Wall Street Journal'ın haberine göre, ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (UCM) yönelik yaptırım hazırlıkları yürütüyor. Yaptırımların, UCM'nin İsrail ve üst düzey yetkilileri hakkında yürüttüğü soruşturmalara bir yanıt olarak gündeme geldiği belirtiliyor. Haberde, yaptırımların kapsamı ve zamanlamasına ilişkin ayrıntılar netleşmiş değil; ancak ABD'nin mahkemenin personeline, finansmanına veya yetkililerine yönelik kısıtlayıcı adımlar atabileceği ifade ediliyor.
Gelişmenin Arka Planı
UCM, 2021'den bu yana İsrail'in 2014 ve sonrasında işgal altındaki Filistin topraklarında işlediği iddia edilen savaş suçlarını soruşturuyor. 2024 yılında mahkeme, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında tutuklama emri çıkarmıştı. Washington, UCM'nin İsrail üzerinde yargı yetkisi olmadığını savunuyor ve bu adımı siyasi bir hamle olarak nitelendiriyor. ABD, İsrail'in en yakın müttefiki konumunda ve askeri yardımlarla destek sağlıyor.
Trump yönetimi, daha önce de UCM'ye yönelik eleştirilerini dile getirmişti. 2020'de dönemin Başkanı Trump, mahkemenin Afganistan'daki ABD askerlerine ilişkin soruşturmasına misilleme olarak UCM savcısı ve üst düzey yetkililere yaptırım uygulamıştı. Şimdi ise benzer bir adımın İsrail soruşturması nedeniyle atılması bekleniyor. WSJ'ye göre yönetim içinde, yaptırımların hangi yasal dayanakla ve hangi kurumlar aracılığıyla uygulanacağı konusunda çalışmalar sürüyor.
UCM, 2002'de Roma Statüsü ile kuruldu ve soykırım, insanlığa karşı suçlar, savaş suçları ve saldırı suçlarını yargılama yetkisine sahip. ABD, İsrail, Çin ve Rusya gibi ülkeler mahkemeye taraf değil. Ancak UCM, taraf olmayan ülkelerin vatandaşlarının, taraf ülkelerin topraklarında işlediği suçlarda yargı yetkisini kullanabiliyor. Filistin 2015'te Roma Statüsü'ne taraf olduğu için mahkeme, Filistin topraklarında işlenen suçlarda yargı yetkisine sahip olduğunu savunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin UCM'ye yaptırım uygulaması, uluslararası hukuk düzenine ve mahkemenin meşruiyetine darbe vuracak bir adım olarak değerlendiriliyor. Avrupa Birliği ülkeleri ve insan hakları örgütleri, UCM'nin bağımsızlığını koruması gerektiğini vurguluyor. Yaptırımlar, mahkemenin soruşturmalarını yürütmesini zorlaştırabilir; personelin seyahat yasakları, mal varlıklarının dondurulması veya bankacılık işlemlerinin kısıtlanması gibi önlemler gündeme gelebilir.
Öte yandan, yaptırımlar ABD'nin uluslararası alandaki itibarını da zedeleyebilir. Washington, Rusya'nın Ukrayna işgali sonrası UCM'nin Putin hakkında çıkardığı tutuklama emrini desteklemişti. Şimdi ise İsrail'e yönelik soruşturma nedeniyle aynı mahkemeye yaptırım uygulaması, çifte standart eleştirilerini beraberinde getirebilir. Ayrıca, UCM'ye taraf olan 124 ülke, ABD'nin bu hamlesine karşı ortak bir tavır geliştirebilir.
Yaptırımların, Orta Doğu'daki gerilimi daha da artırma potansiyeli var. İsrail, UCM soruşturmasını gayrimeşru olarak nitelendiriyor ve ABD'nin desteğine güveniyor. Filistin yönetimi ise mahkemenin kararlarının uygulanması için uluslararası baskıyı artırmaya çalışıyor. ABD'nin yaptırım kararı, Filistinlilerin adalet arayışını sekteye uğratabilir ve bölgede tansiyonu yükseltebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, UCM'ye taraf olmamakla birlikte, Filistin davasına verdiği destek ve İsrail'in eylemlerine yönelik eleştirileriyle biliniyor. ABD'nin UCM'ye yaptırım hazırlığı, Türkiye'nin uluslararası hukuk ve adalet vurgusunu daha da öne çıkarmasına yol açabilir. Ankara, mahkemenin Filistin soruşturmasını destekleyerek, İsrail'in hesap verebilirliği için diplomatik çaba yürütebilir. Ayrıca, yaptırımların UCM'nin işleyişini zayıflatması, Türkiye'nin çok taraflılık ve uluslararası düzenin korunması yönündeki söylemini güçlendirebilir. Bölgesel istikrar açısından ise ABD-İsrail ittifakının UCM karşısındaki tutumu, Türkiye'nin Orta Doğu politikalarında denge arayışını etkileyebilir.