Ankara, Irak'ın kuzeyindeki Sincar bölgesinde bulunan bir askeri üssü aşamalı olarak Irak güçlerine devretmeyi kabul etti. Bu gelişme, Türkiye'nin Kuzey Irak'taki uzun süreli askeri varlığının geleceği hakkında yeni soruları gündeme getirdi. İsminin açıklanmaması kaydıyla konuşan yetkililere göre, devir süreci belirli bir takvime bağlanmış olup, ilk aşamada üsten çekilme ve ekipman transferi öngörülüyor.
Gelişmenin Arka Planı
Türkiye, 2010'lu yılların ortasından bu yana Kuzey Irak'ta çeşitli askeri üsler ve gözlem noktaları bulunduruyor. Bu varlık, öncelikle PKK'ya karşı yürütülen sınır ötesi operasyonlar ve istihbarat toplama amacına hizmet ediyordu. Sincar, özellikle 2014'te IŞİD'in bölgeyi ele geçirmesinin ardından PKK'nın kendine alan kazandığı bir yer haline geldi. Türkiye, Sincar'ın PKK için bir üs haline gelmesini engellemek için burada askeri varlık tesis etti.
Irak merkezi hükümeti ise defalarca Türkiye'nin askeri varlığından rahatsızlığını dile getirdi ve bunu egemenlik ihlali olarak nitelendirdi. Ancak 2020'li yıllarda Irak ile Türkiye arasında güvenlik işbirliği ve diyalog artış gösterdi. Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, göreve geldiğinden bu yana Türkiye ile ilişkileri dengelemeye çalışıyor. Öte yandan, Irak'ın kuzeyindeki Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KBY) ile de temaslar sürüyor.
Sincar'daki üssün devri, 2023 ve 2024 yıllarında yapılan üst düzey görüşmelerin bir sonucu olarak ortaya çıktı. Türkiye, PKK'nın Sincar'dan çekilmesi karşılığında askeri varlığını azaltmayı kabul etmiş görünüyor. Nitekim PKK, 2023'te Sincar'dan çekildiğini açıklamıştı, ancak sahada varlığını sürdürdüğüne dair raporlar da mevcuttu. Türk yetkililer, devir sürecinin PKK'nın bölgeden tamamen temizlenmesi şartına bağlı olduğunu vurguluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Türkiye'nin Kuzey Irak'taki askeri varlığı, sadece ikili ilişkiler değil, aynı zamanda bölgesel güç dengeleri açısından da kritik. Irak, İran ve ABD'nin de dahil olduğu bir satranç tahtasında, Türkiye'nin attığı adımlar dikkatle izleniyor. İran, Irak üzerindeki etkisini korumak isterken, ABD ise IŞİD ile mücadele kapsamında Irak güvenlik güçlerine verdiği desteği sürdürüyor. Türkiye'nin Sincar'dan çekilmesi, İran'ın bölgedeki nüfuzunu artırabileceği gibi, PKK'nın yeniden yapılanma riskini de beraberinde getirebilir.
Öte yandan, Irak merkezi hükümeti, Türkiye ile ilişkilerini normalleştirerek ekonomik ve ticari bağları güçlendirmek istiyor. Kalkınma Yolu Projesi gibi büyük altyapı projeleri, iki ülke arasındaki işbirliğini derinleştirebilir. Ancak Irak, topraklarında yabancı askeri varlık istemediğini net bir şekilde ifade ediyor. Bu nedenle Türkiye'nin çekilme kararı, Irak'ın egemenlik hassasiyetine bir yanıt olarak da okunabilir.
ABD'nin tutumu da önemli. ABD, Türkiye'nin PKK ile mücadelesini desteklemekle birlikte, Irak'ın istikrarını ve egemenliğini korumaya önem veriyor. Sincar'daki devir süreci, ABD'nin arabuluculuğuyla mı gerçekleşti, yoksa ikili müzakerelerle mi? Bu sorunun yanıtı henüz net değil. Ancak ABD'nin Irak'taki varlığını azaltma eğiliminde olduğu bir dönemde, Türkiye'nin attığı adım Washington'da da yakından takip ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'nin Sincar'daki üssü devretmesi, Kuzey Irak'taki askeri varlığının tamamen sona ereceği anlamına gelmiyor. Ankara, PKK tehdidini ortadan kaldırmak için gerektiğinde sınır ötesi operasyonlar yapma iradesini koruyor. Ancak bu adım, Irak merkezi hükümetiyle ilişkileri yumuşatma ve bölgede artan İran etkisine karşı denge kurma çabası olarak görülebilir. Ayrıca, Türkiye'nin ekonomik çıkarları ve Kalkınma Yolu Projesi gibi projeler, istikrarlı bir Irak'ı gerektiriyor. Askeri varlığın azaltılması, bu hedeflere ulaşmak için bir araç olabilir. Ancak PKK'nın bölgede yeniden güçlenmesi, Türkiye'nin güvenlik endişelerini artıracaktır. Bu nedenle devir süreci, dikkatli bir denge gözetilerek yürütülmeli.