Başkan Donald Trump, Kongre'de geçme şansı neredeyse sıfır olan 'Safeguard American Voter Eligibility (SAVE America) Act' adlı yasa tasarısını geçirmek için zorlu bir mücadele yürütüyor. Beyaz Saray içinde bile anlaşılamayan bu çaba, Trump'ın siyasi enerjisinin büyük bir kısmını neden böyle bir yasaya harcadığı sorusunu gündeme getiriyor. Trump ve ekibi, asıl amacın yasanın geçmesi değil, kamuoyunda seçim güvenliği konusunda bir tartışma yaratmak olduğunu ima ediyor. Ancak bu strateji, bazı Cumhuriyetçi senatörler arasında bile rahatsızlık yaratmış durumda.
Yasanın İçeriği ve Mevcut Durum
SAVE America Act, federal seçimlerde oy kullanmak için vatandaşlık kanıtının zorunlu kılınmasını öngörüyor. Tasarı, seçmen kimlik yasalarını daha da sıkılaştırmayı ve eyaletlerin seçmen listelerini federal veritabanlarıyla karşılaştırmasını zorunlu hale getirmeyi içeriyor. Destekçileri, bu düzenlemenin seçim güvenliğini artıracağını ve yabancıların oy kullanmasını engelleyeceğini savunuyor. Karşıtları ise bunun, azınlık seçmenlerinin katılımını bastırmak için tasarlanmış bir 'seçmen bastırma' yasası olduğunu söylüyor. Tasarı şu anda Senato'da, geçmesi için gereken 60 oyluk eşiğin çok altında bir desteğe sahip. Demokratlar oybirliğiyle karşı çıkarken, bazı Cumhuriyetçiler de yasanın gereksiz olduğunu düşünüyor.
Trump'ın bu yasayı öncelik haline getirmesinin birkaç olası nedeni var. İlk olarak, 2020 seçimlerinin 'çalındığı' iddiasını canlı tutmak istiyor. Bu yasa, Trump'ın seçmen sahtekarlığı konusundaki söylemine yasal bir zemin kazandıracak. İkincisi, 2022 ara seçimlerinde Cumhuriyetçilerin seçmen katılımını kısıtlamaya yönelik taleplerini karşılıyor. Ancak bazı analistler, bu çabanın daha çok bir 'gösteri' olduğunu düşünüyor. 'Trump aslında yasanın geçmeyeceğini biliyor, ancak bu sayede Demokratları korumasız seçimler konusunda sıkıştırabiliyor ve kendi tabanına mesaj veriyor' diyor.
Tepkiler ve Siyasi Boyut
Demokratlar, yasayı 'Seçmen Hakları Yasası'na yönelik bir saldırı olarak nitelendiriyor. Başkan Biden yaptığı açıklamada, 'Bu yasa, milyonlarca Amerikalının oy kullanma hakkını kısıtlamak için atılmış pervasız bir adımdır. Sözde seçim güvenliği, aslında seçimleri manipüle etmeye yönelik bir perdedir' dedi. Sivil toplum örgütleri de yasaya karşı kampanya başlattı. ACLU, yasanın özellikle siyahi ve Latin kökenli seçmenleri orantısız şekilde etkileyeceğini belirtiyor. Öte yandan, Trump'ın sert muhafazakar tabanı arasında yasa popülerliğini koruyor. 'Save America' sloganı, 6 Ocak 2021'de Kongre baskınını gerçekleştiren gruplar tarafından da kullanılmıştı. Bu bağlam, yasanın sembolik anlamını güçlendiriyor ancak aynı zamanda bölünmeyi derinleştiriyor.
Uzmanlara göre, yasanın bu haliyle geçme şansı bulunmuyor. Ancak Trump yönetimi, yasa üzerindeki tartışmaları kullanarak seçim güvenliği konusunu 2024 başkanlık seçimlerine taşımayı hedefliyor. Cumhuriyetçi stratejistler, bu konunun seçmenleri sandığa çekmede etkili olduğunu, özellikle de Trump'ın sadık destekçileri arasında. Bu arada, yasa Kongre'de tartışılırken, bazı eyaletler kendi seçmen kimlik yasalarını sıkılaştırmaya devam ediyor. Son olarak Georgia, 2020'deki tartışmalı seçimlerin ardından seçmen kanununda önemli değişiklikler yaptı. Bu eyalet düzeyindeki değişiklikler, ulusal düzeydeki yasa tartışmalarıyla birleşince, ABD'de seçim sisteminin geleceği konusundaki endişeleri artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki seçim güvenliği tartışmaları doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, küresel demokrasi ortamına etkileri bakımından önemlidir. ABD'nin seçim sistemine duyulan güvenin azalması, yabancı seçim müdahalesi iddialarının yaygınlaşmasına yol açabilir. Bu durum, Türkiye'nin de içinde bulunduğu benzer suçlamaların olduğu ülkelerde siyasi istikrarı etkileyebilir. Ayrıca, Trump'ın seçim sürecine yönelik söylemleri, ABD iç siyasetindeki kutuplaşmayı derinleştirerek Türkiye-ABD ilişkilerinde beklenmedik sonuçlar doğurabilir. Ankara, bu tür tartışmaların iki ülke arasındaki işbirliğine gölge düşürmemesini ummaktadır.