Türkiye'nin deniz varlığı, Afrika Boynuzu'nda stratejik bir boyut kazandı. TCG Gökçeada (F-496), TCG Gelibolu (F-497) ve TCG Bartın (P-1206) savaş gemileri, Somali'nin münhasır ekonomik bölgesinde (MEB) faaliyet gösteren Türk sondaj filosuna eşlik ediyor. Filonun amiral gemisi olan Cengiz Bey sondaj gemisi, beraberindeki lojistik destek gemileriyle birlikte, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı'nın (TPAO) hidrokarbon arama çalışmaları kapsamında bölgede bulunuyor. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'na bağlı üç geminin görevi, keşif ve sondaj faaliyetlerini her türlü deniz tehdidine karşı korumak ve bölgesel deniz güvenliğine katkı sağlamak olarak açıklandı. Bu operasyon, Türkiye'nin Somali ile imzaladığı deniz yetki anlaşması çerçevesinde yürütülüyor.
Gelişmenin arka planı
Somali ile Türkiye arasındaki enerji iş birliği, 2024 yılının başlarında imzalanan bir mutabakat zaptına dayanıyor. Anlaşma, Somali'nin deniz alanlarında hidrokarbon arama ve sondaj faaliyetlerini Türk şirketlerine tahsis ediyor. Bu çerçevede, TPAO bölgeye Cengiz Bey sondaj gemisini ve destek gemilerini konuşlandırdı. Somali hükümeti, anlaşmayı ülkenin ekonomik kalkınması için kritik bir adım olarak nitelendirirken, Türk yetkililer projenin iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın derinleşmesini simgelediğini vurguluyor. Donanma gemilerinin varlığı, Türkiye'nin denizlerde uzun mesafeli varlık gösterme kabiliyetini de ortaya koyuyor. TCG Gökçeada ve TCG Gelibolu, Gabya sınıfı fırkateynler olup, modern deniz harp sistemleriyle donatılmış durumda; TCG Bartın ise Kılıç sınıfı bir hücumbot. Bu gemiler, Türk Deniz Kuvvetleri'nin Aden Körfezi, Arap Denizi ve Hint Okyanusu'ndaki varlığını pekiştiriyor. Bölgedeki diğer ülkeler ve uluslararası aktörler, Türkiye'nin Somali açıklarındaki bu askeri ve sivil deniz varlığını dikkatle izliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Somali, stratejik konumu sayesinde küresel enerji ve deniz ticareti rotalarının kesişim noktasında yer alıyor. Ülke, uzun yıllardır devam eden iç çatışmaların ardından ekonomik toparlanma sürecine girmiş durumda. Hidrokarbon rezervlerinin işletilmesi, Somali'nin ekonomik bağımsızlığı için hayati önem taşıyor. Türkiye'nin Somali'deki enerji arama faaliyetleri, Doğu Afrika bölgesinde artan jeopolitik rekabetin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Bölgede halihazırda Çin, Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler de deniz yetki alanları ve enerji kaynakları üzerinde çeşitli anlaşmalar yapmış durumda. Somali hükümeti, ülkesinin egemenlik haklarını koruma konusunda kararlı olduklarını ancak yabancı yatırımlara da açık olduklarını belirtiyor. Türk donanmasının varlığı, bölgede artan deniz güvenliği risklerine karşı bir tedbir olarak da görülüyor. Korsanlık faaliyetlerinin azalmış olmasına rağmen, Hint Okyanusu'ndaki deniz ticareti için güvenlik hala kritik bir konu. Türkiye, Somali ile olan askeri iş birliğini geliştirerek, aynı zamanda bölgesel deniz güvenliğine katkıda bulunmayı hedefliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'nin Somali açıklarında donanma gemileriyle sondaj filosunu koruması, Ankara'nın mavi vatan doktrini kapsamında denizlerdeki varlığını küresel ölçeğe taşıma stratejisinin bir yansımasıdır. Bu hamle, Türkiye'nin enerji arz güvenliğine katkıda bulunmanın yanı sıra, Afrika'daki diplomatik ve askeri etki alanını genişletme çabasını göstermektedir. Somali ile yapılan anlaşma, Türkiye'ye Doğu Afrika'da stratejik bir üs kazandırabilir ve bölgedeki diğer ülkelerle ilişkilerini güçlendirebilir. Ancak, bu durum aynı zamanda bölgesel güçlerle rekabeti de beraberinde getirecektir. Türkiye'nin bu operasyonu, denizlerde egemenlik haklarını koruma ve enerji kaynaklarına erişim konusundaki kararlılığını ortaya koymaktadır.