ABD Başkanı Donald Trump, İran'a yönelik yaptırımların kısmen hafifletilmesini ve Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasını öngören anlaşmayı sert bir dille savundu. Trump, serbest bırakılan fonların doğrudan İran hükümetine gitmeyeceğini, ABD kontrolündeki bir emanet hesabında tutulacağını ve yalnızca Amerikan gıda ile tıbbi malzeme alımında kullanılabileceğini açıkladı. Başkan, bu adımın insani amaçlı olduğunu ve uluslararası toplumun endişelerini gidermeyi hedeflediğini ifade etti.
Anlaşmanın arka planı ve detayları
Trump yönetimi, İran'a uygulanan yaptırımları hafifletme kararını, Tahran'ın nükleer programını sınırlama ve bölgesel istikrarı bozucu faaliyetlerini durdurma taahhüdü karşılığında aldı. Anlaşma kapsamında, İran'ın dondurulmuş varlıklarından yaklaşık 6 milyar doların serbest bırakılması öngörülüyor. Ancak bu fonlar, yalnızca Amerika Birleşik Devletleri'nden gıda ve tıbbi ürün satın alımında kullanılabilecek. Trump, bu mekanizmayı İran'ın nükleer silah geliştirmesini engellemenin yanı sıra insani ihtiyaçların karşılanmasına da hizmet edecek bir araç olarak tanımladı.
Anlaşma, özellikle Hürmüz Boğazı'nın güvenliğini yeniden sağlamayı amaçlıyor. Bölge, küresel petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20'sine ev sahipliği yaparken, son dönemde İran'ın askeri müdahaleleri ve yaptırım politikaları nedeniyle gerilim yüksek seyrediyordu. Anlaşma, boğazdan geçişi güvence altına alarak uluslararası enerji piyasalarını rahatlatmayı hedefliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Anlaşma, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve İsrail gibi bölgesel aktörler arasında farklı yankılar uyandırdı. Suudi Arabistan, yaptırımların hafifletilmesinin İran'ı bölgesel faaliyetlerinde daha da cesaretlendirebileceği endişesini taşırken, İsrail anlaşmayı 'tehlikeli bir taviz' olarak nitelendirdi. Öte yandan, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler, insani amaçlı bu adımı memnuniyetle karşıladı. Ancak uzmanlar, anlaşmanın uygulanabilirliği konusunda şüpheci. Özellikle, serbest bırakılan fonların İran'ın askeri faaliyetlerine yönlendirilmesinin önlenmesi için sıkı denetim mekanizmalarının kurulması gerektiği vurgulanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la komşu olması ve enerji ihtiyacının bir kısmını bu ülkeden karşılaması nedeniyle gelişmeleri yakından takip ediyor. Hürmüz Boğazı'nın açık kalması, küresel petrol piyasalarının istikrarı açısından kritik olup, Türkiye'nin enerji maliyetlerini doğrudan etkileyebilir. Ayrıca, yaptırımların hafifletilmesi İran'la ticaretin önünü açabilir. Ancak ABD'nin ikincil yaptırımları konusunda Türk şirketlerinin dikkatli olması gerekiyor. Türkiye'nin bu anlaşmada arabuluculuk rolü oynaması, Ankara'nın bölgesel etkinliğini artırabilir.