Birleşik Krallık’ta göreve gelen yeni başbakan, seleflerinin ertelediği Brexit kaynaklı yapısal sorunlarla karşı karşıya. Avrupa Birliği’nden ayrılık sonrası ticaret anlaşmaları, Kuzey İrlanda protokolü ve göç politikalarındaki belirsizlikler, ülkenin ekonomik büyümesini ve siyasi istikrarını tehdit ediyor. Uzmanlar, Londra’nın Brüksel ile ilişkilerini yeniden tanımlamak zorunda olduğunu, aksi halde küresel rekabet gücünün daha da zayıflayacağını vurguluyor.
Brexit’in Kaçınılmaz Sonuçları
Brexit referandumunun üzerinden yedi yıl geçmesine rağmen, Birleşik Krallık hâlâ ayrılık sürecinin tam etkileriyle başa çıkmaya çalışıyor. Yeni başbakan, özellikle ticaret alanında AB ile uyumun sağlanamaması nedeniyle ihracatın düştüğü, yatırımların azaldığı ve iş gücü piyasasında sıkıntılar yaşandığı bir dönemde görevi devraldı. Hükümet, Kuzey İrlanda protokolü konusunda AB ile mutabakat sağlamaya çalışırken, bir yandan da ABD ile olası bir serbest ticaret anlaşması için görüşmeleri sürdürüyor. Ancak uzmanlar, Brüksel ile sağlıklı ilişkiler kurulmadan bu tür anlaşmaların etkisiz kalacağını belirtiyor.
Göç politikalarında da benzer bir ikilem yaşanıyor. İngiltere’nin yeni başbakanı, AB’den ayrılarak bağımsız bir göç sistemi kurmayı hedefliyor olsa da, özellikle nitelikli iş gücü ihtiyacı ve sınır güvenliği konularında çelişkiler devam ediyor. Ülke içinde artan enflasyon ve yaşam maliyeti krizi, hükümetin popülaritesini düşürürken, Brexit’in ekonomik maliyeti her geçen gün daha fazla hissediliyor. Finans sektörü, Londra’nın Avrupa’nın finans merkezi olma rolünü kaybettiğini, Frankfurt ve Paris’in bu alandaki yükselişini işaret ediyor.
Bölgesel ve Küresel Etkiler
Birleşik Krallık’ın Brexit sonrası konumu, sadece kendi iç politikasını değil, Avrupa ve küresel dengeleri de etkiliyor. AB’nin en büyük ikinci ekonomisini kaybetmesi, bloğun savunma ve dış politika bütünleşmesini hızlandırdı. Öte yandan Londra, ABD ile özel ilişkisini kullanarak küresel ticarette yeni ortaklıklar kurmaya çalışıyor. Ancak Çin ve Hint-Pasifik bölgesiyle artan ticaret bağları, İngiltere’nin Avrupa’daki geleneksel pazar kaybını tam olarak telafi edemiyor. İngiltere’nin NATO’daki rolü ise güçlü kalmaya devam ediyor, ancak AB savunma inisiyatifleri dışında kalması uzun vadede etkisini azaltabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere’nin Brexit sonrası yaşadığı sancılar, Türkiye’nin AB ile ilişkilerinde dikkate alması gereken dersler sunuyor. Tam üyelik müzakereleri durma noktasına gelmişken, Ankara’nın Gümrük Birliği güncellemesi ve vize serbestisi konularında ilerleme kaydedememesi, Brexit’in yarattığı belirsizliğin Türkiye’ye de yansıdığını gösteriyor. Öte yandan, İngiltere’nin AB ile yaşadığı ticari zorluklar, Türkiye için yeni fırsatlar doğurabilir; ancak bu, ancak Ankara’nın kendi reformları ve dış politika hamleleriyle mümkün. Türkiye’nin Avrupa ile entegrasyon çabaları, Brexit’in yol açtığı kırılganlıkları göz önünde bulundurarak yeniden şekillenmeli.