Türkiye ve Irak, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu (BMGK) marjında yapılan ikili görüşmede, Musul yakınlarındaki Başika askeri üssünün aşamalı olarak Irak güçlerine devredilmesi konusunda mutabakata vardı. Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, New York'ta bir araya gelerek güvenlik işbirliğini derinleştirme ve terörle mücadelede ortak adımlar atma sözü verdi. Anlaşma, Türkiye'nin Irak'taki askeri varlığını sona erdirme yönünde atılmış somut bir adım olarak değerlendiriliyor.
Başika Üssü'nün Arka Planı ve Müzakereler
Başika, 2014 yılında IŞİD'in Musul'u ele geçirmesinin ardından Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından yerel güçleri eğitmek amacıyla kurulmuştu. Ancak üs, Irak hükümeti tarafından defalarca egemenliğe aykırı olduğu gerekçesiyle protesto edilmiş, 2015'te Bağdat yönetimi konuyu BM Güvenlik Konseyi'ne taşımıştı. O dönemden bu yana Türkiye, üssün varlığını IŞİD ile mücadele kapsamında meşru müdafaa çerçevesinde savunuyordu. Irak ise özellikle 2018 sonrası PKK varlığını gerekçe göstererek Türk askerinin çekilmesini talep ediyordu.
Son dönemde iki ülke arasındaki ilişkiler, terörle mücadelede ortak mekanizmaların kurulması ve Kalkınma Yolu Projesi gibi ekonomik işbirlikleriyle yumuşama sürecine girmişti. Sudani hükümeti, Türkiye ile güvenlik koordinasyonunu artırarak PKK'ya karşı ortak operasyon kapasitesini güçlendirmeyi hedefliyor. Erdoğan ise Irak'ın kuzeyinde PKK'ya karşı yürütülen sınır ötesi operasyonların meşruiyetini uluslararası platformda kabul ettirme çabasında. Başika'nın devri, bu karşılıklı çıkarların bir sonucu olarak görülüyor.
Görüşmede ayrıca iki lider, savunma sanayii işbirliği, istihbarat paylaşımı ve sınır güvenliği konularında ortak komite kurulması talimatını verdi. Türkiye'nin Başika'dan çekilme takvimi henüz netleşmedi ancak aşamalı bir plan çerçevesinde Irak ordusunun üsse tam hakimiyetinin sağlanacağı belirtildi. Irak Savunma Bakanlığı kaynakları, devir sürecinin teknik heyetler arasında görüşüleceğini ve bir takvim üzerinde çalışıldığını aktardı.
Bölgesel Dengeler ve Uluslararası Yansımalar
Başika'nın devri, Ortadoğu'daki güç dengeleri açısından önemli bir dönüm noktası. Türkiye, Irak'ın kuzeyinde PKK'ya yönelik operasyonlarını sürdürürken, Irak merkezi hükümetiyle ilişkilerini de normalleştirme yolunda ilerliyor. Bu adım, İran'ın Irak üzerindeki etkisini dengelemeye yönelik bir hamle olarak da okunabilir. Bağdat, son yıllarda hem ABD hem de İran ile dengeli bir politika izlerken, Türkiye ile güvenlik işbirliğini derinleştirerek egemenlik vurgusunu güçlendiriyor.
ABD ve koalisyon güçleri, IŞİD'in bölgede yeniden canlanma riskine karşı Irak güvenlik güçlerinin kapasitesini artırmayı destekliyor. NATO da Irak'taki eğitim misyonu kapsamında Başika benzeri tesislerin yerel güçlere devrini teşvik ediyor. Ancak bu süreçte PKK'nın durumu belirsizliğini koruyor; Türkiye, Irak'ın kuzeyindeki PKK varlığına karşı operasyonlarına devam edeceğini açıklamış durumda. Irak merkezi hükümeti ise PKK'yı terör örgütü olarak tanımlamakta isteksiz davranıyor ve Sincar ile Kandil bölgelerindeki örgüt varlığına karşı henüz kapsamlı bir operasyon başlatmış değil.
Anlaşmanın Suriye ve İran üzerindeki etkileri de yakından izleniyor. Suriye rejimi, Türkiye'nin Irak'taki askeri varlığını kendi toprak bütünlüğüne tehdit olarak görüyordu; Başika'nın devri, Şam ile Ankara arasındaki gerilimi bir miktar azaltabilir. İran ise Irak'taki Türk askeri varlığından rahatsızdı; devir süreci Tahran'ın bölgesel nüfuzunu artırabilir. Öte yandan, Irak'ın egemenlik vurgusu, İran yanlısı milis grupların Türkiye'ye yönelik tutumunu da etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Başika'nın devri, Türkiye'nin Irak'la ilişkilerinde yeni bir sayfa açıyor. Uzun süredir Irak merkezi hükümetiyle yaşanan egemenlik tartışmaları, bu adımla büyük ölçüde sona erecek. Türkiye, PKK ile mücadelede Irak'ın güvenlik güçleriyle daha etkin işbirliği yapabilecek ve sınır ötesi operasyonlar için meşru bir zemin bulabilecek. Ayrıca, Irak'ın kuzeyindeki enerji kaynaklarının ve Kalkınma Yolu Projesi'nin güvenliği açısından da olumlu bir gelişme. Ancak PKK'nın Sincar ve Kandil'deki varlığını sürdürmesi, sahadaki riskleri canlı tutuyor. Türkiye'nin askeri varlığını çekmesi, sahada istihbarat ve operasyon kabiliyetlerini zayıflatabilir; bu nedenle devir sürecinin dikkatli yönetilmesi gerekiyor.