Başkan Donald Trump'ın Cumhuriyetçi Parti içindeki 'kral yapıcı' rolü, bu yılki ön seçim takviminin yarısından fazlası geride kalırken neredeyse kusursuz bir sicille devam ediyor. Desteklediği adaylar, nadir istisnalar dışında rakiplerini geride bırakarak galibiyet elde ediyor. Bu durum, Trump'ın parti tabanı üzerindeki kontrolünün ve seçmen sadakatinin ne denli güçlü olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Özellikle, 2020 seçim sonuçlarına itiraz eden ve 'Büyük Yalan' olarak adlandırılan iddiaları dillendiren adayların başarısı, Trump etkisinin parti içi dinamiklerde belirleyici olduğunu kanıtlıyor. Ancak bu güçlü konum, Kasım ayındaki genel seçimlerde merkez seçmeni kazanma endişelerini de beraberinde getiriyor.
Gelişmenin Arka Planı: İntikam Turları ve Sadakat Sınavı
Trump'ın destek karnesinin büyük bir kısmı, aslında başarılı bir intikam turu olarak nitelendirilebilir. Eski başkan, kendisini iki kez azledilmesine (impeachment) destek veren veya 6 Ocak 2021 Kongre baskını sonrasında kendisini eleştiren Cumhuriyetçi vekilleri hedef alarak, onların partiden ihraç edilmesini veya seçimlerde yenilmesini sağladı. Bu kapsamda, Temsilciler Meclisi'nde görev yapan Liz Cheney, Tom Rice ve Peter Meijer gibi isimler, Trump'ın desteklediği isimlere karşı ön seçimleri kaybetti. Wyoming'deki kongre üyesi Liz Cheney'in yenilgisi, Trump’ın parti içi muhaliflere karşı acımasız tutumunun en çarpıcı örneği oldu. Cheney, 6 Ocak komisyonunda kritik bir rol oynadığı için Trump'ın hedefindeydi.
Bununla birlikte, Trump'ın desteği sadece cezalandırma amaçlı değil; aynı zamanda sadık müttefiklerini ödüllendirme aracı olarak da işliyor. Sağlık Bakanı yardımcılığı görevinden istifa ederek Ohio'da senatörlük yarışına giren J.D. Vance, Trump'ın desteğini alarak yükselen anketler sayesinde ön seçimi kazandı. Benzer şekilde, eski Beyaz Saray sözcülerinden Sarah Huckabee Sanders, Arkansas valiliği için Trump'ın onayını alarak adaylığı garantiledi ve genel seçimde favori konumunda. Trump'ın desteklediği adaylar arasında, kendisine sorgusuz sualsiz bağlılık gösterenler yer alırken, geçmişte kendisini eleştiren ancak sonradan saf değiştiren isimler de destekten payını alıyor.
Ancak bu kusursuz görünen tablonun bazı çatlakları da yok değil. Georgia Valiliği için Trump'ın desteklediği David Perdue, eski Senatör Kelly Loeffler ise ön seçimlerde başarısız oldu. Perdue, mevcut Vali Brian Kemp karşısında yenilirken, Loeffler ise Senato yarışında elendi. Kemp'in zaferi, Trump'ın Georgia'daki etkisinin sınırlı olabileceğini ve parti içi itirazların hala var olduğunu gösterdi. Ayrıca, Trump'ın popülist adayları genel seçimlerde ılımlı seçmenleri korkutma potansiyeli taşıyor ki bu da Cumhuriyetçilerin kasım ayındaki performansını etkileyebilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Trump Etkisinin Sınırları
Trump'ın ön seçimlerdeki başarısı, yalnızca Cumhuriyetçi Parti'nin iç işleyişini değil, aynı zamanda Amerikan siyasetinin genel gidişatını da şekillendiriyor. Eski başkanın popülist, milliyetçi ve izolasyonist söylemleri, partinin dış politika ve ticaret anlayışında kalıcı bir dönüşüm yarattı. Trump'ın desteklediği adayların çoğu, Ukrayna'ya yardımın kesilmesi, NATO'dan çekilme ve Çin'e karşı daha agresif bir ticaret savaşı gibi politikaları savunuyor. Bu durum, Amerika'nın müttefikleri arasında endişe yaratırken, özellikle Avrupa ve Asya'daki ortaklar, ABD'nin güvenilirliğini sorgulamaya başladı.
Ön seçimlerdeki bu eğilim, aynı zamanda Demokrat Parti'nin stratejisini de etkiliyor. Biden yönetimi, Trump destekli adayların aşırılıklarını vurgulayarak merkez seçmeni kendi tarafına çekmeye çalışıyor. Örneğin, Trump'ın desteklediği bazı adayların seçim sonuçlarına itiraz etme veya pandemi yanlısı söylemleri, genel seçimlerde Demokratların elini güçlendirebilir. Ancak bu strateji, siyasi kutuplaşmayı derinleştirme riskini de taşıyor.
Küresel düzeyde, Trump'ın partisi üzerindeki hakimiyeti, ABD'nin iklim değişikliği, nükleer silah kontrolü ve uluslararası anlaşmalara bağlılığı gibi konularda belirsizlik yaratıyor. Trump'ın desteklediği adayların Kongre'de daha fazla yer edinmesi durumunda, Biden'ın Paris İklim Anlaşması ve İran Nükleer Anlaşması gibi girişimlerinin Kongre onayı alma şansı azalabilir. Ayrıca, Çin ile rekabette daha sert bir tutum benimsemesi beklenen yeni kongre üyeleri, ticaret savaşlarını yeniden alevlendirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump'ın ön seçimlerdeki başarısı ve adaylarının yükselişi, Türkiye-ABD ilişkilerinde potansiyel yansımalar barındırıyor. Trump döneminde yaşanan S-400 krizi, Suriye'deki YPG politikaları ve ekonomik yaptırım tehditleri, Türkiye'yi zor durumda bırakmıştı. Trump destekli adayların çoğu, Türkiye'ye karşı daha sert bir duruş benimseyebilir; özellikle Yunanistan ve Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları konusunda Türkiye'yi hedef alan söylemler artabilir. Ayrıca, bu adayların NATO'ya şüpheyle yaklaşması, ittifak içindeki dayanışmayı zayıflatabilir ve Türkiye'nin güvenlik çıkarlarını olumsuz etkileyebilir. Öte yandan, Trump'ın kişisel olarak Erdoğan ile kurduğu samimi diyalog, Türkiye'ye bazı avantajlar sağlamıştı. Ancak genel eğilim, Türkiye'nin ABD ile ilişkilerinde daha öngörülemez ve zorlu bir döneme hazırlıklı olması gerektiğini gösteriyor.