ABD Yüksek Mahkemesi, mahkumların dini inançları nedeniyle hapishane görevlilerine tazminat davası açma hakkını sınırlayan önemli bir karara imza attı. Mahkeme, Rastafaryan bir mahkumun, saç örgülerinin (dreadlock) zorla kesilmesi nedeniyle açtığı dini özgürlük davasını reddetti. Karar, eyalet hapishane yetkililerine dokunulmazlık tanıyarak, mahkumların dini hak ihlalleri durumunda bireysel tazminat talep etmesini neredeyse imkansız hale getiriyor.
Gelişmenin arka planı
Dava, Louisiana'da hapis yatan Rastafaryan mahkum Jeremy Williams tarafından açılmıştı. Williams, dini inancı gereği uzattığı dreadlock saç örgülerinin hapishane yetkilileri tarafından zorla kesilmesi üzerine, dini özgürlüğünün ihlal edildiği gerekçesiyle federal mahkemede dava açtı. Williams, bu eylemin ABD Anayasası'nın Birinci Ek Maddesi'ne ve Dini Özgürlüklerin Restorasyonu Yasası'na (RFRA) aykırı olduğunu savundu.
Yüksek Mahkeme, 8'e 1 oyla aldığı kararda, hapishane yetkililerinin RFRA kapsamında bireysel tazminat sorumluluğu taşımadığına hükmetti. Çoğunluk görüşünü yazan Yargıç Clarence Thomas, RFRA'nın federal hükümet organlarına karşı dava açma hakkı tanıdığını, ancak bireysel kamu görevlilerine karşı açılan tazminat davalarını kapsamadığını belirtti.
Karar, mahkumların dini özgürlük ihlalleri için tek başvuru yolunun, hapishane aleyhine açılacak ihtiyati tedbir veya deklaratuvar yargı kararları olduğunu ortaya koyuyor. Ancak bu yollar, mahkumların uğradıkları zarar için maddi tazminat almasını sağlamıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu karar, ABD hapishane sisteminde dini özgürlüklerin korunmasına ilişkin uzun süredir devam eden tartışmalara yeni bir boyut ekliyor. Hristiyan, Müslüman, Yahudi gibi büyük dinlerin yanı sıra, Rastafaryanizm, Sihizm, Yerli Amerikan dinleri gibi azınlık inanç grupları da mahkumların dini pratikleri konusunda sık sık hapishane yönetimleriyle karşı karşıya geliyor. ABD'de 2 milyonu aşkın mahkum bulunurken, dini özgürlük davaları mahkeme sisteminde önemli bir yer tutuyor.
Küresel ölçekte, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Birleşmiş Milletler gibi uluslararası organlar, mahkumların dini özgürlüklerini daha geniş yorumlama eğiliminde. ABD'nin bu kararı, uluslararası insan hakları standartlarıyla çelişme potansiyeli taşıyor. Özellikle Avrupa ülkelerinde, mahkumların dini semboller taşıması ve ibadet özgürlüğü daha kapsamlı korunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de cezaevlerinde dini özgürlükler, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında korunmakla birlikte, uygulamada zaman zaman sorunlar yaşanabiliyor. ABD Yüksek Mahkemesi'nin bu kararı, Türkiye'de de mahkum hakları savunucuları tarafından yakından takip ediliyor. Türk hukuk sistemi, bireysel kamu görevlilerine karşı tazminat davası açma konusunda daha esnek bir yapıya sahip. Ancak bu karar, uluslararası insan hakları mekanizmalarının mahkum hakları konusundaki hassasiyetini bir kez daha ortaya koyuyor. Türkiye'nin, özellikle AİHM içtihatları doğrultusunda, mahkumların dini özgürlüklerini güvence altına alan politikalarını sürdürmesi bekleniyor.