaretinden büyük kazanç elde etme potansiyeli bulunuyor. Doğu Akdeniz’de keşfedilen doğal gaz rezervleri ve yenilenebilir enerji kaynakları, bölgesel işbirliği için somut bir fırsat sunuyor. Uzmanlara göre, enerji alanında yapılacak bir ortaklık, iki ülke arasındaki gerilimi azaltabilir ve ekonomik kalkınmaya katkı sağlayabilir. İsrail’in Leviathan ve Tamar sahalarındaki doğal gazı Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşıma projesi, her iki ülkenin de stratejik hedefleriyle örtüşüyor. Ancak, siyasi çekişmeler bu potansiyeli gölgede bırakıyor.
Arka plan: Doğu Akdeniz’in enerji haritası
Son on yılda Doğu Akdeniz’de büyük doğal gaz keşifleri yapıldı. İsrail’in Leviathan sahası 2010’da, Mısır’ın Zohr sahası 2015’te keşfedildi. Türkiye ise kendi kıta sahanlığında sondaj çalışmalarına devam ediyor. Bu kaynakların küresel pazara ulaştırılması için boru hatları veya LNG terminalleri gerekli. Türkiye, coğrafi konumu ve mevcut enerji altyapısıyla (örneğin, Ceyhan terminali) bir enerji merkezi olma potansiyeline sahip. İsrail’in gazını Türkiye’ye getirecek bir boru hattı, hem İsrail’e yeni pazarlar açar hem de Türkiye’ye enerji güvenliği ve geçiş ücreti geliri sağlar. Ancak, iki ülke arasındaki diplomatik krizler (2010 Mavi Marmara baskını, Filistin meselesi, Suriye’deki farklı pozisyonlar) bu projeleri rafa kaldırdı.
Bölgesel boyut: Enerji diplomasisi ve jeopolitik denklem
Doğu Akdeniz enerji işbirliği sadece ikili değil, bölgesel bir boyut da taşıyor. Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Mısır, İsrail ile birlikte EastMed boru hattı projesini geliştiriyor. Bu proje, Türkiye’yi devre dışı bırakıyor ve Doğu Akdeniz’deki gerginliği artırıyor. Ancak, EastMed’in fizibilitesi ve maliyeti sorgulanıyor. Uzmanlara göre, Türkiye üzerinden geçecek bir rota daha kısa ve ekonomik olacak. AB de enerji kaynaklarını çeşitlendirmek istiyor; Türkiye-İsrail hattı bu açıdan cazip. Ayrıca, yenilenebilir enerji alanında işbirliği mümkün: İsrail’in güneş enerjisi teknolojisi ve Türkiye’nin üretim kapasitesi birleşebilir. Ancak, siyasi irade olmadan bu potansiyelin hayata geçmesi zor görünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin enerji merkezi olma hedefi açısından kritik. İsrail ile enerji ticareti, hem Türkiye’nin doğal gaz arzını çeşitlendirir hem de Doğu Akdeniz’deki haklarını güçlendirir. Ayrıca, AB ile ilişkilerde enerji güvenliği konusunda elini güçlendirir. Ancak, siyasi gerginlikler kısa vadede bu işbirliğinin önünde engel. Türkiye’nin Filistin meselesindeki hassasiyeti ve İsrail’in güvenlik endişeleri, ekonomik çıkarların önüne geçebiliyor. Orta vadede, her iki tarafın da pragmatik bir yaklaşım benimsemesi durumunda enerji, barış ve refah için bir köprü olabilir.