İsrail işgali altındaki Batı Şeria'da, Tulkarm kenti ve çevresindeki mülteci kamplarında yaşayan Filistinliler, tam bir yıl süren zorunlu yerinden edilmenin ardından evlerine dönmelerine izin verildi. Ancak bu izin sadece iki saatle sınırlıydı ve ağır kısıtlamalar altında gerçekleşti. İsrail ordusu, bölgede bir yıl önce başlattığı geniş çaplı operasyonlar kapsamında Tulkarm kent merkezi ve Nur Şems Mülteci Kampı'nı boşaltmış, binlerce aileyi evlerini terk etmeye zorlamıştı. Geçtiğimiz hafta sonu, İsrail makamları tarafından duyurulan iki saatlik ziyaret izni, uluslararası insan hakları örgütlerinin tepkisini çekerken, Filistinli yetkililer bu durumu “insanlık dışı bir oyun” olarak nitelendirdi.
Bir Yıllık Yerinden Edilme: Tulkarm'da Yaşam Mücadelesi
İsrail'in 2023 sonbaharında Tulkarm ve çevresine yönelik başlattığı operasyonlar, kentin tarihi mülteci kamplarını hedef almıştı. Özellikle Nur Şems Kampı'nda yoğunlaşan çatışmalar, altyapının büyük ölçüde tahrip olmasına yol açtı. Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) verilerine göre, yaklaşık 15 bin Filistinli evlerini terk etmek zorunda kaldı. Aileler, yakınlardaki Nablus ve Cenin gibi şehirlere sığınırken, bir kısmı da açık alanlarda veya yıkık binalarda barınmaya çalıştı.
Geçtiğimiz Cumartesi günü, İsrail ordusu kent sakinlerine evlerine ziyaret için iki saatlik süre tanıdı. Ziyaret sırasında askeri noktalarda yoğun güvenlik aramaları yapıldı, yalnızca belirli ana yollar kullanılabildi. Filistinli aileler, evlerinin birçoğunun kullanılamaz halde olduğunu, duvarların yıkıldığını, eşyaların yağmalandığını gördü. İsrail ordusu, operasyonların militan grupları hedef aldığını savunurken, Filistinli yetkililer bu saldırıların toplu cezalandırma amacı taşıdığını belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Gözler Batı Şeria'da
Tulkarm'daki bu gelişme, İsrail-Filistin çatışmasının yalnızca Gazze'yle sınırlı olmadığını, Batı Şeria'da da benzer bir insani krizin yaşandığını ortaya koyuyor. Birleşmiş Milletler, 2023 yılından bu yana Batı Şeria'da yerinden edilen Filistinlilerin sayısının 200 bin kişiye ulaştığını rapor etti. ABD ve Avrupa Birliği, İsrail'in yerleşim politikalarını ve askeri operasyonlarını sık sık eleştirse de somut bir yaptırım uygulamıyor. Öte yandan, İsrail'in aşırı sağcı hükümeti, Batı Şeria'daki ilhak planlarını hızlandırmış durumda. Tulkarm özelindeki kısıtlı ev ziyareti izni, uluslararası toplumda “Cezayir'deki Fransız işgalini hatırlatan bir uygulama” olarak yorumlanıyor.
Filistin Yönetimi ise İsrail'in bu tür adımlarının iki devletli çözümü fiilen ortadan kaldırdığını savunuyor. Tulkarm örneğinde olduğu gibi, kent sakinlerinin evlerine dönüşüne izin verilse de yaşam koşullarının iyileştirilmesi için hiçbir adım atılmıyor. Su, elektrik ve sağlık hizmetlerinin kesintiye uğradığı bölgede, temel ihtiyaçların karşılanması giderek zorlaşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği geleneksel destek çerçevesinde Tulkarm'daki insani krizi yakından takip etmektedir. Bu tür gelişmeler, Türkiye'nin İsrail ile ilişkilerinde hassas bir dengede durmasına neden olmaktadır. Bir yandan Filistinli sivillere yönelik insan hakları ihlallerine karşı sesini yükselten Türkiye, diğer yandan enerji ve ticaret gibi alanlarda İsrail ile iş birliğini sürdürmektedir. Tulkarm'daki yerinden edilme ve kısıtlı dönüş izinleri, Türk kamuoyunda tepkiye yol açarken, AKP hükümetinin bu konuyu uluslararası platformlarda gündeme getirmesi beklenebilir. Ayrıca, Türkiye'nin insani yardım kuruluşları aracılığıyla bölgedeki Filistinli ailelere destek sağlaması olasıdır. Bu durum, Türkiye'nin Ortadoğu'daki nüfuz mücadelesinde Filistin dosyasını elinde tutma isteğini de yansıtmaktadır.