Küba'nın başkenti Havana'da, su ve elektrik altyapısındaki ciddi arızalar nedeniyle dang humması, kolera ve diğer bulaşıcı hastalıklar hızla yayılıyor. Geçtiğimiz Salı günü, Havana'nın eski bölgesinde yaşayan ev hanımı Yuamilka Hechavarria, harap haldeki binasının sarnıcına su dolduğunda uyandı. Ancak bu su, içme suyu değil, kanalizasyon karışmış kirli suydu. Elektrik kesintileri nedeniyle su pompaları çalışmıyor, hastanelerde jeneratörler yetersiz kalıyor. Yetkililer, salgın riskinin arttığını kabul ederken, halk sağlığı uzmanları durumun kontrolden çıktığı uyarısında bulunuyor.
Altyapı Çöküşü ve Salgın Riskinin Artması
Küba, yıllardır süren ekonomik kriz, ABD yaptırımları ve pandeminin etkisiyle altyapı yatırımlarını sürdüremez hale geldi. Havana'nın su şebekesi, 1959 devriminden bu yana büyük ölçüde yenilenmedi. Boru hatlarındaki sızıntılar nedeniyle suyun %50'den fazlası kayboluyor. Elektrik şebekesi ise aşırı yüklenme ve bakımsızlık nedeniyle sık sık çöküyor. Son haftalarda günde 12 saati aşan elektrik kesintileri yaşanıyor. Bu koşullar, sivrisinek üremesini artırarak dang humması vakalarının patlamasına neden oldu. Sağlık Bakanlığı, Eylül ayında 3.000'den fazla dang vakası tespit edildiğini açıkladı; bu sayı geçen yılın aynı dönemine göre %300 artış anlamına geliyor. Kolera salgını da endişe verici boyutlara ulaştı; başkentteki birkaç mahallede görülen vakalar, temiz suya erişimin olmadığı bölgelerde hızla yayılıyor.
Havana Üniversitesi Halk Sağlığı Enstitüsü'nden Dr. Elena Martínez, "Su ve elektrik olmadan temel hijyen sağlanamaz. İnsanlar elleri yıkamıyor yıkamadığı için hastalıklar hızla yayılıyor" dedi. Hükümet, salgınla mücadele için acil önlemler aldığını duyurdu; ancak sahadaki sağlık ekipleri yetersiz. Hastanelerde ilaç ve tıbbi malzeme sıkıntısı had safhada. Bir doktor, "Dang ateşi için ağrı kesici bile bulamıyoruz. İnsanlar evde ölüyor" diyerek durumu özetledi.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Salgının Yayılma Riski
Küba'daki salgın, sadece ülke içi bir sorun olarak kalmayabilir. Karayipler'e kıyısı olan diğer ülkeler, özellikle de yakın komşu ABD ve Meksika, olası bir yayılma riskine karşı teyakkuzda. Dang humması ve kolera, sıcak iklimlerde hızla yayılabilen hastalıklar. Küba'ya seyahat eden turistler aracılığıyla virüsün diğer ülkelere taşınma olasılığı, bölge sağlık yetkililerini endişelendiriyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Küba'daki durumu izlediğini ancak henüz uluslararası acil durum ilan etmediğini bildirdi. Öte yandan, ABD yaptırımları nedeniyle Küba'nın ilaç ve tıbbi ekipman ithalatı zorlaşmış durumda. İnsani yardım kuruluşları, temiz su ve ilaç temini için çağrıda bulunuyor; fakat siyasi engeller nedeniyle yardımlar gecikiyor.
Uzmanlar, iklim değişikliğinin de salgını tetiklediğini belirtiyor. Artan sıcaklıklar ve düzensiz yağışlar, sivrisinek popülasyonunu artırıyor. Küba, bu yıl tarihinin en sıcak yazını yaşadı; sıcaklıklar 38 dereceyi aştı. Bu koşullar, su kaynaklarının buharlaşmasına ve kirlenmesine yol açıyor. Hükümet, su dağıtımını tankerlerle yapmaya çalışsa da yetersiz kalıyor. Halk, günlerce su bekliyor. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, insanların sokaklarda kuyu suyu aradığı görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küba'daki salgın, doğrudan Türkiye'yi etkilemese de küresel sağlık güvenliği ve insani diplomasi açısından önem taşıyor. Türkiye, son yıllarda Latin Amerika ve Karayipler ile ilişkilerini güçlendirme politikası izliyor. Küba'ya insani yardım göndererek bölgedeki etkinliğini artırabilir. Ayrıca, salgının yayılması halinde Türkiye'ye yönelik seyahat kısıtlamaları veya virüs taşınma riski gündeme gelebilir. Türk dış politikası, çok taraflı sağlık diplomasisi kapsamında WHO üzerinden destek sunabilir. Ekonomik olarak ise, Küba ile ticaret hacmi düşük olduğundan doğrudan bir etki beklenmez; ancak bölgesel istikrarsızlık, Türk iş insanlarının Karayipler'deki yatırımlarını olumsuz etkileyebilir.