Kaliforniya federal mahkemesi, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin Los Angeles kenti aleyhine açtığı davayı reddetti. Dava, kentin federal göçmen yetkilileriyle işbirliğini sınırlayan yerel bir yönetmeliğe dayanıyordu. Yargıç, kentin düzenlemesinin federal yasayı ihlal etmediğine hükmetti. Bu karar, Trump yönetiminin göçmenlik konusundaki yasal mücadelelerinde bir yenilgi daha anlamına geliyor.
Davanın arka planı: Los Angeles'ın 'sığınak kent' statüsü
Los Angeles, 2019 yılında kabul ettiği bir yönetmelikle, belediye kaynaklarının ve personelinin federal göçmenlik operasyonlarında kullanılmasını büyük ölçüde yasaklamıştı. Şehir, bu düzenlemeyle belgesiz göçmenlerin yerel polis tarafından sorgulanmasını veya gözaltına alınmasını engelliyor ve federal göçmen yetkililerine belediye tesislerine erişim izni vermiyor. Trump yönetimi, bu politikaların federal yasaları ihlal ettiğini ve ulusal güvenlik riski oluşturduğunu iddia ederek dava açmıştı. Adalet Bakanlığı, Los Angeles'ın "sığınak kent" statüsünün federal göçmenlik yasalarının uygulanmasını engellediğini savunuyordu.
Ancak Yargıç Dolly Gee, yönetmeliğin federal yasalarla çelişmediğine karar verdi. Kararda, federal hükümetin kendi operasyonlarını yürütebileceği, ancak yerel yönetimlerin kaynaklarını federal amaçlar için kullanmaya zorlanamayacağı vurgulandı. Bu karar, Kaliforniya'nın diğer sığınak kentleri için de emsal teşkil edebilir.
Küresel ve hukuki boyut: Yerel yönetimlerin yetkileri korunuyor
Mahkemenin kararı, ABD'de federal hükümet ile eyalet ve yerel yönetimler arasındaki yetki paylaşımı açısından önemli bir dönüm noktası. Trump yönetimi, göçmenlik politikalarını sertleştirme çabaları kapsamında birçok sığınak kenti hedef almıştı. Ancak federal mahkemeler, yerel yönetimlerin kendi topluluklarını koruma hakkını tanıyan kararlar vermeye devam ediyor.
Bu karar, ABD Anayasası'nın 10. Ek Maddesi'ne dayanan bir yorumla, federal hükümetin eyaletlere veya yerel yönetimlere federal politikaları uygulama zorunluluğu getiremeyeceği ilkesini pekiştiriyor. Hukuk uzmanlarına göre, bu dava ABD Yüksek Mahkemesi'ne taşınabilir ve nihai karar ülke genelindeki sığınak kent politikalarını etkileyebilir. Aynı zamanda, göçmen toplulukları üzerindeki baskının azalması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu karar, ABD federalizminin işleyişine dair önemli bir örnek teşkil ediyor ve Türkiye gibi merkezi yönetimle yerel yönetimler arasındaki yetki dengesini tartışan ülkeler için dikkat çekici. Doğrudan Türk dış politikasını etkilemese de, ABD'nin iç hukukundaki bu tür gelişmeler uluslararası göç rejimine yansıyabilir. Türkiye'nin göçmen politikaları ve AB ile mülteci anlaşması bağlamında, ABD'nin yerel inisiyatiflere tanıdığı özgürlük, benzer taleplerin Avrupa'da da gündeme gelmesine yol açabilir. Ayrıca, ABD'nin bu tür davalarla ilgili nihai Yüksek Mahkeme kararı, uluslararası hukukta yerel yönetimlerin göçmen politikalarındaki rolüne dair emsal oluşturabilir.