CNN'e göre, 2024'te Donald Trump'ın Beyaz Saray'a dönüşüne katkıda bulunan bir seçmen grubu, onu hızla terk ediyor. Anketçiler, bu demografik kitlenin kopuşunun Trump'ın başkanlığının siyasi temelini aşındırdığı uyarısında bulunuyor. Cumhuriyetçi Parti içindeki stratejistler, özellikle Latin kökenli seçmenler ve genç beyaz erkekler arasında yaşanan erozyonun, 2026 ara seçimleri ve 2028 başkanlık yarışı için ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirtiyor.
Trump'ı İktidara Taşıyan Koalisyon Dağılıyor
2024 başkanlık seçimlerinde Trump, Latin seçmenlerin yaklaşık yüzde 40'ını, genç erkek seçmenlerin ise yüzde 55'ini kazanarak dikkat çekici bir başarı elde etmişti. Ancak son anketler, bu grupların Trump yönetiminin ilk aylarındaki performansından memnun olmadığını gösteriyor. CNN'in aktardığı verilere göre, Latin seçmenler arasında Trump'ın onay oranı yüzde 30'un altına düştü; bu, göreve başladığındaki yüzde 45'lik seviyeden keskin bir düşüş.
Anketçiler, ekonomi politikalarının bu kopuşta başrol oynadığını vurguluyor. Enflasyonun yeniden yükselişe geçmesi, tarifelerin tüketici fiyatlarını artırması ve göçmen karşıtı sert söylemin Latin toplumunda yarattığı rahatsızlık, Trump'ın bu kesimlerdeki desteğini eritiyor. Özellikle imalat ve hizmet sektöründe çalışan Latin kökenli işçiler, artan yaşam maliyetinden şikayetçi.
Genç beyaz erkekler arasında da benzer bir hayal kırıklığı gözlemleniyor. Trump'ın 2024 kampanyasında vaat ettiği ekonomik canlanma ve 'Amerika'yı yeniden büyük yapma' söylemi, bu segmentte karşılık bulmuştu. Ancak işsizlik rakamlarındaki dalgalanmalar, konut kredisi faizlerinin yüksek seyretmesi ve öğrenci borçlarının affedilmemesi, bu grubun Trump'a olan güvenini sarsıyor.
Cumhuriyetçi Parti İçinde Panik Havası
Cumhuriyetçi Parti'nin önde gelen isimleri, bu erozyonun 2026 ara seçimlerinde sandalyeleri kaybetmelerine yol açabileceği endişesini taşıyor. Özellikle Florida, Teksas ve Arizona gibi kritik eyaletlerde Latin seçmenlerin oyu belirleyici konumda. Parti içindeki ılımlı kanat, Trump'ın göçmen politikalarını yumuşatması ve ekonomik mesajını yenilemesi çağrısı yapıyor. Ancak Trump'ın çekirdek tabanı, sert çizgiden taviz verilmesine karşı.
Anketçiler, bu kopuşun sadece Trump'a özgü olmadığını, Cumhuriyetçi Parti'nin genel olarak genç ve azınlık seçmenler nezdinde itibar kaybettiğini belirtiyor. Demokratlar ise bu fırsatı değerlendirmek için harekete geçmiş durumda; önde gelen Demokrat isimler, Latin toplumuna yönelik ekonomik adalet ve göç reformu vaatleriyle sahaya iniyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
ABD iç siyasetindeki bu çalkantı, küresel dengeleri de etkiliyor. Trump yönetiminin içeride artan baskılarla boğuşması, dış politikada daha agresif ve öngörülemez adımlar atmasına yol açabilir. Ticaret savaşları, NATO'ya yönelik tehditler ve Orta Doğu'daki angajmanlar, zayıflayan bir başkanın dikkat dağıtma stratejisi olarak görülebilir. Avrupa başkentleri, Washington'daki istikrarsızlığın transatlantik ilişkilere zarar vermesinden endişeli.
Latin Amerika ülkeleri ise ABD'nin göçmen politikalarındaki olası değişimleri yakından izliyor. Meksika ve Orta Amerika ülkeleri, Trump'ın seçmen kaybını telafi etmek için göçmen karşıtı söylemi daha da sertleştirmesinden korkuyor. Bu durum, bölgesel göç dalgalarını ve ekonomik iş birliklerini olumsuz etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump'ın seçmen tabanındaki erime, Türkiye-ABD ilişkileri açısından belirsizlik yaratıyor. İç siyasette zayıflayan bir Trump, Türkiye'ye yönelik politikalarında daha dengesiz adımlar atabilir. Özellikle F-35, S-400 ve YPG konularında Ankara'nın pozisyonu, Washington'daki güç mücadelesinden etkilenebilir. Öte yandan, ABD'nin içe kapanması, Türkiye'nin bölgesel inisiyatiflerini güçlendirmesi için alan açabilir. Ancak ekonomik dalgalanmalar ve ticaret savaşları, Türkiye'nin ihracatını ve finansal istikrarını riske atabilir. Türkiye, ABD'deki siyasi değişimi dikkatle izleyerek, hem NATO içindeki konumunu korumalı hem de alternatif iş birliklerini güçlendirmelidir.