ABD Başkanı Donald Trump, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ankara'da bir araya geldiği görüşmenin başında, Türkiye'nin F-35 savaş uçağı programına yeniden dahil edilmesine sıcak baktığını sinyallerini verdi. Trump, bu jestin iki ülke arasındaki gergin ilişkileri yumuşatma potansiyeli taşıdığını belirtti. Görüşme, Türkiye'nin Rus yapımı S-400 hava savunma sistemlerini satın alması nedeniyle ABD'nin yaptırım uyguladığı ve F-35 programından çıkardığı bir dönemde gerçekleşiyor. Trump'ın bu açıklaması, Washington ile Ankara arasında diplomatik bir dönüşün işareti olarak yorumlandı.
Gelişmenin arka planı
Türkiye, 2002 yılında F-35 Joint Strike Fighter programının ortaklarından biri olmuş ve program için 1.4 milyar doların üzerinde yatırım yapmıştı. Ancak Ankara'nın 2017'de Rusya'dan S-400 füze savunma sistemi satın alma kararı, ABD ile ilişkilerde krize yol açtı. Washington, S-400'ün NATO sistemleriyle uyumsuz olduğu ve F-35'in gizli teknolojisini tehlikeye atabileceği gerekçesiyle Türkiye'yi 2019'da programdan çıkardı ve CAATSA yaptırımlarını devreye soktu. O tarihten bu yana Türkiye, S-400'leri aktif olarak kullanmasa da sistemi elden çıkarmayı reddetti. Trump'ın son açıklaması, bu çıkmazı aşmaya yönelik bir adım olarak değerlendiriliyor.
Görüşmede Trump, 'F-35 konusunda bir şeyler olabilir' ifadelerini kullanırken, Erdoğan'ın da Türkiye'nin NATO müttefiki olarak önemine vurgu yaptığı bildirildi. Her iki lider de savunma iş birliğinin yeniden tesis edilmesi konusunda istekli olduklarını gösterdi. Ancak S-400 meselesi, ABD Kongresi'nde hala hassas bir konu ve Trump'ın bu sinyali, Kongre'nin onayı olmadan uygulanabilir değil.
Bölgesel veya küresel boyut
Türkiye'nin F-35 programına dönüşü, yalnızca ikili ilişkileri değil, aynı zamanda bölgesel dengeleri de etkileyecek bir gelişme. Türkiye, F-35'lerin en büyük dış alıcılarından biri olmayı planlıyordu ve bu uçaklar, Türk Hava Kuvvetleri'nin modernizasyonu için kritik öneme sahipti. F-35'lerin sağladığı gelişmiş istihbarat, gözetleme ve keşif yetenekleri, Türkiye'nin Doğu Akdeniz, Suriye ve Irak'taki operasyonel kapasitesini artıracaktır. Ayrıca, Türkiye'nin F-35'e erişimi, NATO içindeki uyum ve ittifak dayanışması açısından da sembolik bir önem taşıyor.
Küresel ölçekte, bu gelişme ABD'nin müttefikleriyle ilişkilerinde yeni bir döneme işaret edebilir. Trump yönetimi, F-35 programını siyasi bir araç olarak kullanarak Türkiye'yi yeniden kazanmayı hedefliyor olabilir. Diğer yandan Rusya, S-400 satışının ardından Türkiye ile savunma iş birliğini derinleştirmeye çalışırken, F-35 meselesi Moskova'yı rahatsız edebilir. Bu durum, NATO-Rusya rekabetinde yeni bir cephe açılmasına yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump'ın F-35 konusundaki sinyali, Türk dış politikası açısından önemli bir fırsat penceresi sunuyor. Türkiye, S-400 krizi nedeniyle ABD ile yaşadığı gerilimi aşarak, savunma sanayisinde bağımlı olduğu Batılı müttefikleriyle ilişkilerini onarma şansı yakalayabilir. F-35'e dönüş, Türk Hava Kuvvetleri'nin envanterindeki yaşlanan F-16'ların yerini alacak modern bir platform sağlarken, aynı zamanda Türkiye'nin NATO içindeki konumunu güçlendirecektir. Ancak bu süreç, S-400'lerin akıbeti ve ABD Kongresi'nin tutumu gibi belirsizliklerle dolu. Ankara'nın bu fırsatı değerlendirebilmesi için esnek bir diplomatik strateji izlemesi ve S-400 konusunda Washington'u tatmin edecek bir formül bulması gerekiyor.