Beyaz Saray, Smithsonian Enstitüsü'nün yönetimine müdahale etmeye hazırlanıyor. Yayımlanan bir rapor, Trump yönetiminin Amerikan Tarih Müzesi ve diğer Smithsonian kurumlarında “vatansever ve tarafsız” bir tarih anlatısı oluşturmak için kapsamlı değişiklikler talep ettiğini gösteriyor. Rapor, Amerikan istisnacılığını vurgulamayan, “bölücü” veya “eleştirel” bulunan sergilerin yeniden düzenlenmesini öngörüyor. Bu hamle, ABD'de tarih yazımı ve kimlik politikaları konusunda yeni bir kültür savaşının fitilini ateşleyebilir.
Smithsonian'a Yönelik Operasyonun Detayları
Beyaz Saray İdare ve Bütçe Ofisi tarafından hazırlanan 45 sayfalık rapor, Smithsonian'ın 21 müzesinde ve Ulusal Hayvanat Bahçesi'nde “Amerikan değerlerini yansıtmayan” içeriklerin kaldırılmasını istiyor. Raporda özellikle Ulusal Amerikan Tarihi Müzesi'ndeki “Amerikan Yıkımı” başlıklı sergi hedef alınıyor. Serginin, “Amerika'yı sadece kölelik ve soykırım üzerine kuran” bir perspektif sunduğu savunuluyor. Trump yönetimi, Smithsonian'ın federal bütçesini kesme tehdidiyle bu talepleri hayata geçirmeyi planlıyor.
Rapordaki diğer talepler arasında, “Amerikan Kurtuluşu” adlı yeni bir sergi açılması; bu sergide ABD'nin kuruluşundan günümüze kadar özgürlük ve demokrasi mücadelesinin vurgulanması isteniyor. Ayrıca, Ulusal Afro-Amerikan Tarih ve Kültür Müzesi'ndeki bazı bölümlerin “ırkçılık suçlamalarını abarttığı” gerekçesiyle elden geçirilmesi talep ediliyor. Smithsonian yönetimi, bilimsel özerkliğe müdahale saydıkları bu taleplere karşı çıkıyor.
Kültürel ve Siyasi Yansımalar
Bu gelişme, ABD'de tarih ve kimlik politikaları etrafındaki kutuplaşmayı derinleştiriyor. Muhafazakâr çevreler, müzelerin “solcu bir ajandaya” hizmet ettiğini savunurken; liberaller, özgür ifade ve akademik özgürlük ilkelerine vurgu yapıyor. Kongre'deki Demokratlar, Beyaz Saray'ın Smithsonian'ı “siyasi bir araç” haline getirmesine karşı yasal girişim başlatacaklarını açıkladı. Smithsonian'ın federal bütçesi, yıllık 1.5 milyar dolar civarında ve yaklaşık %70'i Kongre'den sağlanıyor. Bu da Trump yönetimine önemli bir yaptırım gücü veriyor.
Kararın uluslararası boyutu da var. Smithsonian, dünyanın en büyük müze ve araştırma kompleksi olarak küresel kültürel diplomaside kilit rol oynuyor. Özellikle Asya, Afrika ve Latin Amerika ülkeleriyle yürütülen ortak sergi ve araştırma projeleri, Amerikan yumuşak gücünün bir parçası. Tarih anlatısındaki bu değişim, ABD'nin küresel imajını da etkileyecek. Avrupa ve Asya'daki birçok akademik kurum, Smithsonian'ın bağımsızlığını koruması çağrısı yaptı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme Türkiye'yi doğrudan ilgilendirmese de, ABD'nin kültürel kurumlarında yaşanan bu dönüşümün küresel yansımaları olacaktır. Trump yönetimi, ulusal kimlik vurgusu yapan bir tarih anlatısını benimseyerek, diğer ülkelerdeki benzer popülist hareketlere ilham verebilir. Türkiye'de de son yıllarda müze ve tarih yazımında milliyetçi bir perspektifin öne çıktığı düşünülürse, bu yaklaşım iki ülke arasında kültürel bir paralellik yaratabilir. Ayrıca, ABD'nin yumuşak gücündeki bu değişim, Türkiye'nin kendi kültürel diplomasi stratejilerini gözden geçirmesine neden olabilir. Özellikle Smithsonian benzeri kurumlarla yapılan ortak sergi ve işbirliklerinin geleceği belirsizleşebilir.