ABD Başkanı Donald Trump'ın, İsrail-Filistin barış görüşmeleri sırasında Suriye rejiminin Lübnan'daki Hizbullah örgütünü bastırması fikrini defalarca dile getirmesi, Ortadoğu'da geniş çaplı bir şaşkınlık ve tepkiye neden oldu. Trump'ın bu önerisi, bölge ülkelerinde özellikle Suriye'nin onlarca yıllık Hizbullah ile ittifakı ve Esad rejiminin örgüte verdiği destek göz önüne alındığında, gerçekçilikten uzak ve tarihsel bağlamdan kopuk olarak değerlendirildi. Diplomatik kaynaklar, bu fikrin barış sürecine katkı sağlamak bir yana, mevcut gerilimleri daha da derinleştirebileceği uyarısında bulundu.
Barış Görüşmelerinde Şaşırtıcı Öneri
Trump yönetimi tarafından yürütülen ve 'Yüzyılın Anlaşması' olarak adlandırılan barış planı kapsamında yapılan kapalı oturumlarda, Başkan Trump'ın Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın Hizbullah'a karşı askeri operasyon başlatmasını önerdiği bildiriliyor. Bu fikir, özellikle Suriye'nin 1970'lerden bu yana Hizbullah'ın en önemli destekçilerinden biri olduğu gerçeği karşısında anlaşılmaz bulundu. İran'ın da himayesindeki Hizbullah, Suriye iç savaşında Esad rejiminin yanında savaşmış ve rejimin ayakta kalmasına kritik katkı sağlamıştı. 2005'te Lübnan'dan Suriye ordusunun çekilmesine rağmen, Şam'ın Hizbullah üzerindeki etkisi devam etti.
Trump'ın bu önerisi, bölgede acı hatıraları canlandırdı. 1976'da Suriye ordusunun Lübnan'a müdahalesi ve 1990'lara kadar süren işgali, Lübnan'da derin yaralar açmıştı. Hizbullah'ın ortaya çıkışı ve güçlenmesi de bu döneme denk gelir. Birçok diplomat, Trump'ın Suriye'den Hizbullah'ı bastırmasını istemekle, tarihsel gerçeklerle taban tabana zıt bir talep ilettiğini belirtti.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Trump'ın bu önerisi, sadece Suriye ve Lübnan'da değil, tüm bölgede yankı buldu. İran, Suriye üzerinden Hizbullah'a silah ve mali destek sağlamaktadır. Suriye'nin Hizbullah'a karşı harekete geçmesi, Tahran-Şam ittifakında çatlağa yol açabilir. Ancak mevcut Esad rejiminin, İran ve Hizbullah'a olan bağımlılığı bu ihtimali neredeyse imkansız kılıyor. Öte yandan, İsrail de Hizbullah'ın varlığını ciddi bir tehdit olarak görüyor. Trump'ın önerisi, İsrail'in Suriye ve Lübnan'daki askeri operasyonlarına ek bir boyut kazandırabilir. Ancak bölge uzmanları, bu tür bir adımın büyük bir savaş riskini beraberinde getireceğini vurguluyor.
Rusya'nın Suriye'deki varlığı da hesaba katıldığında, Trump'ın önerisi uluslararası arenada da yankı buldu. Kremlin, Suriye'nin egemenliğine saygı gösterilmesi gerektiğini belirtirken, Avrupa Birliği bu fikri 'gerçek dışı' olarak nitelendirdi. ABD içinde ise Trump'ın barış planının uygulanabilirliği konusunda şüpheler artıyor. Pentagon ve Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, bu önerinin sahada karşılığı olmadığını biliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Hizbullah'ı terör örgütü listesinde tutmakta ve Suriye'deki varlığını milli güvenliğine tehdit olarak görmektedir. Trump'ın bu önerisi, Türkiye'nin Suriye politikası açısından ilginç bir paralellik taşıyor. Ancak Suriye rejiminin Hizbullah'ı bastırması fikri, Türkiye'nin Esad'ı meşru bir muhatap olarak görmediği mevcut durumda uygulanabilir değil. Türkiye, daha çok İdlib ve kuzey Suriye'deki PKK/PYD varlığına odaklanmış durumda. Bu öneri, ABD'nin bölgeyi anlama konusundaki eksikliklerini bir kez daha ortaya koyarken, Türkiye'nin sahadaki gerçekliklere dayalı politikalarının önemini vurgulamaktadır.