ABD Başkanı Donald Trump, Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (UCM) yönelik ekonomik yaptırımlar içeren bir kararnameyi imzaladı. Kararname, mahkemeyi küresel finans sisteminden izole etmeyi ve UCM ile iş yapan ülkelere yaptırım tehdidi getirmeyi amaçlıyor. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, UCM'nin ABD ve müttefiklerinin egemenliğine yönelik "meşru olmayan" iddialarının cezalandırılacağı belirtildi. Karar, Lahey merkezli mahkemenin İsrail ve Filistin topraklarındaki savaş suçları soruşturmalarına ilişkin artan gerilimin son halkası oldu.
Yaptırımların Kapsamı ve Yasal Dayanak
Trump yönetimi tarafından imzalanan kararname, UCM'nin üst düzey yetkililerine, mahkemeye finansal destek sağlayan kuruluşlara ve UCM ile iş birliği yapan devletlere yönelik vize yasakları ve mal varlığı dondurma gibi yaptırımları içeriyor. Ayrıca, Amerikan bankacılık sistemine erişim engellenecek ve UCM'nin uluslararası ödemeleri kısıtlanacak. Kararname, ABD'nin Roma Statüsü'ne taraf olmamasına rağmen, mahkemenin Amerikan vatandaşları ve müttefikleri üzerinde yargı yetkisi kullanmasını engellemeyi hedefliyor. Yaptırımların, UCM'nin finansal akışını kesintiye uğratarak operasyonel kapasitesini zayıflatması bekleniyor.
UCM, 2002 yılında Roma Statüsü ile kuruldu ve soykırım, savaş suçları ve insanlığa karşı suçları soruşturmakla görevli. ABD, İsrail, Çin ve Rusya gibi ülkeler mahkemeye taraf değil. Ancak UCM, taraf olmayan ülkelerin vatandaşlarının işlediği suçlarda yargı yetkisini kullanabiliyor. Trump, ilk başkanlık döneminde de UCM'ye yönelik yaptırımlar uygulamış, ancak Joe Biden döneminde bu yaptırımlar kaldırılmıştı. Trump'ın ikinci döneminde yeniden gündeme gelen yaptırım kararı, mahkemenin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hakkında tutuklama emri çıkarmasının ardından geldi.
Uluslararası Tepkiler ve Hukuki Boyut
UCM yetkilileri, yaptırımların uluslararası hukuku ve mahkemenin bağımsızlığını zayıflatacağını savunuyor. Mahkeme sözcüsü, "Bu tür yaptırımlar, savaş suçları mağdurlarının adalete erişimini engelleyerek küresel adalet sistemine zarar verir" dedi. Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler, karardan duydukları endişeyi dile getirerek ABD'yi uluslararası yükümlülüklerine saygı duymaya çağırdı. Öte yandan, İsrail ve bazı ABD müttefikleri yaptırımları desteklediklerini açıkladı. Hukuk uzmanları, yaptırımların UCM'nin soruşturmalarını yavaşlatabileceğini ancak mahkemeyi tamamen durdurmayacağını belirtiyor.
Yaptırımların pratik etkisi, UCM'nin bankacılık işlemleri ve seyahat özgürlüğü üzerinde hissedilecek. Mahkeme, yıllık bütçesinin büyük kısmını taraf devletlerin katkılarıyla sağlıyor. ABD'nin baskısı, bu katkıların azalmasına yol açabilir. Ayrıca, UCM savcılarının uluslararası seyahatleri ve delil toplama faaliyetleri kısıtlanabilir. Karar, uluslararası adalet mekanizmalarına yönelik daha geniş bir saldırının parçası olarak görülüyor; zira Rusya da UCM savcıları hakkında tutuklama emri çıkarmıştı.
Gelişmenin Arka Planı: UCM ve ABD İlişkileri
ABD'nin UCM ile ilişkileri başından beri sorunlu. 1998'de Roma Statüsü'nü imzalamayan Washington, 2002'de Bill Clinton yönetiminde imzayı geri çekmişti. 2019'da Trump, UCM'nin Afganistan'daki Amerikan askerlerinin savaş suçlarını soruşturma girişimine yanıt olarak savcı Fatou Bensouda'ya yaptırım uygulamıştı. Biden, 2021'de bu yaptırımları kaldırdı ancak UCM ile iş birliği konusunda mesafeli duruşunu sürdürdü. Şimdi Trump, İsrail-Filistin soruşturması nedeniyle daha geniş kapsamlı yaptırımlarla geri döndü. Bu hamle, ABD'nin uluslararası hukuk kurumlarına karşı artan şüpheciliğini yansıtıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Yaptırımlar, küresel adalet sisteminde derin bir yarılma yaratabilir. ABD'nin müttefikleri, UCM ile ilişkilerini gözden geçirmek zorunda kalabilir. Özellikle Avrupa ülkeleri, ABD ile UCM arasında denge kurmaya çalışacak. Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne taraf 123 ülke, yaptırımlara karşı ortak bir tutum geliştirebilir. Ancak ABD'nin finansal gücü, birçok ülkeyi geri adım atmaya zorlayabilir. Bu gelişme, çok taraflılık ilkesine ve uluslararası hukukun üstünlüğüne yönelik bir meydan okuma olarak değerlendiriliyor. Ayrıca, benzer yaptırımların diğer uluslararası kuruluşlara yayılma riski var.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, UCM'ye taraf olmamakla birlikte, uluslararası adalet mekanizmalarına ve Filistin meselesine yakın ilgi duyuyor. ABD'nin UCM'ye yönelik yaptırımları, Türkiye'nin çok taraflılık vurgusunu güçlendirebilir. Ankara, İsrail'in eylemlerine karşı UCM soruşturmalarını destekliyor; yaptırımlar bu süreci sekteye uğratabilir. Öte yandan, Türkiye'nin ABD ile ilişkilerinde yeni bir gerilim başlığı oluşabilir. Türk dış politikası, uluslararası hukukun korunması ve Filistin davası ekseninde pozisyon alırken, ABD'nin baskısına maruz kalabilir. Bu durum, Türkiye'nin Batı kurumlarıyla ilişkilerinde denge arayışını zorlaştırabilir.