ABD'de bir federal yargıç, Başkan Donald Trump'ın seçim güvenliği alanında yayımladığı iki başkanlık kararnamesini geçici olarak durdurdu. Yargıç, Trump'ın federal bir seçmen listesi oluşturma ve posta yoluyla oy kullanımını sınırlama yönündeki emirlerinin muhtemelen yasaya aykırı olduğuna hükmetti. Karar, ABD başkanlık seçimlerinde eyaletlerin yetkilerini koruyan federal yapıya vurgu yapıyor.
Gelişmenin arka planı
Trump yönetimi son haftalarda seçim güvenliğini artırma bahanesiyle iki kritik kararname yayımlamıştı. Bunlardan ilki, federal hükümetin tüm eyaletlerden seçmen verilerini toplayarak merkezi bir veri tabanı oluşturmasını öngörüyordu. İkincisi ise posta yoluyla oy kullanımını sıkı kurallara bağlayarak, özellikle COVID-19 salgını döneminde yaygınlaşan bu yöntemi kısıtlıyordu.
Eyalet yönetimleri, bu kararnamelerin anayasaya aykırı olduğunu savunarak dava açmıştı. Yargıç, kararnamelerin 'eyaletlerin seçim süreçlerini düzenleme konusundaki tarihsel yetkisine müdahale ettiğini' belirtti. Karar, Trump'ın seçim güvenliği konusundaki politikalarına darbe vuran ikinci hukuki yenilgi olarak kayıtlara geçti. Geçtiğimiz hafta da benzer bir kararla, federal seçim komisyonunun yetkilerine ilişkin başka bir düzenleme iptal edilmişti.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu dava, ABD'nin seçim sisteminin merkeziyetçilik ile eyalet özerkliği arasındaki gerilimi yeniden gündeme taşıdı. Küresel ölçekte, birçok ülke ABD'deki seçim güvenliği tartışmalarını yakından izliyor. Özellikle Avrupa Birliği ülkeleri, posta yoluyla oy kullanımının yaygınlaştığı bir dönemde, ABD'deki yargı kararlarının kendi seçim yasalarına etkisini değerlendiriyor.
Uzmanlar, Trump'ın seçim güvenliği hamlelerinin aslında 2024 başkanlık seçimlerine yönelik bir hazırlık olduğunu belirtiyor. Eski başkan, geçen seçimlerde hile yapıldığı iddialarını sürdürüyor ve yeni kısıtlamalarla posta oylarının etkisini azaltmayı hedefliyor. Yargı kararı, bu stratejinin önünde önemli bir engel olarak duruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki seçim güvenliği tartışmaları ve merkez-eyalet yetki çatışması, Türkiye'nin de yakından izlediği bir konu. Türkiye, YSK gibi merkezi bir seçim otoritesine sahip olmasına rağmen, ABD'deki federal yapının eyaletlere tanıdığı geniş yetkiler dikkat çekiyor. Bu dava, seçim sistemlerinin merkezileşmesi ile yerel özerklik arasındaki dengeyi yeniden düşünmeye sevk edebilir. Ayrıca, posta yoluyla oy kullanımının sınırlanması, Türkiye'deki yurt dışı seçmenler için geçerli olan uygulamalarla karşılaştırmalı çalışmalara ilham verebilir. Dolaylı etki, iki ülke arasındaki demokratik süreçlerin karşılaştırılması ve seçim güvenliği standartlarının uluslararası düzeyde ele alınması şeklinde olabilir.