ABD Başkanı Donald Trump'ın ithalata yönelik tarife politikaları, ticaret hukukunun en güçlü araçlarından biri olan 301. Madde'yi kalıcı olarak dönüştürdü. Uzmanlara göre bu dönüşüm, gelecekteki yönetimlerin tarifeleri kolayca kaldıramayacağı ya da yürürlükten düşüremeyeceği bir yapı oluşturdu. Böylece ABD ticaret politikası, başkanlık değişimlerinden bağımsız olarak sürekli bir belirsizlik içine girdi. Bu durum, hem Amerikan iş dünyasını hem de Türkiye gibi ticaret ortaklarını yakından ilgilendiriyor.
Gelişmenin arka planı: 301. Madde'nin evrimi
1974 tarihli ABD Ticaret Yasası'nın 301. Maddesi, Washington'a yabancı hükümetlerin ticaret anlaşmalarını ihlal etmesi veya ticareti haksız yere kısıtlaması durumunda misilleme yapma yetkisi veriyor. Yıllar boyunca bu madde, çoğunlukla fikri mülkiyet hakları gibi belirli sorunlara yönelik kullanıldı. Ancak Trump yönetimi, 2018'den itibaren bu aracı çok daha geniş bir şekilde, özellikle Çin'e yönelik gümrük vergilerini uygulamak için kullandı.
Trump, Çin'den yapılan ithalata yüzde 25'e varan ek vergiler getirdi ve bu vergileri 'aşamalı ticaret savaşı'nın bir parçası olarak nitelendirdi. Geleneksel olarak, bir başkanın uyguladığı tarifeler, bir sonraki başkan tarafından değiştirilebilir ya da tamamen kaldırılabilirdi. Ancak Trump yönetimi, 301. Madde kapsamında aldığı kararları kurumsallaştırdı; bunları yıllık gözden geçirme mekanizmalarına bağladı ve bu süreci federal kayıtlarda yayımladı.
Bu durum, Biden yönetimini de benzer bir kısıtlamayla karşı karşıya bıraktı. Biden, seçim kampanyası sırasında Trump'ın tarifelerini aşırı bulsa da, göreve geldikten sonra bu vergilerin çoğunu kaldırmak yerine yeniden değerlendirme sürecine soktu. Bidenn yönetimi, bir yandan Çin'e yönelik baskıyı sürdürürken, bir yandan da Avrupa Birliği gibi dostlara yönelik bazı tarifeleri yumuşattı. Ancak uzmanlar, bu adımların bile 301. Madde'nin yarattığı belirsizliği artırdığını belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Ticaret savaşlarının yeni normali
ABD'nin bu yaklaşımı, yalnızca Çin'i değil, tüm dünya ticaret sistemini etkiliyor. Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kurallarını aşan bu uygulamalar, diğer ülkeleri de benzer önlemler almaya teşvik ediyor. Örneğin Avrupa Birliği, son yıllarda kendi ticaret savunma araçlarını güçlendirdi ve Çin'e yönelik soruşturmalar başlattı. Bu durum, küresel ticarette korumacılık eğilimlerini yeniden canlandırdı.
Biden yönetimi, Trump'ın 'Amerika Birinci' politikalarından vazgeçmiş görünse de, stratejik rekabet çerçevesinde Çin'e yönelik teknoloji kısıtlamalarını ve bazı tarifeleri sürdürdü. Ancak bu politikaların geleceği, 2024 seçimlerine bağlı olarak yeniden şekillenecek. Eğer Trump yeniden başkan seçilirse, tarifeleri daha da artırabilir; eğer bir Demokrat kazanırsa, tarifeleri kaldırma sözü verse bile, 301. Madde süreçlerinin işletilmesi yasal ve siyasi engellerle karşılaşabilir.
Bu belirsizlik, küresel tedarik zincirlerini de etkiliyor. Şirketler, yatırım kararlarını verirken ABD'nin ticaret politikasının istikrarını güvenilir bulmuyor. Bu nedenle, birçok firma üretim tesislerini Meksika, Vietnam veya Hindistan gibi ülkelere kaydırarak riskleri dağıtma yoluna gidiyor. Bu da, geleneksel ticaret rotalarının yeniden şekillenmesine neden oluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu ticaret politikası belirsizliği, Türkiye ekonomisi açısından iki yönlü bir etkiye sahip. Birincisi, Türkiye'nin ABD'ye yönelik ihracatı, özellikle çelik ve alüminyum gibi sektörlerde, zaman zaman bu tarifelerden doğrudan etkileniyor. 301. Madde uygulamaları yalnızca Çin'e odaklanmış olsa da, ABD'nin korumacı eğilimleri Türk ihraç ürünlerine yönelik ek vergi riskini artırabilir. İkincisi, küresel ticaret savaşlarının yarattığı belirsizlik, gelişen ülkelere yönelik sermaye akışlarını olumsuz etkileyebilir. Türkiye, bu dönemde ticaret ortaklarını çeşitlendirme ve ABD ile yaşanabilecek olası ticari anlaşmazlıkları önceden yönetme stratejilerini güçlendirmelidir. Ayrıca, AB'nin bu süreçteki tutumu, Türkiye'nin Gümrük Birliği'nin güncellenmesi müzakerelerinde elini güçlendirebilir ya da zayıflatabilir.