ABD Başkanı Donald Trump, seçim güvenliğini sıkılaştırmayı hedefleyen SAVE Yasası (Safeguard American Voter Eligibility Act) için Kongre'ye sert bir ültimatom verdi. Trump, yasanın acilen yasalaşmasını talep ederken, Senato ise 13 Temmuz'a kadar konuyu gündemine almayacağını duyurdu. Bu gelişme, ABD siyasetinde seçim güvenliği tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
SAVE Yasası Nedir ve Neden Tartışmalı?
SAVE Yasası, federal seçimlerde oy kullanma hakkını yalnızca ABD vatandaşlarıyla sınırlandırmayı amaçlıyor. Yasa, oy verme sırasında vatandaşlık kanıtı sunulmasını zorunlu kılıyor. Cumhuriyetçiler, yasanın seçim güvenliğini artıracağını savunurken; Demokratlar, bunun azınlık ve düşük gelirli seçmenlerin oy kullanmasını engelleyeceğini belirtiyor. Trump, geçtiğimiz hafta yaptığı bir konuşmada, "Eğer SAVE Yasası'nı çıkarmazsak, seçimlerimiz asla güvende olmayacak" ifadelerini kullandı. Ancak Senato Çoğunluk Lideri Chuck Schumer, yasanın "seçmen baskılama aracı" olduğunu söyleyerek görüşmeleri erteledi.
Siyasi Kriz mi, Pazarlık mı?
Trump'ın ültimatomu, Kongre'de bütçe görüşmelerinin kilitlendiği bir döneme denk geldi. Beyaz Saray, yasanın geçmemesi durumunda hükümetin kapatılabileceği sinyalini verdi. Senato'daki 60 sandalyelik eşik, yasanın geçmesi için en büyük engel. Cumhuriyetçilerin 53 sandalyesi bulunurken, Demokratların çoğu yasaya karşı çıkıyor. Uzmanlar, bu durumun Kasım 2024 başkanlık seçimleri öncesinde siyasi bir krize yol açabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu iç siyasi gerilim, küresel güvenlik ve ekonomik istikrarı etkileyebilir. Türkiye, ABD ile savunma ve ticaret alanlarında önemli ilişkilere sahip. ABD'de olası bir hükümet kapatması, F-35 ve S-400 gibi hassas konulardaki müzakereleri geciktirebilir. Ayrıca, seçim güvenliği tartışmalarının ABD'nin dış politikada daha içe dönük olmasına yol açması, Türkiye'nin bölgesel çıkarlarını dolaylı olarak etkileyebilir. Ankara, bu gelişmeleri yakından takip ediyor.