Sudan'ın güneydoğusundaki Mavi Nil bölgesinde düzenlenen insansız hava aracı (İHA) saldırısında en az 30 kişi hayatını kaybetti. Yerel kaynaklara göre saldırı, Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) ile bağlantılı olduğu iddia edilen bir İHA tarafından Wad al-Mahi bölgesinde, bir yerinden edilme kampı yakınlarında gerçekleştirildi. Saldırıda kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu çok sayıda sivilin yaşamını yitirdiği bildirildi. Olay, Sudan'da Nisan 2023'ten bu yana süren iç savaşın sivil halk üzerindeki yıkıcı etkisini bir kez daha gözler önüne serdi.
İç savaşın gölgesinde bir katliam daha
Sudan'da ordu ile RSF arasında Nisan 2023'te başlayan çatışmalar, ülkeyi büyük bir insani krize sürükledi. Mavi Nil bölgesi, stratejik konumu ve tarım potansiyeliyle çatışmanın önemli cephelerinden biri haline geldi. Wad al-Mahi'deki saldırı, bölgede artan İHA kullanımının son örneği. RSF, son aylarda insansız hava araçlarını yoğun şekilde kullanarak ordu mevzilerini ve sivil yerleşimleri hedef almakla suçlanıyor. Ancak saldırının kesin sorumluluğu henüz bağımsız kaynaklarca doğrulanmadı.
Yerel görgü tanıkları, saldırının yerinden edilme kampına yakın bir noktada meydana geldiğini ve paniğe yol açtığını belirtti. Bölgede son haftalarda artan çatışmalar nedeniyle binlerce kişi evlerini terk etmek zorunda kalmıştı. Saldırı, uluslararası toplumun Sudan'daki sivil kayıplara yönelik endişelerini artırdı. Birleşmiş Milletler ve insan hakları örgütleri, taraflara sivil halkı koruma çağrısı yaparken, saldırının bağımsız bir soruşturmayla aydınlatılması gerektiğini vurguluyor.
Sudan ordusu henüz saldırıyla ilgili resmi bir açıklama yapmadı. RSF ise saldırıyı üstlenmedi. Bölgedeki iletişim zorlukları nedeniyle ölü ve yaralı sayısının artabileceği belirtiliyor. Mavi Nil bölgesi, son aylarda ordu ile RSF arasındaki çatışmaların şiddetlendiği alanlardan biri. Bölge halkı, hem çatışmalar hem de insani yardımın ulaşamaması nedeniyle büyük zorluklar yaşıyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Sudan'daki iç savaş, yalnızca ülke içinde değil, bölge genelinde de istikrarsızlığa yol açıyor. Mısır, Etiyopya ve Güney Sudan gibi komşu ülkeler, çatışmalardan kaçan mülteci akınlarıyla karşı karşıya. Kızıl Deniz kıyısındaki stratejik limanlar ve Nil Nehri üzerindeki su paylaşımı gibi konular, bölgesel güç dengelerini etkiliyor. Uluslararası toplum, Sudan'daki krize yeterli ilgiyi göstermemekle eleştiriliyor. Özellikle Ukrayna ve Gazze'deki savaşların gölgesinde kalan Sudan, dünyanın en büyük insani krizlerinden biri olarak nitelendiriliyor.
ABD, Avrupa Birliği ve Körfez ülkeleri, Sudan'da ateşkes sağlanması için diplomatik çabalarını sürdürüyor ancak somut bir sonuç alınamadı. İHA saldırıları, çatışmanın yeni bir boyut kazandığını ve sivil kayıpların artabileceğini gösteriyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi, savaş suçları iddialarını araştırıyor. Sudan halkı ise bir yandan çatışmalardan kaçarken, diğer yandan açlık ve hastalıklarla mücadele ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sudan'daki iç savaş ve artan İHA saldırıları, Türkiye'nin bölgesel istikrar politikaları açısından yakından takip edilmesi gereken bir gelişme. Türkiye, Sudan'da barış ve istikrarın sağlanması için diplomatik girişimlerde bulunuyor; ancak çatışmanın uzaması, Kızıl Deniz ve Afrika Boynuzu'ndaki Türk çıkarlarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, insani krizin derinleşmesi, Türkiye'nin insani yardım yükünü artırabilir. Bölgedeki istikrarsızlık, Türkiye'nin Afrika açılımı ve ticari ortaklıkları için risk oluşturuyor. Türkiye'nin, taraflar arasında diyalog ve ateşkes çağrılarını sürdürmesi, bölgesel barışa katkı sağlayacaktır.