Yemen'deki Husi militanları, Suudi Arabistan destekli hükümet güçlerine karşı başlattıkları beklenmedik bir yıldırım harekatıyla Kızıldeniz'in güney girişinde stratejik öneme sahip adaları ele geçirdi. Bab-ül Mendep Boğazı'nın kuzeyinde yer alan adalar, küresel deniz ticaretinin can damarı olan Kızıldeniz güzergahını doğrudan etkiliyor. Husilerin bu hamlesi, Yemen'deki iç savaşta dengeyi değiştirirken, bölgesel enerji piyasalarında da dalgalanmalara yol açtı.
Harekatın Ayrıntıları ve Stratejik Hedefler
Husi askeri sözcüsü Yahya Sari, yaptığı açıklamada operasyonun 48 saatten kısa sürede tamamlandığını ve "işgalcilerin" adalardan temizlendiğini duyurdu. Sari'ye göre, harekat sırasında Suudi Arabistan'a ait iki helikopter ve bir insansız hava aracı düşürüldü, onlarca Suudi askeri ve Sudanlı paralı asker öldürüldü. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon ise adalardaki durumu henüz resmi olarak doğrulamadı, ancak bölgeden gelen görüntüler Husi bayraklarının adalarda dalgalandığını gösteriyor.
Ele geçirilen adalar arasında, stratejik konumuyla öne çıkan Zuqar ve Hanish adaları bulunuyor. Bu adalar, Kızıldeniz'in en dar noktası olan Bab-ül Mendep Boğazı'na sadece 30 kilometre mesafede. Boğaz, günlük yaklaşık 4 milyon varil petrol ve milyarlarca dolarlık ticaret malının geçtiği bir koridor. Husilerin bu adaları kontrol etmesi, İran'ın bölgedeki etkisini artırması ve deniz ticaretini tehdit edebilmesi anlamına geliyor.
Uzmanlar, Husilerin son aylarda insansız hava araçları ve balistik füzelerle Suudi Arabistan'ın güneyine ve Kızıldeniz'deki gemilere yönelik saldırılarını yoğunlaştırdığını hatırlatıyor. Bu son harekat, Husilerin sadece karada değil, denizde de etkin bir güç haline geldiğini gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Husilerin bu ilerleyişi, Yemen iç savaşının seyrini değiştirebilecek nitelikte. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, 2015'ten bu yana Husilere karşı savaşıyor ancak son dönemde ateşkes görüşmeleri gündemdeydi. Bu harekat, ateşkes umutlarını zayıflatırken, Suudi Arabistan'ın Yemen politikasını yeniden gözden geçirmesine neden olabilir. Suudi yetkililerden henüz resmi bir açıklama gelmedi, ancak Riyad'ın bölgeye takviye güç gönderme ihtimali üzerinde duruluyor.
Küresel enerji piyasaları, haberin ardından sarsıldı. Brent petrol fiyatı yüzde 3'ün üzerinde artış göstererek varil başına 90 doları aştı. Analistler, Kızıldeniz'deki istikrarsızlığın uzun sürmesi halinde petrol fiyatlarının daha da yükselebileceği uyarısında bulunuyor. Ayrıca, küresel deniz taşımacılığı şirketleri, Kızıldeniz güzergahını kullanmaktan kaçınarak alternatif rotalara yönelebilir; bu da ticaret maliyetlerini artıracak ve tedarik zincirlerinde gecikmelere yol açacaktır.
Uluslararası toplumdan tepkiler gecikmedi. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, "Kızıldeniz'de seyrüsefer özgürlüğüne yönelik her türlü tehdidi ciddiyetle takip ediyoruz" dedi. Birleşmiş Milletler ise taraflara itidal çağrısı yaparak, çatışmanın yayılmasının "Yemen halkı için yıkıcı sonuçlar doğuracağını" belirtti. İran, Husilerin hamlesini savunarak, "Yemen halkının meşru müdafaa hakkıdır" açıklamasında bulundu.
Bölgesel güç dengesi açısından, Husilerin bu başarısı İran'ın Yemen üzerinden Suudi Arabistan'a karşı yürüttüğü vekalet savaşında önemli bir kazanım olarak değerlendiriliyor. İran, Husilere silah ve finansal destek sağlamakla suçlanıyor; Tahran bu iddiaları reddetse de, Husilerin balistik füze ve insansız hava aracı kapasitesi İran'ın teknolojik desteğine işaret ediyor. Bu gelişme, Orta Doğu'da İran-Suudi Arabistan rekabetini daha da kızıştırabilir ve yeni bir çatışma hattı yaratabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Husilerin Kızıldeniz'deki stratejik adaları ele geçirmesi, Türkiye'nin bölgesel çıkarlarını doğrudan etkiliyor. Kızıldeniz, Türkiye'nin Asya ve Afrika'ya açılan deniz ticaret yollarının önemli bir parçası; buradaki istikrarsızlık, Türk ihracatçıları için navlun maliyetlerini artırabilir ve tedarik zincirlerinde aksamalara yol açabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Suudi Arabistan ve BAE ile son dönemde normalleşen ilişkileri, bu gelişme karşısında dengeli bir politika izlemesini gerektiriyor. Türkiye, Yemen krizinde taraflarla diyalog kanallarını açık tutarak, bölgesel barış ve istikrarın sağlanması için aktif diplomasi yürütmeli. Enerji arz güvenliği açısından da, petrol fiyatlarındaki olası bir artış, Türkiye'nin cari açığını olumsuz etkileyebilir; bu nedenle Ankara, enerji çeşitlendirmesine hız vermeli.