Türkiye, 13 Ağustos 2024 Pazartesi günü, bir gün önce İsrail aşırılıkçı gruplarının Mescid-i Aksa yerleşkesine düzenlediği baskını ve bu sırada sergilenen provokatif eylemleri sert bir dille kınadı. Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, İsrail güvenlik güçlerinin koruması altında gerçekleştirilen baskında, aşırılıkçı grubun Mescid-i Aksa avlusunda İsrail bayrağı açması ve İsrail milli marşını okuması şiddetle eleştirildi. Ankara, bu eylemlerin uluslararası hukuk ve Kudüs'ün tarihi statüsüne açık bir saygısızlık olduğunu vurgulayarak, İsrail hükümetini bu tür kışkırtıcı faaliyetlere izin vermemeye çağırdı.
Mescid-i Aksa'da Gerginlik Artıyor
Pazar günü meydana gelen olayda, İsrail güvenlik güçlerinin nezaretinde hareket eden aşırılıkçı Yahudi gruplar, Müslümanların en kutsal üçüncü mabedi olan Mescid-i Aksa'nın Kıble Mescidi yakınlarında toplandı. Bu gruplar, İsrail bayrağı açarak ve ulusal marşı söyleyerek Kudüs'ün tamamen Yahudi kontrolü altında olduğunu iddia eden söylemlerde bulundu. Baskın sırasında Filistinli ibadetçiler ile İsrail polisi arasında arbede yaşandı; polis, Filistinlilere müdahale ederken plastik mermi ve ses bombası kullandı. Çok sayıda Filistinlinin yaralandığı, bazılarının ise gözaltına alındığı bildirildi. İsrail'in bu eylemleri, daha önce de defalarca kez yaşanan benzer saldırıların bir devamı olarak kayıtlara geçti.
Mescid-i Aksa, İsrail işgali altındaki Doğu Kudüs'te bulunuyor ve 1967'den bu yana fiilen İsrail kontrolünde olmasına rağmen, Ürdün Vakfı tarafından yönetiliyor. İslam dünyasının hassasiyetle takip ettiği bu kutsal mekân, sık sık aşırı sağcı İsrailli grupların hedefi haline geliyor. Özellikle Yahudi bayramları ve ulusal günlerde artan bu tür baskınlar, bölgede gerginliği tırmandırıyor. Birleşmiş Milletler ve birçok ülke, statükonun korunması gerektiği yönünde defalarca uyarıda bulunmasına rağmen, İsrail hükümeti bu tür eylemleri engellemekte yetersiz kalıyor.
Bölgesel Gerilim ve Uluslararası Tepkiler
Mescid-i Aksa'ya yönelik bu son saldırı, sadece Filistin-İsrail çatışmasını değil, aynı zamanda bölgesel ve küresel dengeleri de etkileme potansiyeli taşıyor. Filistin yönetimi ve Hamas, saldırıyı kınarken, İsrail'i bölgeyi kasıtlı olarak bir savaşa sürüklemekle suçladı. Öte yandan, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun sağ koalisyon hükümeti, aşırılıkçı gruplara verdiği destekle eleştiriliyor. İsrail'deki bazı ılımlı siyasetçiler ise bu eylemlerin İsrail'in uluslararası itibarına zarar verdiğini ve Filistinlilerle barış şansını zedelediğini ifade ediyor. Arap Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı da acil toplantı çağrısında bulundu. ABD ve AB, tarafları itidal çağrısı yaparken, statükonun korunması gerektiğini vurguladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Mescid-i Aksa'ya yönelik bu saldırı, Türkiye için hem dini hem de siyasi açıdan kritik bir önem taşıyor. Türkiye, Kudüs'ün Filistin devletinin başkenti olduğu görüşünü savunmakta ve Mescid-i Aksa'nın statükosunun değiştirilmesine karşı çıkmaktadır. Ankara, İsrail'in bu tür provokasyonlarının bölgesel barışı tehdit ettiğini ve Türkiye'nin arabuluculuk çabalarını baltaladığını düşünmektedir. Ayrıca, Türk kamuoyunda Filistin davasına güçlü bir destek bulunması, hükümeti daha sert bir tutum almaya itebilir. Bu olay, Türkiye-İsrail ilişkilerinde yeni bir gerginliğe yol açabileceği gibi, Ankara'nın İslam dünyasındaki liderlik iddiasını da test edecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor.