ABD'de Trump yönetiminin engelli politikasında yaptığı kapsamlı değişiklikler, onlarca yıldır süren mücadelelerle kazanılmış hakların geri alınması endişelerini beraberinde getirdi. Engelli bireylerin eğitimden istihdama kadar pek çok alanda eşit fırsatlara erişimini düzenleyen yönetmeliklerin gevşetilmesi, özellikle engelli çocuğu olan ebeveynler arasında ciddi bir kaygıya yol açtı. Uzmanlar, bu düzenlemelerin engelli bireyleri toplumdan izole edebileceği ve yıllardır süren kazanımları tersine çevirebileceği konusunda uyarıyor.
Arka plan: Engelli hakları mücadelesi ve yeni düzenlemeler
1970'lerden bu yana engelli bireyler, okullarda ve günlük yaşamda akranlarıyla birlikte var olma hakkı için mücadele veriyor. 1975 tarihli Tüm Engelli Çocuklar İçin Eğitim Yasası (IDEA) ve 1990 tarihli Engelli Amerikalılar Yasası (ADA), bu mücadelenin en önemli kazanımları arasında yer alıyor. Bu yasalar, engelli öğrencilerin mümkün olan en az kısıtlayıcı ortamda eğitim görmesini ve iş yerlerinde makul düzenlemeler yapılmasını zorunlu kılıyor.
Ancak Trump yönetimi, bu yasaların uygulanmasına ilişkin yönetmeliklerde önemli değişikliklere gitti. Özellikle IDEA kapsamındaki disiplin kurallarının gevşetilmesi, okulların engelli öğrencileri daha kolay bir şekilde uzaklaştırmasına veya özel sınıflara yönlendirmesine olanak tanıyor. Ayrıca ADA'nın erişilebilirlik standartlarının bazı işletmeler için zorunlu olmaktan çıkarılması, engelli bireylerin toplumsal yaşama katılımını zorlaştırabilecek bir adım olarak değerlendiriliyor.
Engelli hakları örgütleri, bu değişikliklerin engelli bireyleri “geri plana itmek” anlamına geldiğini ifade ediyor. Özellikle kaynaştırma eğitimi uygulamalarının zayıflatılması, otizm spektrum bozukluğu, Down sendromu veya fiziksel engelleri olan çocukların akranlarıyla birlikte eğitim görme hakkını tehdit ediyor. Ebeveynler, çocuklarının normal okullardan alınıp özel eğitim merkezlerine gönderilmesinin onların sosyal gelişimlerini olumsuz etkileyeceğini belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut: ABD'nin engelli politikası dünyayı nasıl etkiliyor?
ABD'deki bu politika değişikliği, sadece Amerikalı engelli bireyleri değil, küresel çapta engelli hakları standartlarını da etkileyebilir. Birleşmiş Milletler Engelli Kişilerin Haklarına İlişkin Sözleşme (UNCRPD), dünya genelinde engelli haklarının korunması için bir çerçeve sunuyor. ABD, bu sözleşmeyi imzalamış olmasına rağmen onaylamamış ülkeler arasında yer alıyor. Trump yönetiminin attığı adımlar, diğer ülkelerde de benzer düzenlemelerin önünü açabilir ve engelli hakları konusunda uluslararası alanda bir gerilemeye yol açabilir.
Özellikle gelişmekte olan ülkeler, ABD'nin uygulamalarını model olarak alabiliyor. Bu nedenle ABD'deki bu “tehlikeli dönüş”, engelli bireylerin eğitim, istihdam ve sağlık hizmetlerine erişimini küresel ölçekte zorlaştırabilecek bir domino etkisi yaratma potansiyeline sahip. Engelli hakları aktivistleri, bu değişikliklerin UNCRPD'nin ruhuna aykırı olduğunu ve uluslararası toplumun bu konuda daha duyarlı olması gerektiğini vurguluyor.
Ayrıca ABD'deki bu gelişme, engelli bireylerin iş gücüne katılımını da olumsuz etkileyebilir. Makul düzenleme zorunluluğunun hafifletilmesi, işverenlerin engelli çalışanları işe alma veya onlara gerekli destekleri sağlama konusunda isteksiz davranmasına neden olabilir. Bu da engelli bireyler arasındaki işsizlik oranını artırabilir ve yoksulluk döngüsünü derinleştirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu gelişme, Türkiye'deki engelli hakları politikaları açısından da önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Türkiye, UNCRPD'yi onaylamış ve ulusal mevzuatını bu sözleşmeye uyumlu hale getirmek için adımlar atmış bir ülke. Ancak uygulamada hâlâ önemli eksiklikler bulunuyor. ABD'deki bu gerileme, Türkiye'deki engelli hakları savunucularının kazanılmış hakların korunması ve geliştirilmesi için daha dikkatli olması gerektiğini gösteriyor. Ayrıca, küresel bir trend olarak engelli haklarındaki bu tür geri adımlar, Türkiye'nin uluslararası yükümlülüklerini yerine getirme konusundaki kararlılığını da test edebilir. Türkiye'nin bu konuda ABD'den farklı bir yol izleyerek kaynaştırma eğitimi ve erişilebilirlik standartlarını güçlendirmesi, bölgesel bir model oluşturabilir.