ABD Başkanı Donald Trump, İran ile savaşı sona erdiren bir anlaşmaya varıldığını duyurdu. Anlaşma kapsamında Tahran, nükleer silah geliştirme veya edinme girişimlerinden tamamen vazgeçerken, karşılığında Hürmüz Boğazı’nın uluslararası deniz trafiğine yeniden açılmasına yardımcı olmayı taahhüt ediyor. Bu gelişme, yıllardır süren diplomatik kriz ve askeri gerilimin ardından beklenmedik bir barış hamlesi olarak kaydedildi.
Anlaşmanın arka planı ve detayları
ABD ile İran arasındaki gerginlik, 2018’de Trump’ın nükleer anlaşmadan (JCPOA) çekilmesiyle tırmanmış, ardından 2020’de General Kasım Süleymani’nin öldürülmesiyle savaşın eşiğine gelinmişti. Son iki yıldır Basra Körfezi’nde devriye gemileri arasında yaşanan taciz olayları ve Hürmüz Boğazı’nın kısmi kapatılması, küresel enerji arzını tehdit ediyordu.
Anlaşmanın müzakereleri, Umman ve İsviçre’nin arabuluculuğuyla gizlice yürütüldü. Taraflar, kamuoyuna yansımayan bir dizi toplantıda, nükleer tesislerin IAEA denetimine açılması, İran’ın balistik füze programının sınırlandırılması ve bölgesel milis gruplarına verdiği desteğin azaltılması gibi konularda uzlaştı. Karşılığında ABD, İran’a uyguladığı petrol yaptırımlarını kademeli olarak kaldırmayı ve dondurulmuş varlıklarını serbest bırakmayı kabul etti.
Trump yaptığı açıklamada, “Bu anlaşma, savaşın sonu ve barışın başlangıcıdır. İran nükleer silah peşinde koşmayacağını taahhüt etmiştir. Hürmüz Boğazı artık tüm ulusların ticaretine açılacaktır.” ifadelerini kullandı.
Bölgesel ve küresel boyut
Anlaşma, Suudi Arabistan ve İsrail başta olmak üzere bölgede farklı tepkilere yol açtı. Riyad, İran’ın nükleer tehdidinin sona ermesini memnuniyetle karşılarken, İsrail anlaşmayı “tarihi bir hata” olarak nitelendirdi ve Tahran’a güvenilmemesi gerektiğini vurguladı.
Küresel enerji piyasalarında, Hürmüz Boğazı’nın açılmasının petrol fiyatlarını aşağı çekeceği beklentisi hakim. Boğaz, dünya petrol ticaretinin yaklaşık %30’unun geçtiği stratejik bir su yolu. ABD, bu anlaşmayla Çin’in İran’la artan enerji ilişkilerini de dolaylı olarak kontrol altına almayı hedefliyor.
Uzmanlar, anlaşmanın uygulanabilirliğinin, her iki tarafın da iç siyasi dengelerine bağlı olduğuna dikkat çekiyor. Trump, 2024 seçimleri öncesinde dış politika zaferi ararken, İran’da reformist kanat anlaşmayı ekonomik rahatlama olarak görüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, komşusu İran ile sıcak ilişkiler yürütmekle birlikte, Hürmüz Boğazı’nın açılmasından doğrudan etkilenecek. Boğaz’ın yeniden trafiğe açılması, Türkiye’nin enerji maliyetlerini düşürebilir ve İran’la ticaret hacmini artırabilir. Ancak anlaşmanın bölgedeki İran destekli yapılanmalar üzerindeki etkisi, Türkiye’nin Suriye, Irak ve Yemen politikalarını da şekillendirebilir. Ankara, İran’ın nükleer programının sona ermesini istikrar unsuru olarak görse de, İsrail ve Suudi Arabistan’ın anlaşmaya şüpheyle yaklaşması, bölgesel jeopolitik dengeleri yeniden belirleyecektir.