ABD'de basın özgürlüğü savunucuları, New York Times'ın (NYT) Hava Kuvvetleri Bir (Air Force One) projesindeki güvenlik endişelerini haberleştiren beş muhabirine mahkeme celbi çıkarılmasına tepki gösterdi. Söz konusu celpler, gazetecilerin haber kaynaklarını ifşa etmeye zorlanması anlamına gelebileceği için 'emsalsiz' bir adım olarak nitelendiriliyor. Medya kuruluşları, bu durumun ABD'deki basın özgürlüğüne yönelik en ciddi tehditlerden biri olduğunu belirtiyor.
Gelişmenin arka planı
Olay, Boeing'in Air Force One olarak kullanılmak üzere ürettiği 747-8 tipi uçaklarla ilgili bir dizi habere dayanıyor. New York Times, 2024 yılı boyunca bu uçakların üretim sürecinde yaşanan gecikmeler, maliyet aşımları ve özellikle siber güvenlik açıklarına ilişkin kapsamlı haberler yayımladı. Haberlerde, uçakların iletişim sistemlerinde potansiyel güvenlik zafiyetleri olduğu ve bu durumun başkanlık uçağını dış müdahalelere açık hale getirebileceği iddia ediliyordu.
ABD Adalet Bakanlığı, bu haberlerin ardından sınıflandırılmış bilgilerin sızdırıldığı gerekçesiyle soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında, New York Times'ın Washington bürosunda görevli beş muhabire mahkeme celbi çıkarıldı. Celplerde, muhabirlerin haber kaynaklarını ve bu kaynaklarla yaptıkları tüm iletişimleri açıklamaları isteniyor. Medya örgütleri, bu talebin Birinci Anayasa Değişikliği ile korunan basın özgürlüğünü ihlal ettiğini savunuyor.
New York Times Genel Yayın Yönetmeni Joseph Kahn, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Gazetecilerimizi kaynaklarını ifşa etmeye zorlamak, haber yapma özgürlüğümüzü hedef alan benzeri görülmemiş bir saldırıdır. Bu celplere karşı hukuki mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz" dedi. Basın özgürlüğü kuruluşu Reporters Without Borders (Sınır Tanımayan Gazeteciler) da ABD yönetimini eleştirerek, "Bu adım, ABD'yi basın özgürlüğü konusunda geriye götürecektir" ifadelerini kullandı.
Bölgesel veya küresel boyut
Olay, yalnızca ABD'de değil, uluslararası basın camiasında da büyük yankı uyandırdı. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Ofisi, konuyla ilgili bir açıklama yaparak, "Gazetecilerin haber kaynaklarını koruma hakkı, ifade özgürlüğünün temel bir unsurudur. Hükümetler bu hakkı kısıtlayıcı adımlardan kaçınmalıdır" çağrısında bulundu. Avrupa Parlamentosu basın özgürlüğü raportörü de benzer bir endişeyi dile getirdi.
Bu gelişme, ABD'nin küresel basın özgürlüğü endekslerindeki sıralamasını da etkileyebilir. Sınır Tanımayan Gazeteciler'in 2024 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi'nde ABD 45. sırada yer alıyor. Uzmanlar, mahkeme celplerinin endeksteki bu puanı daha da düşürebileceğini belirtiyor. Ayrıca, bu durumun diğer ülkelerdeki otoriter yönetimlere, "ABD bile gazetecilere baskı yapıyorsa" argümanıyla kendi basın özgürlüğü ihlallerini meşrulaştırma fırsatı verebileceği endişesi de dile getiriliyor.
Beyaz Saray Sözcüsü Karine Jean-Pierre, konuyla ilgili bir soruya "Adalet Bakanlığı bağımsız bir kurumdur, bu konuda yorum yapmamız doğru olmaz" yanıtını verdi. Ancak Başkan Joe Biden'ın daha önce basın özgürlüğünü destekleyen açıklamaları hatırlatıldığında, yönetimin bu konuda bir çelişki içinde olduğu eleştirileri yapılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, ABD'deki basın özgürlüğü tartışmalarını alevlendirse de Türkiye için doğrudan bir dış politika yansıması bulunmuyor. Ancak küresel ölçekte basına yönelik baskıların artması, Türkiye gibi basın özgürlüğü konusunda eleştirilen ülkelerdeki otoriter uygulamaların normalleşmesine zemin hazırlayabilir. ABD'nin kendi muhabirlerine mahkeme celbi çıkarması, ifade özgürlüğü konusunda çifte standart olduğu yönündeki eleştirileri güçlendirebilir. Ayrıca, Türk medyasının uluslararası haber kaynaklarına erişiminin kısıtlanması halinde, bu tür gelişmelerin Türkiye'deki haber akışını da etkileyebileceği değerlendiriliyor. Bununla birlikte, olay Türkiye'nin basın özgürlüğü karnesini doğrudan etkilemeyecek niteliktedir.