Eski Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras, ülkesinin ABD Başkanı Donald Trump yönetimine 'boş çek' vermeyi bırakması gerektiğini söyledi. Euro krizi döneminin lideri olan Çipras, iktidara dönüş yolunda mevcut hükümeti Washington'a aşırı taviz vermekle suçluyor. Çipras'ın açıklamaları, Yunanistan'ın ABD ile savunma ve enerji alanındaki işbirliğini derinleştirdiği bir dönemde geldi.
Gelişmenin Arka Planı
Çipras, başbakanlık döneminde (2015-2019) AB ile yaşadığı mali krizin ardından, bu kez dış politikada bağımsızlık vurgusu yapıyor. Eski lider, Yunanistan'ın ABD'ye Souda Körfezi ve Alexandroupoli gibi stratejik üslerini kullandırmasını eleştirerek, bu durumun ülkeyi Amerikan çıkarlarına bağımlı hale getirdiğini savunuyor. Özellikle Türkiye ile gerilimli ilişkiler bağlamında, Atina'nın Ankara'ya karşı ABD desteğine ihtiyaç duyduğu biliniyor. Çipras ise bu desteğin karşılıksız olmadığını ve Yunanistan'ın egemenliğini zedelediğini iddia ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Yunanistan, son yıllarda ABD ile savunma işbirliğini artırmış, özellikle Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları ve Türkiye ile olan deniz yetki alanı ihtilaflarında Washington'un desteğini almıştı. Ancak Çipras, bu politikanın Yunanistan'ı ABD'nin jeopolitik oyunlarında bir piyon haline getirdiğini belirtiyor. ABD'nin bölgede NATO müttefiki Türkiye ile yaşadığı gerilimlerde Yunanistan'a öncelik vermesi, Atina'yı memnun etse de, bazı kesimlerde bağımsızlık endişelerine yol açıyor. Çipras'ın çıkışı, özellikle yaklaşan seçimler öncesinde iktidardaki Yeni Demokrasi Partisi'ne yönelik bir eleştiri olarak görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çipras'ın açıklamaları, Yunanistan'ın ABD'ye olan bağımlılığının sorgulanması açısından Türkiye için de önemli. Ankara, uzun süredir Yunanistan'ın ABD desteğiyle Doğu Akdeniz'de hak iddialarını ve Türk hava sahasını ihlal politikalarını eleştiriyor. Eğer Yunanistan'da ABD karşıtı söylem güçlenirse, bu durum Türkiye'nin bölgedeki elini güçlendirebilir. Ancak Çipras'ın iktidara gelmesi halinde Türkiye'ye karşı daha uzlaşmacı bir politika izlemesi beklenmiyor; çünkü milliyetçi seçmen tabanı da bu konuda hassas. Yine de söylemdeki bu değişim, Türk-Yunan ilişkilerinde yeni bir pencere açabilir.