Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara, İsrail ile yapılabilecek olası bir güvenlik anlaşmasının Golan Tepeleri üzerindeki Suriye haklarından ödün verilmesi anlamına gelmeyeceğini açıkladı. El-Şara, uluslararası toplumun desteğini alarak bölgede kalıcı bir barışın tesis edilmesi gerektiğini vurguladı. Bu açıklama, iki ülke arasında son dönemde artan temasların ardından geldi.
Gelişmenin Arka Planı
Suriye'de 2011'de başlayan iç savaşın ardından ülke yönetimi el değiştirdi. Yeni yönetim, uluslararası meşruiyet kazanmak ve ekonomik yaptırımların hafifletilmesini sağlamak amacıyla Batılı ülkelerle ve komşularıyla diyalog kanallarını açık tutuyor. Bu kapsamda İsrail ile de dolaylı görüşmeler yürütüldüğü belirtiliyor.
Golan Tepeleri, 1967'deki Altı Gün Savaşı sırasında İsrail tarafından işgal edilmiş ve 1981'de tek taraflı olarak ilhak edilmişti. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, bu ilhakı tanımıyor ve bölgeyi işgal altındaki Suriye toprağı olarak kabul ediyor. ABD, 2019'da Golan'ın İsrail'e ait olduğunu resmen tanıyan tek ülke olmuştu.
El-Şara'nın açıklaması, Suriye'nin toprak bütünlüğü konusundaki hassasiyetini gösterirken, aynı zamanda İsrail ile güvenlik alanında işbirliği yapmaya açık olduğu mesajını taşıyor. Özellikle İran destekli grupların bölgeden çekilmesi ve sınır güvenliğinin sağlanması konularında iki ülkenin ortak çıkarlara sahip olduğu biliniyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, Ortadoğu'da dengeleri yakından ilgilendiriyor. Suriye'nin İsrail ile normalleşme adımları, Arap dünyasında farklı tepkilere yol açıyor. Bazı Arap ülkeleri, bu tür bir anlaşmanın bölgesel istikrara katkı sağlayabileceğini düşünürken, özellikle Filistin davasını ön planda tutan gruplar tepki gösteriyor.
İsrail açısından Suriye ile güvenlik anlaşması, kuzey sınırlarındaki tehditleri azaltma ve İran'ın bölgedeki nüfuzunu kırma fırsatı sunuyor. Ancak İsrail, Golan'daki mevcut konumundan taviz vermeye yanaşmıyor. Bu nedenle, iki ülke arasındaki görüşmelerin kapsamlı bir barış anlaşmasına dönüşmesi beklenmiyor.
Rusya ve ABD'nin de dahil olduğu uluslararası aktörler, Suriye'nin yeniden inşası ve siyasi çözüm sürecinde belirleyici roller üstleniyor. Bu bağlamda, Suriye-İsrail ilişkilerinin seyri, küresel güçlerin Ortadoğu politikalarını da etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Suriye politikası açısından doğrudan bağlantılıdır. Türkiye, Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunmasını ve PKK/PYD tehdidinin bertaraf edilmesini öncelikli hedef olarak görüyor. İsrail ile Suriye arasında olası bir güvenlik anlaşması, bölgedeki güç dengelerini değiştirebilir ve Türkiye'nin kuzey Suriye'deki askeri varlığını etkileyebilir. Ayrıca, İsrail ile yakın ilişkileri olan Türkiye'nin, bu süreçte arabuluculuk rollerine soyunması beklenebilir. Ancak, Suriye'nin İsrail'le normalleşmesi, Arap dünyasında ve İslam kamuoyunda hassasiyet yaratabileceği için Türkiye'nin bölgesel ittifakları açısından da dikkatle yönetilmesi gereken bir konudur.