NATO'nun Ankara'da düzenlenecek zirvesi öncesinde, Avrupa ülkelerinin ABD Başkanı Donald Trump'ı yatıştırma yanılsamasının tamamen ortadan kalktığı ve kıtanın kendi savunmasının birincil sorumluluğunu üstlenmeye zorlandığı belirtiliyor. Zirve, iki gün sürecek ve ittifakın geleceği, savunma harcamaları ile Avrupa güvenliğinin yeniden tanımlanması gibi kritik konuları masaya yatıracak. Trump yönetiminin Avrupa'nın savunma harcamalarını artırması yönündeki baskıları, birçok Avrupa ülkesini rahatsız ederken, Ankara zirvesi bu gerilimi yeni bir boyuta taşıyor.
Trump Yönetimi ve Avrupa Arasındaki Güven Bunalımı
NATO zirvesi öncesinde yapılan değerlendirmelere göre, Avrupalı liderler artık Trump'ın taleplerini geçici jestlerle yatıştırabileceklerine inanmıyor. ABD Başkanı, NATO müttefiklerini gayrisafi yurtiçi hasılanın (GSYİH) yüzde 2'sini savunmaya ayırma taahhüdünü yerine getirmemekle suçluyor. Almanya, Fransa ve İngiltere gibi büyük Avrupa ekonomileri bu hedefe ulaşmak için çaba gösterse de, birçok üye ülke hâlâ yüzde 1'in altında harcama yapıyor. Trump'ın son dönemde ABD'nin NATO'dan çekilebileceği yönündeki imaları, Avrupa'da ciddi bir güven bunalımına yol açtı. Bu durum, Avrupa'nın kendi savunma kapasitesini artırmak için daha somut adımlar atması gerektiği fikrini güçlendiriyor. Zirvede, Avrupa Savunma Fonu ve kalıcı yapılandırılmış iş birliği (PESCO) gibi mekanizmaların daha etkin kullanılması gündeme gelecek.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Yeni Bir Güvenlik Mimarisi mi?
Ankara zirvesi, sadece transatlantik ilişkilerin geleceği için değil, aynı zamanda küresel güvenlik dengeleri açısından da kritik bir dönüm noktası. Avrupa'nın kendi savunmasını üstlenmesi, Rusya'nın Ukrayna savaşındaki hamleleri ve Orta Doğu'daki istikrarsızlık gibi mevcut tehditler karşısında zorunlu hale geliyor. ABD'nin Asya-Pasifik'e odaklanması, Avrupa'nın güvenlik yükünü artırırken, NATO içinde bir "Avrupa ayağı" oluşturulması tartışmaları yeniden alevleniyor. Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un "NATO beyin ölümü" ifadesi, bu tartışmaların sembolü haline gelmişti. Ancak zirve, ittifakın işlevselliğini kanıtlama ve ortak tehdit algısını netleştirme fırsatı sunuyor. Özellikle terörle mücadele, siber güvenlik ve enerji güvenliği gibi alanlarda iş birliği mekanizmalarının güçlendirilmesi bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
NATO zirvesine ev sahipliği yapan Türkiye, ittifak içinde kilit bir konumda. Türkiye, bir yandan Rusya ile S-400 krizi ve Doğu Akdeniz'deki gerilimler nedeniyle ABD ile sorunlar yaşarken, diğer yandan Avrupa'nın güvenlik arayışındaki rolünü güçlendiriyor. Zirve, Türkiye'nin NATO'daki stratejik önemini bir kez daha vurguluyor. Özellikle göç yönetimi, terörle mücadele ve enerji koridoru konularında Türkiye'nin pozisyonu, Avrupa için kritik hale geliyor. Türkiye, savunma harcamalarını artırma taahhüdünü sürdürürken, ABD'nin F-35 programından çıkarılması gibi konular gerginliğe yol açsa da, Ankara'nın ittifak içinde pragmatik bir denge politikası izlemesi bekleniyor. Bu zirve, Türkiye'nin Batı ittifakıyla ilişkilerini yeniden tanımlama potansiyeli taşıyor.