ABD'de hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat Parti kurumlarının Washington'un dış politika konsensüsüne, özellikle de İsrail-Amerika ilişkilerine sıkı sıkıya bağlı kalması, giderek artan bir şekilde sağ ve sol ideolojik fraksiyonları bir araya getiriyor. Bu iki kanat, mevcut uzlaşıya meydan okumak için işbirliği yapmaya istekli görünüyor. Bu durumun en somut örneği, eski Fox News sunucusu Tucker Carlson'ın Haziran sonunda düzenlediği etkinlikte yaşandı. Carlson, ABD'nin Ukrayna'ya askeri yardımını ve İsrail yanlısı politikalarını eleştiren bir panelde, sol görüşlü akademisyenler ve aktivistlerle aynı platformu paylaştı. Bu, Soğuk Savaş sonrası dönemde ABD siyasetinde alışılmadık bir manzara oluşturuyor.
Gelişmenin arka planı
Tucker Carlson, medya kariyeri boyunca göçmenlik, aşılar ve Ukrayna savaşı gibi konularda ana akımın dışına çıkan bir çizgi izledi. Fox News'tan ayrıldıktan sonra, kendi platformu üzerinden etkisini sürdüren Carlson, özellikle genç ve alternatif medya tüketicileri arasında popülerliğini koruyor. Sağ eğilimli takipçileri, Carlson'ın NATO ve Ukrayna'ya yardım konusundaki eleştirilerini benimserken, sol kanattaki savaş karşıtı gruplar da benzer bir duruş sergiliyor. Bu kesişim, iki tarafın da 'savaş kışkırtıcılığı' olarak gördüğü politikalar karşısında birleşmelerine yol açıyor. Carl son olarak, eski sol görüşlü senatör Mike Gravel'in danışmanı ve savaş karşıtı aktivist David Packman ile ortak yayınlar yaparak bu ittifakı pekiştirdi. Bu işbirliğinin merkezinde, ABD'nin İsrail'e koşulsuz desteği ve Ukrayna'ya milyarlarca dolarlık yardım paketleri yer alıyor.
Öte yandan, bu ittifakın sınırları da bulunuyor. Örneğin, kürtaj, ekonomi politikaları veya sosyal konularda sağ ve sol arasında derin uçurumlar mevcut. Ancak, dış politika ve özellikle 'savaş karşıtlığı' ekseninde bu iki kesim, kısa vadede ortak bir zemin bulmuş durumda. Bu durum, 2024 başkanlık seçimleri öncesinde hem Demokrat hem de Cumhuriyetçi adaylar için yeni bir kırılma noktası oluşturabilir. Anketler, Amerikan halkının önemli bir kısmının Ukrayna'ya yardım konusunda bölünmüş olduğunu gösteriyor. Özellikle genç seçmenler arasında savaş yorgunluğu ve ABD'nin dünya jandarmalığı rolüne şüpheyle yaklaşma eğilimi artıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu yeni sağ-sol ittifakı, sadece ABD iç siyasetini değil, küresel dengeleri de etkileyebilir. Eğer bu hareket güç kazanırsa, ABD'nin Ukrayna'ya askeri desteğinin azalması veya İsrail'e yönelik politikaların değişmesi söz konusu olabilir. Bu durum, Avrupa'da alarm yaratırken, Orta Doğu'da İsrail'in elini zayıflatabilir. Ayrıca, Rusya ve Çin gibi rakipler, ABD'deki bu iç bölünmeyi kendi lehlerine kullanma fırsatı görebilir. Özellikle Rusya, ABD'deki savaş karşıtı söylemleri destekleyerek Ukrayna'daki işgalini meşrulaştırmaya çalışabilir. Bununla birlikte, bu ittifakın kurumsal bir partiye dönüşmesi veya seçimlerde somut bir başarı elde etmesi şu an için zor görünüyor. Zira hem sağ hem de sol kanat kendi içinde bölünmüş durumda ve liderlik konusunda bir fikir birliği bulunmuyor. Tucker Carlson'ın kişisel hırsları ve medya gücü bu ittifakı bir süre daha ayakta tutabilir, ancak uzun vadede siyasi kurumların direnciyle karşılaşması muhtemel.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD'deki bu yeni siyasi gelişmeyi yakından izlemeli. Zira, ABD'nin dış politika konsensüsünde bir kırılma, özellikle Ukrayna savaşı ve Doğu Akdeniz'deki güç dengesi üzerinde doğrudan etkili olabilir. Türkiye, NATO içinde Ukrayna'ya destek konusunda dengeli bir politika izlerken, ABD'deki savaş karşıtı söylemlerin güçlenmesi, Türkiye'nin elini rahatlatabilir. Ayrıca, İsrail politikalarına yönelik sorgulamalar, Türkiye'nin Filistin meselesindeki duruşuyla örtüşen bir zemin yaratabilir. Ancak, bu ittifakın henüz emekleme aşamasında olduğu ve ABD'nin dış politikasında köklü bir değişiklik yaratmasının zaman alacağı unutulmamalıdır. Türkiye, bu süreçte ABD ile ikili ilişkilerinde esnekliğini korumalı ve olası senaryolara hazırlıklı olmalıdır.