Seattle — ABD'de Donald Trump'ın ikinci döneminde yürürlüğe giren yeni federal otlatma düzenlemeleri, Kızılderili kabilelerinin kamu arazilerinde bizon yetiştirme faaliyetlerini fiilen sona erdirdi. Yerli toplulukları, son yıllarda bizon sürülerini önemli ölçüde genişletmiş ve kültürel bir rönesans yaşamıştı. Ancak yeni kurallar, ‘yerli hayvan’ statüsüne rağmen bizonları kamu arazilerinden dışlıyor.
Gelişmenin Arka Planı
Kabile bizon programları, Trump'ın ilk döneminden sonra büyük bir ivme kazanmıştı. Yerli topluluklar, sığır etine kıyasla daha az yağlı olan bizon etini tüketmeye başlamış ve sürülerini artırmıştı. Bilimsel araştırmalar, bizonların sığırlara göre kır ekosistemleri için daha faydalı olduğunu ortaya koyuyor. Bizonlar, otlatma alışkanlıklarıyla toprağı havalandırır, biyoçeşitliliği artırır ve karbon tutulumuna katkı sağlar.
Yeni düzenleme, 1934 tarihli Taylor Otlatma Yasası'nın yorumunu değiştiriyor. Bu yasa, federal kamu arazilerinde otlatma izinlerini düzenliyor ve uzun süredir sığır yetiştiriciliğine öncelik tanıyordu. Trump yönetimi, ‘ekonomik verimlilik’ gerekçesiyle bizon otlatmasına izin verilen alanları daralttı. Kabileler, bu kararın ayrımcı olduğunu ve antlaşmalarla güvence altına alınan haklarını ihlal ettiğini savunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Kabile bizon programları, yalnızca kültürel bir yeniden doğuş değil, aynı zamanda iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir araç haline gelmişti. Bizonların otlatma desenleri, kuraklığa dayanıklı ekosistemler oluşturuyor ve metan emisyonlarını azaltıyor. Ancak bu karar, federal hükümetin yenilenebilir enerji projelerine karşı yerli toplulukların direnişini kırmak için ‘cezalandırma’ olarak yorumlanıyor.
Küresel ölçekte, yerli halkların geleneksel ekolojik bilgilerinin iklim politikalarına entegrasyonu tartışılırken bu adım, ABD’nin çevre taahhütlerine aykırı bulunuyor. Birleşmiş Milletler Yerli Halklar Hakları Bildirgesi’ne göre, kabilelerin kültürel ve geçim faaliyetlerini sürdürme hakkı var. Kararın yargıya taşınması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’deki yerli topluluklar ve çevre politikaları için bir uyarı niteliği taşıyor. Türkiye’de de Anadolu yaban koyunu gibi yerli türlerin korunması ve ekosistem temelli otlatma modelleri tartışılırken, ABD’deki bu uygulama, yasal düzenlemelerin ekoloji ve kültürel haklar dengesini nasıl bozabileceğini gösteriyor. Ayrıca, Türkiye’nin iklim değişikliğiyle mücadelede geleneksel bilgileri kullanma potansiyeli, uluslararası normlara uyum açısından dikkatle izlenmeli.