ABD Başkanı Donald Trump'ın Afrika kıtasındaki en iddialı girişimlerinden biri olarak lanse edilen Kongo Demokratik Cumhuriyeti (KDC) ile yapılan maden anlaşması, beklenenin aksine rafa kalkıyor. "Amerika öncelik" (America First) politikasının Afrika ayağında karşılaştığı sınırlar, bu anlaşmanın çöküşüyle bir kez daha gözler önüne serildi. Anlaşma, KDC'nin zengin lityum, kobalt ve koltan yataklarının işletilmesini öngörüyordu. Ancak iki taraf arasındaki güven eksikliği, yatırım ortamının belirsizliği ve Çin'in bölgedeki artan etkisi, süreci tıkayan başlıca faktörler olarak öne çıkıyor.
Anlaşmanın Arka Planı ve Tıkanma Nedenleri
Trump yönetimi, KDC'deki kritik maden rezervlerine erişim sağlamak için 2019 yılında müzakerelere başlamıştı. KDC, dünya kobalt rezervlerinin yaklaşık yüzde 70'ine sahip ve lityum, koltan gibi nadir toprak elementlerinde de stratejik bir konumda. ABD, bu kaynaklara erişerek Çin'in küresel tedarik zincirindeki hakimiyetini kırmayı hedefliyordu. Ancak anlaşma şartları, Kongolu yetkililere göre ABD lehine orantısız bir şekilde düzenlenmişti. Özellikle vergi muafiyetleri, istihdam taahhütleri ve çevre standartları konusunda yaşanan anlaşmazlıklar, görüşmeleri çıkmaza soktu. Trump'ın Afrika'ya yönelik ilgisizliği ve kıtaya yaptığı ziyaretlerin sınırlı kalması, Kongolu liderlerin ABD'ye olan güvenini zedeledi.
Bunun yanı sıra, KDC'deki siyasi istikrarsızlık ve yolsuzluk endişeleri, ABD'li şirketleri yatırımdan caydırdı. Bölgede faaliyet gösteren Çinli firmalar ise daha esnek iş modelleri sunarak Kongolu yetkililerle yakın ilişkiler kurmayı başardı. Çin, KDC'deki maden sahalarında altyapı yatırımları karşılığında uzun vadeli imtiyazlar elde etti. Trump'ın "Amerika öncelik" yaklaşımı, Afrika'da karşılıklı fayda temelinde iş birliği yerine tek taraflı çıkarları ön planda tuttuğu için eleştiriliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Anlaşmanın çöküşü, ABD'nin Afrika'daki etkinliğinin sorgulanmasına yol açtı. KDC gibi kaynak zengini bir ülkede yaşanan bu başarısızlık, Pekin'in bölgedeki nüfuzunu daha da artırabilir. Çin, Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında Afrika'ya yaptığı yatırımlarla kıtadaki en büyük ticaret ortağı konumunda. ABD'nin geri çekilmesi, özellikle nadir toprak elementleri tedarikinde Batılı ülkeleri zor durumda bırakabilir. Avrupa Birliği, stratejik hammaddelere erişim için Afrika ülkeleriyle yeni ortaklıklar arayışında. Bu gelişme, küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bir dönemde, ABD'nin rekabet gücüne darbe vuruyor.
Öte yandan, KDC hükümeti, anlaşmanın başarısız olmasında ABD'nin dayatmacı tavrını sorumlu tutuyor. Başkan Félix Tshisekedi, ülkesinin kaynakları üzerinde egemenlik haklarını korumakta kararlı olduğunu vurguluyor. Uzmanlar, KDC'nin Çin ve Rusya gibi alternatif ortaklara yöneleceğini öngörüyor. Bu durum, Afrika'da yeni bir jeopolitik rekabetin kapısını aralayabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Afrika'da son yıllarda artan diplomatik ve ticari varlığıyla dikkat çekiyor. KDC'deki maden anlaşmasının çöküşü, Ankara için bir fırsat penceresi açabilir. Türkiye, savunma sanayii, inşaat ve enerji alanlarında kıtada aktif. Ancak nadir toprak elementleri konusunda henüz büyük bir yatırımı bulunmuyor. KDC gibi kaynak zengini ülkelerle yapılacak dengeli ve karşılıklı fayda temelli anlaşmalar, Türkiye'nin Afrika'daki etkinliğini artırabilir. Bununla birlikte, Çin ve Rusya'nın bölgedeki güçlü konumu, Türkiye'nin atacağı adımları zorlaştırabilir. Türkiye, Afrika Birliği ile ilişkilerini geliştirerek bu alanda bir denge unsuru olabilir.