ABD Temsilciler Meclisi'nde Güney Carolina'yı temsil eden Cumhuriyetçi Nancy Mace, kendisi de bir cinsel saldırı mağduru olduğunu açıklamasına rağmen, Cornell Üniversitesi'nde yaşandığı iddia edilen toplu tecavüz davasında (“Cornell 7” davası) mağdur Jane Doe'ya yönelik tartışmalı bir açıklama yaptı. Mace, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Jane Doe'nun “rızaya dayalı bir grup seks” (consensual gangbang) içinde yer aldığını ima etti. Bu sözler, mağdurların haklarını savunmasıyla bilinen bir siyasetçiden gelmesi nedeniyle büyük tepki topladı.
Olayın Arka Planı
“Cornell 7” davası, Cornell Üniversitesi'nde öğrenim gören bir kadın öğrencinin (Jane Doe) 2021 yılında yedi erkek öğrenci tarafından cinsel saldırıya uğradığı iddiasıyla açtığı hukuk mücadelesini kapsıyor. Dava, üniversitenin olayı örtbas ettiği ve mağduru korumadığı iddialarıyla geniş yankı uyandırmıştı. Jane Doe, saldırıya uğradığını ve ardından üniversite yönetimi tarafından yalnız bırakıldığını belirterek hem saldırganlara hem de okul yönetimine karşı hukuki süreç başlatmıştı.
Nancy Mace, son dönemde cinsel saldırı mağdurlarının sesini duyurması ve kadın hakları konusundaki açıklamalarıyla dikkat çekiyordu. Ancak bu kez, kendi partisinden bazı isimlerin de desteklediği bir davada mağduru hedef alan ifadeler kullanması, “çifte standart” eleştirilerini beraberinde getirdi. Mace'in paylaşımı, özellikle kadın hakları savunucuları ve cinsel saldırı karşıtı gruplar tarafından kınandı. Temsilci Mace, açıklamasında doğrudan Jane Doe'nun adını zikretmese de gönderme yaptığı kişinin o olduğu açıkça anlaşılıyor.
Olayın hukuki boyutu halen devam ediyor. Cornell Üniversitesi yetkilileri, davanın yargı sürecinde olduğunu belirterek detaylı yorum yapmaktan kaçınıyor. Ancak Mace'in sözleri, üniversite kampüsünde ve ulusal medyada geniş yankı buldu. Bazı hukuk uzmanları, Mace'in açıklamalarının mağdurun itibarını zedeleyebileceği ve yargı sürecini etkileyebileceği uyarısında bulunuyor.
Ulusal ve Küresel Yankılar
ABD'de cinsel saldırı davalarında mağdurların korunması, son yıllarda önemli bir tartışma konusu. #MeToo hareketinin etkisiyle birçok eyalet, mağdurların kimliklerinin gizlenmesi ve ifadelerinin güvenli bir şekilde alınması için yasalar çıkardı. Nancy Mace'in açıklamaları, bu kazanımlara zarar verebilecek nitelikte görülüyor. Öte yandan, muhafazakâr çevrelerde Mace'e destek verenler de var; bu kesim, davada mağdurun ifadelerinin tutarsız olduğunu ve olayın “rızaya dayalı” olabileceğini öne sürüyor. Ancak bu iddialar mahkeme tarafından henüz doğrulanmadı.
Uluslararası alanda ise haber, kadın hakları ve cinsel saldırı mağdurlarının korunması konusundaki hassasiyet nedeniyle geniş yankı uyandırdı. Avrupa basınında, ABD'deki siyasi kutuplaşmanın cinsel saldırı davalarına da sirayet ettiği yorumları yapılıyor. İnsan hakları örgütleri, mağdurların siyasi malzeme haline getirilmesinin tehlikelerine dikkat çekiyor.
Türkiye'de de cinsel saldırı davalarında mağdurların korunması ve adalete erişimi konusunda benzer tartışmalar yaşanıyor. Kadın örgütleri, mağdurların yargı sürecinde ikincil travma yaşamaması için yasal düzenlemelerin güçlendirilmesi çağrısı yapıyor. ABD'deki bu gelişme, dünya genelinde mağdur hakları savunucuları için bir uyarı niteliği taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Cornell 7 davası ve Nancy Mace'in açıklamaları, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de kadın hakları ve mağdur koruma konusundaki küresel tartışmalara ışık tutuyor. Türkiye'de de cinsel saldırı davalarında mağdurların korunması, toplumsal cinsiyet eşitliği ve adalete erişim önemli sorun alanları olarak öne çıkıyor. ABD'deki bu olay, siyasetçilerin mağdurları hedef alan açıklamalarının ne denli yıkıcı olabileceğini gösteriyor. Türkiye'nin kadın hakları konusundaki uluslararası taahhütleri ve iç hukuk düzenlemeleri açısından, bu tür gelişmeler ders çıkarılması gereken örnekler sunuyor.