ABD Başkanı Donald Trump, bağımsız Seçim Yardım Komisyonu'nun (EAC) kalan Demokrat üyelerini 13 Şubat 2025 Perşembe günü görevden aldı. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamaya göre, Başkan Trump, Komisyon üyeleri Benjamin Hovland ve Thomas Hicks'in görevine son verirken, Cumhuriyetçi üye Christy McCormick istifa etti. Bu hamle, Trump'ın seçim güvenliği konusundaki tartışmalı tutumunun bir devamı olarak yorumlanıyor.
Gelişmenin Arka Planı ve Seçim Güvenliği Tartışmaları
Seçim Yardım Komisyonu, 2002 yılında çıkarılan Help America Vote Act (HAVA) kapsamında oluşturulmuş bağımsız bir federal kurumdur. Komisyonun temel görevleri arasında seçim güvenliği standartlarını belirlemek, oy verme makineleri için test ve sertifikasyon süreçlerini yürütmek ve eyaletlere teknik destek sağlamak yer alıyor. Dört üyeli komisyonda iki Demokrat ve iki Cumhuriyetçi üye bulunuyordu.
Trump, daha önce de seçim güvenliği konusunda defalarca eleştirilerde bulunmuş, 2020 başkanlık seçimlerinde hile yapıldığına dair asılsız iddialar ortaya atmıştı. Bu söylemler, 6 Ocak 2021 Kongre Baskını gibi olayları tetiklemişti. Trump'ın bu yeni hamlesi, seçim güvenliği konusundaki kurumsal denetim mekanizmalarını zayıflatma girişimi olarak değerlendiriliyor.
Demokrat üyelerin görevden alınması, EAC'nin bağımsızlığına darbe olarak nitelendirilirken, Cumhuriyetçi çevreler bu kararı seçim sistemindeki ‘güvenlik açıklarını kapatmak’ adına gerekli bir adım olarak savunuyor. Hovland ve Hicks'in avukatları, görevden alınma işleminin yasal dayanağının sorgulanacağını belirtti; zira mevcut yasalara göre EAC üyeleri yalnızca “kötü davranış veya görevi ihmal” durumunda görevden alınabiliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Seçim Sistemlerine Güven Sarsılıyor mu?
ABD'deki bu gelişme, demokratik kurumlara olan güvenin erozyona uğradığı bir dönemde yaşanıyor. Özellikle 2020 sonrası artan seçim güvenliği tartışmaları ve eyaletlerin kendi yasalarını değiştirme girişimleri, ülkedeki seçim sürecine olan uluslararası güveni de etkileyebilir.
Avrupa Birliği ve diğer Batılı ülkeler, ABD seçim sistemindeki bu tür müdahaleleri yakından izliyor. Eğer komisyon üyelerinin keyfi şekilde görevden alınması yaygınlaşırsa, ABD'nin “kural temelli uluslararası düzene” bağlılığı sorgulanabilir. Ayrıca, bu tür hamleler, diğer ülkelerdeki otoriter liderlere benzer adımlar atmaları için meşruiyet zemini oluşturabilir.
Uzmanlar, seçim süreçlerine bağımsız kurumların yaptığı denetimin, demokrasinin işleyişi için hayati olduğunu vurguluyor. EAC'nin bağımsızlığını yitirmesi, eyaletler arası seçim standartlarının farklılaşmasına ve potansiyel olarak daha fazla anlaşmazlığa yol açabilir. 2024 başkanlık seçimlerinin arifesinde atılan bu adım, siyasi kutuplaşmayı daha da derinleştirme riski taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türk dış politikası açısından doğrudan bir sonuç doğurmasa da, ABD'nin iç siyasi istikrarı ve kurumsal demokrasisi üzerindeki etkileri nedeniyle Ankara tarafından dikkatle izlenmelidir. ABD'de seçim güvenliğine yönelik tartışmaların derinleşmesi, Türkiye ile ABD arasındaki stratejik diyaloğun yanı sıra, NATO ve diğer uluslararası platformlarda ABD'nin liderlik rolünü etkileyebilir. Ayrıca, ABD'deki bu tür kurumsal kırılmalar, Türkiye'nin kendi seçim sistemine yönelik olası dış eleştirileri savuşturmada kullanabileceği bir argüman olarak da görülebilir. Ancak uzun vadede, ABD'de seçim süreçlerine olan güvenin azalması, küresel demokrasi tartışmalarını etkileyecektir; bu durum, Türkiye dahil birçok ülkeyi dolaylı yoldan etkileyebilir.