Rusya-Ukrayna savaşında Kiev, bu yılın en kanlı saldırısıyla sarsıldı. Başkente düzenlenen füze ve drone saldırılarında 27 kişi hayatını kaybetti, 91 kişi yaralandı. 130'dan fazla bina yıkılırken, kentte bir günlük yas ilan edildi. Saldırının hemen ardından Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, savaşı tırmandırma sözü verdi.
Gelişmenin arka planı
Saldırı, Kiev'in tarihi merkezine yakın bir bölgede yoğunlaştı. Ukrayna hava savunması çok sayıda füze ve drone'u düşürse de, isabet alan yerleşim alanlarında ağır hasar oluştu. Kiev Belediye Başkanı Vitali Kliçko, saldırının yerleşim bölgelerini hedef aldığını belirterek, bunun bir savaş suçu olduğunu söyledi. Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba, uluslararası topluma daha fazla hava savunma sistemi çağrısı yaptı.
Rusya ise saldırının askeri hedeflere yönelik olduğunu savundu. Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, Ukrayna'nın sivil kayıplarını 'provokasyon' olarak nitelendirdi. Çatışmaların şiddetlenmesiyle birlikte, taraflar arasındaki diplomatik temaslar da durma noktasına geldi.
Bölgesel ve küresel boyut
Avrupa Birliği ve NATO, saldırıyı kınayarak Ukrayna'ya destek mesajı verdi. ABD, Ukrayna'ya yeni bir askeri yardım paketi göndermeyi değerlendiriyor. Öte yandan, savaşın tırmanması enerji fiyatlarını ve küresel gıda güvenliğini tehdit ediyor. Karadeniz Tahıl Koridoru anlaşmasının akıbeti belirsizliğini korurken, özellikle gelişmekte olan ülkeler gıda krizi riskiyle karşı karşıya.
Rusya'nın savaşı tırmandırma kararı, Ukrayna'nın Batı'dan aldığı uzun menzilli silahların etkisini kırmaya yönelik bir hamle olarak yorumlanıyor. Ancak bu durum, sivil kayıpların artmasına ve uluslararası kamuoyunda Rusya'ya yönelik baskının büyümesine yol açıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, savaşın başından bu yana arabuluculuk rolü üstlenerek taraflar arasında diyalog kanallarını açık tutmaya çalışıyor. Kiev'deki saldırı, Türkiye'nin insani yardım ve tahıl koridoru gibi alanlardaki çabalarını zora sokabilir. Ayrıca, savaşın tırmanması Karadeniz'de güvenlik risklerini artırıyor. Türkiye, Montrö Sözleşmesi'ni uygulayarak boğazlardan geçişleri kontrol altında tutuyor ancak bölgesel istikrarın bozulması Ankara'nın enerji ve ticaret güvenliğini tehdit edebilir.