ABD yönetimi, Venezuela'ya yönelik baskılarını artırarak Devlet Başkanı Nicolás Maduro ve eşini 3 Ocak'ta düzenlenen bir operasyonla yakaladı ve Amerika Birleşik Devletleri'ne getirerek hapse attı. Bu operasyon, ABD'nin Karayipler'deki askeri varlığını önemli ölçüde artırmasının ve uyuşturucu kaçakçılığı yaptığı iddia edilen tekneleri vurmasının ardından geldi. Son Ulusal Güvenlik Konseyi raporları, Washington'un bölgedeki etkinliğini sürdürme kararlılığını teyit ediyor.
Gelişmenin arka planı
ABD, Venezuela'daki siyasi krizi fırsat bilerek muhalif lider Juan Guaidó'yu desteklemiş, ancak Maduro'nun iktidarı bırakmaması üzerine askeri seçenekleri masaya koymuştu. 2024 yılı sonunda ABD, Florida ve Porto Riko'daki üslerden Karayipler'e savaş gemileri ve deniz piyadeleri sevk etti. Uyuşturucu kartelleriyle mücadele bahanesiyle başlatılan deniz operasyonları, Venezuela açıklarında devriye gezen ABD Donanması tarafından yürütüldü.
Maduro ve eşinin yakalanması, ABD Adalet Bakanlığı'nın yıllardır sürdürdüğü soruşturmanın bir parçası. Başsavcılık, Maduro'yu uyuşturucu ticareti ve insanlığa karşı suçlarla itham ediyor. Venezuela hükümeti ise operasyonu 'devlet terörizmi' olarak nitelendirdi ve uluslararası topluma çağrı yaptı. Rusya ve Çin, ABD'yi kınayan açıklamalar yaparken, Avrupa Birliği temkinli bir tutum sergiliyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu hamle, ABD'nin Latin Amerika'daki etkisini yeniden tesis etme çabasının bir parçası olarak görülüyor. Trump yönetimi, 'Amerika'nın arka bahçesi' olarak tanımladığı bölgede Çin ve Rusya'nın artan nüfuzuna karşı koymak istiyor. Venezuela'nın petrol rezervleri ve jeostratejik konumu, Washington için kritik önemde. Uzmanlara göre, bu operasyon diğer sol eğilimli Latin Amerika ülkelerine de gözdağı niteliği taşıyor. Küba, Nikaragua ve Bolivya, ABD'yi sert dille eleştirirken, Brezilya ve Kolombiya sessiz kalmayı tercih ediyor.
Öte yandan, Maduro'nun yakalanması uluslararası hukuk açısından tartışma yarattı. Bir devlet başkanının yabancı bir ülke tarafından kaçırılması, egemenlik ihlali olarak değerlendiriliyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde acil toplantı talepleri gündeme geldi. ABD ise operasyonun yasal olduğunu ve Maduro'nun uluslararası uyuşturucu kaçakçılığı nedeniyle tutuklandığını savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Venezuela ile ikili ilişkilerini geliştirme çabasında olan ülkelerden biri. Maduro yönetimiyle ticari ve diplomatik bağlar kuran Ankara, bu operasyon sonrası zor durumda kalabilir. ABD'nin bölgedeki askeri müdahaleleri, Türkiye'nin Latin Amerika açılımını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, uluslararası hukukun bu şekilde ihlal edilmesi, benzer müdahalelerin başka coğrafyalarda da olabileceği endişesini doğuruyor. Türkiye'nin, egemenlik ilkesine vurgu yaparak diplomatik girişimlerde bulunması beklenebilir.