ABD yönetimi, bir federal yargıcın, eski Başkan Donald Trump döneminde uygulanan küresel gümrük tarifelerinin geri ödenmesine yönelik kararına resmen itiraz etti. Trump yönetiminin itirazı, Yüksek Mahkeme'nin bu yılın başlarında söz konusu tarifeleri anayasaya aykırı bularak iptal etmesi üzerine geldi. Söz konusu dava, ABD Gümrük ve Sınır Koruma (CBP) tarafından yönetilen yaklaşık 166 milyar dolarlık bir geliri ilgilendiriyor. Bu miktar, ABD tarihindeki en büyük tarife iadesi taleplerinden birini oluşturuyor. Hukuki süreç, ABD ticaret politikasında dengeleri değiştirebilecek bir emsal teşkil etme potansiyeli taşıyor.
Hukuki sürecin arka planı
Olay, Trump yönetiminin 2018-2020 yılları arasında ulusal güvenlik gerekçesiyle bir dizi ülkeden ithal edilen çelik ve alüminyuma ek gümrük vergileri getirmesiyle başladı. Bu vergiler, 1962 tarihli Ticaret Genişletme Yasası'nın 232. maddesine dayandırılmıştı. Ancak ithalatçı firmalar, tarifelerin yasal dayanağının olmadığı gerekçesiyle dava açtı. Geçtiğimiz ay, Washington DC Bölge Mahkemesi Yargıcı, tarifelerin yasa dışı olduğuna hükmederek, ödenen vergilerin faiziyle birlikte iade edilmesine karar verdi. Yargıç, hükümetin tarifeleri uygularken yasal prosedürleri izlemediğini ve kongre onayı olmadan bu tür bir vergilendirme yapamayacağını belirtti.
ABD hükümeti ise karara itiraz ederek, tarifelerin ulusal güvenliği korumak için gerekli olduğunu ve yargı kararının mali açıdan yıkıcı sonuçlar doğuracağını savunuyor. Ticaret Bakanlığı, iade edilecek tutarın 166 milyar doları bulabileceğini ve bunun federal bütçede ciddi bir açık yaratacağını ifade ediyor. Ancak ithalatçılar, bu paranın kendilerine ait olduğunu ve hukukun üstünlüğünün gereği olarak iade edilmesi gerektiğini vurguluyor. Uzmanlar, davanın temyiz sürecinin aylar sürebileceğini ve nihai kararın ABD Yüksek Mahkemesi'ne kadar gidebileceğini belirtiyor.
Küresel ticaret ve bölgesel boyut
Bu dava, ABD'nin ticaret politikası açısından kritik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Trump döneminde uygulanan korumacı politikalar, başta Çin, Avrupa Birliği ve Kanada olmak üzere birçok ülkeyi etkilemişti. Tarifelerin iadesi, bu ülkelerdeki Amerikan şirketlerine önemli bir mali rahatlama sağlayabilir. Öte yandan, hükümetin itirazı sürerse, ABD'nin ulusal güvenlik gerekçesiyle tarife uygulama yetkisi daraltılabilir. Bu durum, gelecekte benzer korumacı adımların atılmasını zorlaştırabilir. Analistler, kararın aynı zamanda ABD'nin Çin ile olan ticaret savaşında elini zayıflatabileceği yorumunda bulunuyor. Çin, Trump döneminde uygulanan tarifelere misilleme yapmış ve ABD ihracatına ek vergiler getirmişti. Eğer ABD mahkemesi iade kararını onarsa, Çin de benzer tazminat talepleri gündeme getirebilir.
Asya bölgesinde, özellikle Japonya, Güney Kore ve Vietnam gibi ülkeler bu tarifelerden doğrudan etkilenmişti. Bu ülkelerdeki çelik ve alüminyum üreticileri, ABD pazarında rekabet güçlerini kaybetmiş durumda. Tarifelerin iadesi, bu ülkelerdeki şirketlerin ABD'deki ithalatçılarla olan sözleşmelerinde geriye dönük ayarlamalar yapmalarını gerektirebilir. Ancak, sürecin uzaması halinde belirsizlik devam edecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Trump döneminde uygulanan çelik ve alüminyum tarifelerinden etkilenen ülkeler arasında yer alıyordu. 2018'de ABD, ulusal güvenlik gerekçesiyle Türkiye'den yapılan çelik ithalatına %50, alüminyuma ise %20 ek vergi getirmişti. Bu karar, Türk çelik sektöründe kapasite kullanımını düşürmüş ve ABD'ye ihracatı büyük oranda azaltmıştı. ABD'deki hukuki sürecin Türkiye'ye etkisi, tarifelerin iadesi durumunda Türk ihracatçılarının ödediği vergilerin geri alınıp alınamayacağına bağlı. Eğer iade kapsamı tüm ithalatçıları içerirse, Türk çelik üreticileri de tazminat talebinde bulunabilir. Ancak, Türkiye'nin doğrudan davacı olmaması nedeniyle bu süreçte aktif rol alması sınırlı kalabilir. Bölgesel olarak, karar ABD'nin ticaret politikalarında yaratacağı emsal nedeniyle diğer ülkelerle olan ticaret müzakerelerinde Türkiye'nin elini güçlendirebilir.